Sekar: Levha, Ateş ve Kaçışı Olmayan İlâhî İşleyiş



Sekar: Levha, Ateş ve Kaçışı Olmayan İlâhî İşleyiş

Bilinen Bir Olgu – Açığa Çıkan Bir Hakikat

Kur’ân’da cehennem anlatımı, salt bir korkutma dili değil; insanın hakikatle zorunlu yüzleşmesini sağlayan çok katmanlı bir işleyiş olarak sunulur. Bu anlatımın merkez kavramlarından biri, yalnızca Müddessir Suresi’nde geçen **“Sekar”**dır. Sekar, Kur’ân’ın başka ayetlerinde dağıtılmış cehennem tasvirlerini kendisinde toplayan, onları anlamlandıran çekirdek bir kavram niteliği taşır.

Müddessir 31’de özellikle şu ifade yer alır:

“Bu (19), kendilerine kitap verilenlerin kesin bilgi edinmesi içindir…”

Bu cümle, Sekar anlatısının muhatap kitlesinin herkesle aynı olmadığını açıkça ortaya koyar. Burada Kur’ân, Ehl-i Kitap’a özgü bir tanınırlık alanına hitap eder.


1. Sekar’ın Temel Niteliği: “Ne Bırakır Ne Yok Eder”

Sekar, Müddessir 28–29’da şöyle tanımlanır:

“Ne bırakır ne de yok eder.
Beşer için levvâhadır.”

Bu ifade, Kur’ân’daki diğer cehennem ayetleriyle birlikte okunduğunda önemli bir hakikati açığa çıkarır:
Sekar tamamen tüketen bir ateş değildir; fakat etkisiz de değildir. O, kişinin hakikatini sabitler ve görünür kılar.

Nisâ 56 bu işleyişi açıklar:

“Derileri her yanıp döküldükçe, azabı tatsınlar diye onlara başka deriler değiştiririz.”

Burada ateş:

  • Yok edici değildir,

  • Süreksiz değildir,

  • Rastgele değildir.

Bu, açık alanda yanan bir ateş değil; kontrollü, sürekliliği olan bir sistemdir.


2. Sekar ve “Kapalı Ateş” Tasviri: Kaçışı Olmayan Yapı

Kur’ân cehennemi defalarca kapalı ve kuşatıcı bir mekân olarak anlatır:

“Onların üzerine kapatılmış bir ateştir.” (Hümeze 8)

“Onun yedi kapısı vardır.” (Hicr 44)

Kapı vurgusu şunu gösterir:
Bu ateş bir alanın içinde tutulur. Açıkta yanan, kaçılabilir bir ateş değil; içine girildiğinde çıkışı olmayan bir yapı söz konusudur.

Bu, Sekar’ı modern ifadeyle söyleyecek olursak, kaçışı olmayan bir fırın benzetmesine yaklaştırır.


3. Üstten ve Alttan Ateş: Homojen Isı Alanı

Zümer 16’da cehennem şöyle tasvir edilir:

“Onların üstlerinden ateşten gölgelikler, altlarından da ateşten döşekler vardır.”

Bu ayet, ateşin tek yönlü olmadığını bildirir. Isı:

  • Yukarıdan,

  • Aşağıdan,

  • Çevreleyici biçimde

etki eder. Bu özellik, fırın yapısının temel niteliğidir. Ateş bir cepheden değil, her yönden işler.

Sekar, bu çok yönlü kuşatmanın merkezî işleyiş adıdır.


4. Sekar – Levvâha – Levh İlişkisi

“Levvâha” kelimesi, sadece “deriyi kavuran” anlamına indirgenemez. Kök itibarıyla yüzey, iz bırakma ve görünür kılma anlamlarını taşır. Bu yönüyle Sekar, Kur’ân’daki “levh” kavramıyla örtüşür.

