Hakikati Geçmişe Hapsetme Yanılgısı

 


Hakikati Geçmişe Hapsetme Yanılgısı

“Esâtîru’l-Evvelîn” ve Hal Dili-

Kur'an-ı Kerim’de dokuz yerde geçen “Esâtîru’l-evvelîn” (Eskilerin Masalları) ifadesi, sadece inkârcıların polemik cümlesi değildir. Bu söz, vahiy karşısında kapanmış bir bilincin, sorumluluktan kaçan bir iradenin ve paslanmış bir kalbin hal dilidir.

Kur’an bu cümleyi tarihsel bir kayıt olarak değil; insanın hakikat karşısındaki savunma mekanizmasını teşhir etmek için nakleder.


1. Aynı Zihniyetin Farklı Cümleleri

Kur’an’da bu ifade ve benzerleri birlikte okunduğunda bir zihniyet haritası ortaya çıkar:

  • Mutaffifîn 13:
    “Ona âyetlerimiz okunduğu zaman: ‘Eskilerin masalları’ der.”
    Ardından teşhis gelir:
    “Hayır! Bilakis kazandıkları kalplerinin üzerine pas olmuştur.” (14)

  • Nahl 24:
    “Rabbiniz ne indirdi?” denildiğinde: “Öncekilerin masalları.” derler.

  • En’âm 25:
    “Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir.”

Bunlara paralel olarak başka kalıplar da vardır:

  • “Bu apaçık bir sihirdir.”

  • “Bu uydurulmuş bir yalandır.”

  • “Bir insan ona öğretiyor.”

  • “Biz atalarımızı böyle bulduk.”

Cümleler farklıdır; fakat psikoloji aynıdır.


2. “Masal” Etiketinin Psikolojisi

Bir hakikate “masal” demek basit bir küçümseme değildir. Bu söz üç temel hâlin dışavurumudur:

A) Sorumluluktan Kaçış

Hakikat dönüştürür.
Vahiy hesap, adalet ve değişim talep eder.

Masal ise dinlenir ve geçilir; bağlayıcı değildir.

Bir şeyi “masal” kategorisine koymak, onu hayatın otoritesi olmaktan çıkarmaktır.

Bu nedenle “masal” demek aslında şudur:

“Bu çağrı beni değiştirmesin.”


B) Hakikati Tarihselleştirerek Etkisizleştirme

“Eskilerin” vurgusu bilinçlidir.

Bu söylem iki şeyi hedefler:

  1. İlâhî kaynağı zayıflatmak

  2. Evrenselliği kırmak

Vahyi geçmişe hapsetmek, onu bugünün dışına itmektir.
Sonsuzu, tarihin bir köşesine kilitleme çabasıdır.

Oysa Kur’an kendini tarihsel bir metin olarak değil;
her an hitap eden bir ilahî söz olarak sunar.


C) Kalbin Paslanması (Rân)

Mutaffifîn 14’teki teşhis çarpıcıdır:

Sorun ilmi değil; ahlâkîdir.

Yani İnkâr, bilgi eksikliğinden değil;
yaşam biçiminden doğar.

Kişinin sürekli tercihleri, kalbinde bir örtü oluşturur.
Bu örtü oluştuğunda, nur rahatsız edici hale gelir.

Böylece dil, kalbin durumunu tercüme eder.


3. Hal Dili: Sözün Arkasındaki Eylem

Kur’an’ın yöntemi dikkat çekicidir:

Önce inkâr cümlesini aktarır.
Ardından hâlin kaynağını açıklar.

Bu bize şunu öğretir:

İnsan önce hâlini inşa eder, sonra cümlesini kurar.

“Masal” diyen kişi aslında:

  • Hesap fikrinden kaçmaktadır.

  • Hayat düzenini korumak istemektedir.

  • Kendisini merkeze almak istemektedir.

Bu yüzden mesele bir tefsir problemi değil;
bir karakter ve samimiyet problemidir.


4. Gelenek Siperine Sığınmak

“Biz atalarımızı böyle bulduk.” ifadesi de aynı zihniyetin başka bir formudur.

Burada da düşünme askıya alınır.
Hakikat yerine alışkanlık konur.

Böylece kişi, sorumluluğunu geçmişe devreder.


5. Modern Dönemde Halin Devamı

Bugün “Eskilerin masalları” cümlesi birebir kullanılmasa da, hal sürmektedir:

  • “Bu çağda böyle şeyler mi olur?”

  • “Din sosyolojik bir olgudur.”

  • “Hepsi kültürel miras.”

  • “Bunlar mitolojik anlatılar.”

Kelimeler değişir; psikoloji değişmez.

Vahyin evrensel çağrısı, modern etiketlerle etkisizleştirilmeye çalışılır.


6. Bir Körlük Değil, Ahlâkî Bir Tercih

Kur’an’ın temel vurgusu şudur:

İnkâr çoğu zaman bilmemekten değil;
bilmek istememekten kaynaklanır.

Bu yüzden Kur’an inkârcıları sürekli düşünmeye çağırır:

  • Akletmez misiniz?

  • Görmez misiniz?

  • İşitmez misiniz?

Demek ki problem kapasite değil; yönelimdir.


Sonuç: Masal Diyen Kalbin Fotoğrafı

“Esâtîru’l-evvelîn” ifadesi, bir polemik cümlesi değil;
hakikatten kaçan kalbin teşhis raporudur.

Bu söz şunu ilan eder:

“Ben değişmek istemiyorum.”

Kur’an bu cümleyi naklederken aslında mümine ayna tutar:

  • Ben vahyi işittiğimde içimde bir direnç oluşuyor mu?

  • Hakikati konfor alanıma göre mi değerlendiriyorum?

  • Sorumluluk çağrısını etiketleyerek etkisizleştiriyor muyum?

Çünkü asıl mesele şudur:

Vahiy okunduğunda dil ne der?
Ama daha önemlisi: Kalp ne hâldedir?

“Eskilerin masalları” demek,
ezelî olanı tarihe gömmeye çalışmaktır.

Oysa hakikat ne eskir ne de modası geçer.
Eskileyen, onu reddeden kalptir.

UYARI / HATIRLATMA


Bu metinlerde yer alan görüş, yorum ve çıkarımlar, beşerî çabanın bir ürünüdür.

Lütfen her ifadeyi Kur’an’ın bütünüyle değerlendirin; ayetlerin rehberliğinde tartın, ölçün ve doğrulayın. 

Hakikatin tek ölçüsü Allah’ın kitabıdır. Yanlış varsa bize, doğru varsa Allah’a aittir.

Diğer kategorize edilmiş yazılarımıza aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz

Yorumlar

Öne çıkan Makaleler

Kurana göre Sevgi ile Aşk ❤

YASAK MEYVE ? 🍎

Habibullah demek ŞİRKTİR 📣