Sekar, Kamer ve On Dokuz
Sekar, Kamer ve On Dokuz:
Müddessir Suresi’nde Zaman, Yazı ve İlahi Ölçünün Gizli Hafızası**
Özet
Bu makale, Kur’ân’ın Müddessir Suresi’nde yer alan “üzerinde on dokuz vardır” (74:30) ifadesini, klasik tefsirlerdeki dar çerçevenin ötesine taşıyarak; zaman (Kamer), ateş (Sekar), yazı (levh), harf, melek ve imtihan ekseninde bütüncül bir okuma önermektedir. Çalışma, Mezopotamya yazı geleneği ve kil tabletlerin ateşle kalıcılaştırılması pratiğini dikkate alarak, 19 sayısının matematiksel bir veri değil; vahyin tarihsel hafızasına, bilginin yazımsal taşıyıcılığına ve ilahi düzenin ölçülülüğüne işaret eden semantik bir eşik olduğunu savunmaktadır.
1. Giriş: Müddessir Suresi ve Ayıklayıcı Dil
Müddessir Suresi, Kur’ân’ın erken döneminde inmiş; uyarı, yüzleştirme ve ayıklama işlevi yüksek bir metindir. Sure, “Ey örtüsüne bürünen, kalk ve uyar” hitabıyla başlar ve insanı, örtülerini kaldırmaya zorlayan bir bilinç sürecine sokar. Bu bağlamda surede geçen her unsur, bilgi vermekten çok tavır açığa çıkarma işlevi görür.
Bu unsurların en dikkat çekicilerinden biri, 74:30’da geçen 19 sayısıdır. Bu sayı, Kur’ân’da nadir görülen bir açıklıkla verilir; ancak neyin üzerinde olduğu bilinçli olarak belirtilmez. Bu suskunluk, ayetin semantik alanını genişletmekte ve okuyucuyu bağlamla düşünmeye zorlamaktadır.
2. Sekar: Yok Eden Ateşten Açığa Çıkaran Fırına
Müddessir Suresi’nde cehennem için kullanılan Sekar (سقر) kelimesi, s-q-r kökünden gelir ve “yakmak, kavurmak, iz bırakmak” anlamlarını taşır. Ancak sure Sekar’ı, her şeyi yok eden bir ateşten ziyade:
“Ne bırakır ne de esirger” (74:28)
şeklinde tanımlar. Yani Sekar, örtmez; açığa çıkarır.
Bu tanım, Mezopotamya yazı geleneğinde kil tabletlerin yazıldıktan sonra ateşte pişirilerek kalıcı hale getirilmesi pratiğiyle dikkat çekici bir paralellik arz eder. Ateş burada yok edici değil; bilgiyi sabitleyici bir unsurdur.
3. Levvâha, Levh ve Beşer: Yüzey, İz ve Yazı
“Levvâhatun lil-beşer” (74:29) ifadesinde geçen levvâha, l-w-ḥ kökünden türemiştir ve “yakıp parlatan, yüzeyi ortaya çıkaran” anlamına gelir. Aynı kökten gelen levh (لوح) ise yazının kaydedildiği yüzeyi ifade eder.
Ayette geçen beşer (بشر) kelimesi ise yalnızca “insan” değil; aynı zamanda “derisi görünen, yüzeyi olan varlık” anlamını taşır. Bu üç kavram birlikte okunduğunda, Sekar’ın yaktığı şeyin yalnızca insan bedeni değil; iz tutan bir yüzey, yani bir yazı levhası olabileceği ihtimali güçlenir.
Bu bağlam, A‘râf 145’te Mûsâ’ya verilen levhalarla doğrudan irtibatlıdır:
“Musa için öğütten ibaret olan her şeyi levhalara yazdık.”
4. “Üzerinde 19 Vardır”: Nesnesi Söylenmeyen Bir Ölçü
Müddessir 30. ayette geçen “‘aleyhâ tis‘ata ‘aşar” ifadesi, dikkat çekici biçimde nesnesizdir. Ayet, “ne üzerinde?” sorusunu cevapsız bırakır. Bu durum, 19’un yalnızca cehenneme değil; önceki ayetlerde inşa edilen semantik zemine ait olduğunu düşündürür.