A’râf 145’te şöyle denir:

“Musa için levhalar üzerine her şeyi yazdık…”

Tarihsel olarak bilinen şudur:
Kadim dünyada yazı, kil levhalar üzerine yazılır, ardından ateşle fırınlanarak kalıcı hâle getirilirdi. Ateş burada yok edici değil; bilgiyi sabitleyen bir unsur olarak kullanılırdı.

İşte Sekar’ın:

  • “Ne bırakır ne yok eder” oluşu,

  • “Levvâha” oluşu

bu tarihsel olguyla birebir örtüşür.


5. Ehl-i Kitap İçin Tanıma, Ümmî Toplum İçin Delil

Mekke toplumu:

  • Yazı kültürü sınırlı,

  • Kil levha geleneğinden uzak,

  • Sözlü kültüre dayalı

bir yapıdaydı. Kur’ân, Nebî’yi de bu bağlamda tanımlar:

“Sen daha önce bir kitap okumuyor, elinle yazmıyordun.” (Ankebût 48)

Dolayısıyla Sekar’ın ateş-levha ilişkisi:

  • Ehl-i Kitap için tanıdık bir tarihsel çağrışım,

  • Ümmî toplum için açıklaması olmayan bir hakikat

olarak ortaya çıkar.

Müddessir 31’in “Ehl-i Kitap kesin bilgi edinsin diye” demesi tam burada anlam kazanır.


6. Cennet Bahçe, Sekar Fırın Mantığıdır

Kur’ân’ın dili dikkat çekicidir:

  • Dünya için tanıdık ve arzulanan bir ödül olarak cennet (bahçe) benzetmesi kullanılır.

  • Aynı şekilde cehennem için, insanlık hafızasında yer etmiş ocak, tandır, fırın mantığı işletilir.

Tûr 14’te şöyle denir:

“İşte bu, yalanlamakta olduğunuz cehennemdir.”

Yani cehennem, sonradan icat edilmiş bir korku değil; dünyada bulunan, fakat hakikatte ondan çok daha kuşatıcı bir yüzleşme alanıdır.


7. Sekar Bir Azap Değil, Bir İşleyiştir

Bütün bu ayetler birlikte okunduğunda ortaya çıkan sonuç şudur:

Sekar;

  • Sadece yakmaz,

  • Sadece cezalandırmaz,

  • Sadece yok etmeye çalışmaz.

Sekar, insanın hakikatini açığa çıkaran, ne eksilten ne de tamamen tüketen, geri dönüşsüz bir ilâhî işleyiştir.

Bu yüzden Kur’ân aynı ayetle iki kitleye hitap eder:

  • Ehl-i Kitap’a: “Hatırlatır.”

  • Ümmî topluma: “Öğretir.”

Sekar, biri için tanıma; diğeri için delildir.

Ve Kur’ân, cehennemi bile gelişi güzel değil;
bilgi, yüzleşme ve adalet ekseninde anlatır.

***

Kamer 48. ayet: O Gün yüz üstü sürülerek ateşe atılırlar. "Sekar'ın dokunuşunu tadın!"

  • Kamer: “Saat yaklaştı”

  • Müddessir: “Kalk ve uyar”

İki sure de:

  • erken uyarı sistemi gibi çalışır

  • Henüz geri dönüş mümkündür

  • Sekar henüz “son” değil, sondan önceki alarmdır.

Ve en doğrusunu elbette Allah bilir.


UYARI / HATIRLATMA


Bu metinlerde yer alan görüş, yorum ve çıkarımlar, beşerî çabanın bir ürünüdür.

Lütfen her ifadeyi Kur’an’ın bütünüyle değerlendirin; ayetlerin rehberliğinde tartın, ölçün ve doğrulayın. 

Hakikatin tek ölçüsü Allah’ın kitabıdır. Yanlış varsa bize, doğru varsa Allah’a aittir.

Diğer kategorize edilmiş yazılarımıza aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz

Yorumlar

Öne çıkan Makaleler

Kurana göre Sevgi ile Aşk ❤

YASAK MEYVE ? 🍎

Habibullah demek ŞİRKTİR 📣