Bilinemezliğin Estetiği ve Gizli Tutulan Mutluluk
Bilinemezliğin Estetiği ve Gizli Tutulan Mutluluk
Kur’an-ı Kerim cenneti anlatırken çoğu zaman insanın duyularına hitap eder: Altından ırmaklar akan bahçeler, gölgeler, meyveler, ipekler, eşler… Bu tasvirler, insanın aşina olduğu mutluluk kalıpları üzerinden bir teşviktir.
Fakat Secde Suresi 17. ayete gelindiğinde dil değişir, tasvir susar, hayal kırılır:
“Yaptıklarına karşılık olarak, onlar için saklanan göz aydınlıklarını (قُرَّةِ أَعْيُنٍ) hiçbir nefis bilemez.” (32/17)
1. Tasavvuru Aşan “Nefis” Vurgusu
Ayet şöyle başlar:
فَلَا تَعْلَمُ نَفْسٌ“Hiçbir nefis bilemez…”
Buradaki “nefis” kelimesi belirsizdir (nekre). Bu, sadece başkasının senin ödülünü bilmeyeceği anlamına gelmez; insanın bizzat kendisinin de neye kavuşacağını tasavvur edemeyeceğini bildirir.
“Seni kendi hayal gücünün sınırlarından kurtaracağım.Sana, senin bile akıl edemeyeceğin bir sürpriz hazırladım.”
Bu yüzden Secde 17 bir bilinmezlik manifestosudur.
2. “Uhfiye”: Kutsal Bir Sır Olarak Saklanan Ödül
Ayetin devamında:
أُخْفِيَ لَهُمْ“Onlar için saklandı…”
Bilerek saklandı demektir.
Kur’an’da inci için kullanılan “meknûn” (sedefinde saklı) kelimesini hatırlayalım. Değerli olan, ortalıkta teşhir edilmez; korunur, saklanır.
Peki neden saklı?
Çünkü bu ödül bir “hazine”dir.
Burada ilahi eğitim boyutu devreye girer:
-
İnsan bildiği şey için çalıştığında bir “işçi” gibidir.
-
Ama ne olduğunu bilmediği, sadece Sahibine güvendiği bir vaat için çabaladığında “âşık” olur.
Secde 17, amel ile Allah arasına pazarlık değil, güven koyar.
3. Gece ile Kurulan Zarif Simetri
Bu ayet, bir önceki ayetten kopuk değildir:
“Yanları yataklardan uzaklaşır; korku ve umutla Rablerine dua ederler…” (32/16)
Sonra gelir 17. ayet:
“Hiçbir nefis bilemez…”
Burada olağanüstü bir simetri vardır:
-
Kul gecede gizlenir.
-
Amel gizlidir.
-
Ödül de gizlidir.
4. “Kurretu A’yun”: Gözün Serinlemesi
“Kurretu a’yun” ifadesi Arapçada derin bir metafordur. Çöl sıcaklığında göz yanar; huzur geldiğinde serinler.
Bu ifade Kur’an’da:
-
Hz. Musa’nın annesi için (Kasas 13),
-
Müminlerin aile duasında (Furkan 74),
-
Ve burada geçer.
Bu, sıradan mutluluk değil; varoluşsal huzurdur.
Fakat burada vaat edilen “göz aydınlığı”:
-
Bakmaktan yorulmayan,
-
Alışkanlık üretmeyen,
-
Eksilmeyen bir huzurdur.
Belki de en büyük mutluluk şudur:
“Artık kaybetmeyeceksin.”“Artık korkmayacaksın.”“Artık eksilmeyeceksin.”
İnsan bunu dünyada hiç deneyimlemediği için tahayyül edemez.
5. Arzu Paradoksu: İstediğini Değil, İstemeyi Bilmediğini Almak
Kur’an başka yerlerde şöyle der:
“Onlar için orada canlarının çektiği her şey vardır.” (Fussilet 31)
Fakat Secde 17 bundan öte bir alan açar.
Buradaki vaat şudur:
“Sana istediğini değil,istemeyi bile bilmediğin bir şeyi vereceğim.”
6. “Cezâen bimâ kânû ya’melûn”: Emeğin Mutlak Değeri
Ayet şu ifadeyle biter:
“Yaptıklarına karşılık olarak…”
“Ceza” kelimesi Arapçada bir kabı tam dolduran karşılık demektir.
Hepsi o saklı hazinenin içine eklenen damlalardır.
Bu, emeğin görünmediği yerde bile kaydedildiğinin ilanıdır.
7. Bilinmezliğin Estetiği
Çünkü bazı gerçekler anlatılarak küçülür.
Bu ayet bize şunu fısıldar:
-
Dünyanın gürültüsünde duyulmayan feryatların,
-
Karanlıkta dökülen yaşların,
-
Gösterişsiz iyiliklerin
karşılığı, yine bu dünyanın kelimeleriyle ifade edilemeyecek bir sır olarak kalacaktır.
Sonuç: İlahi Bir Sürpriz
Bu ayet, insanın hayal gücünü değil, güvenini sınar.
Ve cevap gelir:
“Hiçbir nefis bilemez…”
UYARI / HATIRLATMA

Yorumlar
Yorum Gönder