​Makâm-ı İbrahim❗️



​Makâm-ı İbrahim: Bir Taşın Hatırası Değil, Bir Duruşun İnşası

​Kur’an-ı Kerim, kavramlarını çoğu zaman tarihin içine hapsolmuş nesneler üzerinden değil, bugüne sarkan canlı bilinç durumları üzerinden inşa eder. Bu kavramların en başında gelenlerden biri de Makâm-ı İbrahim’dir. Geleneksel algıda bu ifade, Kâbe’nin yanındaki fiziksel bir objeye indirgenmiş olsa da; Kur’an merkezli bir okuma, bize donmuş bir "taş" değil, yaşayan bir "imam-cemaat" ilişkisi ve bir "eylem bilinci" sunar.

​1. İmam Olarak İbrahim (Öncü Model)

​Bakara Suresi 124. ayette Allah, İbrahim’i (as) ağır imtihanlardan geçirdikten sonra şöyle buyurur: "Seni insanlara imam kılacağım." Bu ifade, İbrahim’in sadece tarihsel bir figür değil, kıyamete kadar sürecek bir prototip/model olduğunun tescilidir. İbrahim; şirke, zulme ve putperestliğe karşı tek başına ayağa kalkan (kıyam eden) bir "ümmet"tir.

​2. "Makâm" Nedir? (Konumlanma Bilinci)

​"Makâm" kelimesi, kök olarak "kāme" (ayağa kalkmak, dikilmek) fiilinden gelir. Bu bağlamda Makâm-ı İbrahim; İbrahim’in hayatı boyunca sergilediği o sarsılmaz duruşun, tevhid mücadelesinin ve teslimiyetinin ulaştığı zirve noktasıdır. * Bu bir taş değildir; bir seviyedir. * Bir koordinat değildir; bir tavırdır.

​3. "Musallâ Edinmek": İbrahimî İzden Gitmek

​Bakara 125’teki "Makâm-ı İbrahim’den bir musallâ edinin" emri, bu eylem birliğinin merkezidir.

  • Musallâ, salâtın (bağ kurmanın ve destek olmanın) gerçekleştirildiği zemin demektir.

  • ​Bu emir şu anlama gelir: Hayatınızın merkezine, ibadetlerinizin kalbine ve eylemlerinizin temeline İbrahimî duruşu yerleştirin. İbrahim hangi ilkeler üzerine dikildiyse, siz de hayatınızı o ilkeler üzerine inşa edin.

​4. Musallîn: İbrahim'in Safındaki Müminler

​Kur’an’da hakkıyla "salât edenler" (musallîn), İbrahim’in açtığı o tevhid çığırında saf tutanlardır. İbrahim bir "imam" (önder) ise, musallîn o imama uyan cemaattir. Bu takip ediş, fiziksel bir taklit değil; İbrahim’in yıktığı putları bugün kendi hayatında yıkmak, onun kurduğu "Beyt" (emniyet evi/sistemi) idealini bugün hayata taşımaktır.

​Sonuç: Bilinçte Yeniden Ayağa Kalkış

​Kur’an’ın perspektifinden bakıldığında Makâm-ı İbrahim;

  • Tevhidin sarsılmaz kalesidir.
  • Kıyamın (ayağa kalkışın) meşalesidir.
  • Teslimiyetin en yüksek mertebesidir.

​Dolayısıyla mesele, bir taşın kutsanması değil; İbrahim gibi durabilme makamına yerleşebilmektir. Makâm-ı İbrahim’i musallâ edinmek; bir "iz" sürmektir. 

Bu iz, toprak üzerindeki bir ayak izi değil, hakikat yolundaki bir yol izidir. Gerçek bir "musallî" (salât eden/destekçi) olabilmenin yolu, İbrahimî bilincin durduğu o sarsılmaz makamdan hayata bakabilmektir.

UYARI / HATIRLATMA


Bu metinlerde yer alan görüş, yorum ve çıkarımlar, beşerî çabanın bir ürünüdür.

Lütfen her ifadeyi Kur’an’ın bütünüyle değerlendirin; ayetlerin rehberliğinde tartın, ölçün ve doğrulayın. 

Hakikatin tek ölçüsü Allah’ın kitabıdır. Yanlış varsa bize, doğru varsa Allah’a aittir.

Diğer kategorize edilmiş yazılarımıza aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz

Yorumlar

Öne çıkan Makaleler

Kurana göre Sevgi ile Aşk ❤

YASAK MEYVE ? 🍎

Habibullah demek ŞİRKTİR 📣