Sekar, levvâha ve beşer bağlamı birlikte ele alındığında, 19’un:
-
Yüzeyi olan,
-
İz tutan,
-
Yazıyla ilişkilibir yapı üzerinde bulunduğu yorumu anlamlı hale gelir.
5. Tarihsel Hafıza: Mezopotamya Yazı Sistemi ve 19 Harf
Mûsâ peygamberin yaşadığı dönemde Mezopotamya’da hâkim olan yazı geleneği, Sümerce ve Akatça temellidir. Akatça yazı sisteminin 19 sessiz harften oluştuğu, tarihsel olarak bilinmektedir.
Bu veri, Müddessir’deki 19’u:
-
Matematiksel bir gizem olmaktan çıkarıp,
-
Yazı sistemine ait bir ölçü olarak okumaya imkân tanır.
Bu durumda “üzerindeki 19”, levha üzerindeki harf düzenine işaret ediyor olabilir. Ateş (Sekar) ise bu harfleri yok etmek için değil; kalıcılaştırmak için devrededir.
6. Melek, Melik ve Harf: İlahi Düzenin Taşıyıcıları
Müddessir 31. ayet, 19 ile melekleri doğrudan ilişkilendirir:
“Ateşin sahiplerini ancak melekler yaptık.”
Melek (ملك) ve Melik (ملك) kelimeleri aynı kökten gelir. Melik, hüküm ve düzenin sahibi; melek ise bu düzenin uygulayıcısıdır. Kur’ân’da meleklerin vahyi taşıdığı ve yazıyla ilişkili olduğu açıkça belirtilir (Abese 15–16).
Bu çerçevede:
-
Harfler, ilahi bilginin en küçük taşıyıcılarıdır
-
Melekler, bu bilginin ileticileridir
-
Melik ise bu düzenin sahibidir
19, bu sistemde bilginin ölçüsü ve düzenleyici sınırı olarak işlev görür.
7. Kamer ve 19: Zamanın Şahidi ve Zamanın Kaydı
Müddessir’de 19’dan hemen sonra gelen yemin dikkat çekicidir:
“Aya andolsun…” (74:32)
Ay (Kamer), insanlık tarihinin en eski zaman ölçüsüdür. Takvim, döngü ve sayım ay üzerinden yapılır. Bu bağlamda:
-
Kamer, zamanın görünen şahididir
-
19, bu zamanın sayıya dökülmüş kaydıdır
Böylece 19, yalnızca bir sayı değil; zamanın dolduğunu bildiren bir eşik haline gelir. Bu durum, ayetin neden “imtihan” olarak nitelendirildiğini de açıklar: çünkü zaman göz önündedir, ölçü verilmiştir ve artık mazeret kalmamıştır.
8. Kitap Ehli ve İmtihan Boyutu
Müddessir 31, özellikle kitap ehlinin imanının artmasından söz eder. Bu vurgu, Tevrat’ın Mûsâ’ya levhalar halinde verilmiş olmasıyla birlikte düşünüldüğünde anlam kazanır. Vahyin ortak yazımsal hafızası, Kur’ân’da yeniden hatırlatılmakta; 19 bu hafızayı tanıyanlarla tanımayanları ayıran bir ayıklama ölçüsü olarak sunulmaktadır.
9. Sonuç
Müddessir Suresi’nde 19:
-
Ne mistik bir şifre,
-
Ne de salt matematiksel bir veridir.
19;
-
Yazının,
-
Zamanın,
-
Vahyin,
-
İlahi düzeninölçülmüş ve kayıt altına alınmış yapısını temsil eder.
Kur’ân, burada bir sayı vermekten çok, bir hafızayı hatırlatmaktadır.
Ve en doğrusunu Allah bilir.
UYARI / HATIRLATMA
.jpg)
Yorumlar
Yorum Gönder