Allah’ın Terbiye Edici Öğretimi

 




“İnsana Bilmediğini Öğretti”: Rab Olarak Allah’ın Terbiye Edici Öğretimi

Kur'an-ı Kerim’in nüzul sürecini başlatan ilk hitap, sadece bir okuma emri değil; bir inşa çağrısıdır. Alak Suresi “Yaratan Rabbinin adıyla oku!” buyruğuyla başlar; hemen ardından Allah’ın “kalemle öğreten” ve “insana bilmediğini öğreten” olduğu bildirilir. Bu tertip, öğretmenin Allah’ın Rab oluşunun bir tecellisi olduğunu gösterir.

Bu makale, Allah’ın öğretmesini O’nun Rab (terbiye eden) vasfı merkezinde ele alarak; varlık, bilgi ve ahlâk boyutlarını bir bütün halinde değerlendirmektedir.


1. Rab Sıfatının Terbiyesi: Öğretmek, İnşa Etmektir

“Rab” kelimesi sahiplikten öte, kademe kademe yetiştirme ve olgunlaştırma anlamı taşır. Allah’ın öğretmesi kuru bir bilgi aktarma değildir; kulunu adım adım kemale sevk eden bir terbiyedir.

Kademeli Yetiştirme

Alak Suresi’nde insanın “alak”tan yaratılması ile “kalemle öğretilmesi” arasında derin bir bağ vardır. Nasıl ki insan bedenen aşama aşama yaratılmışsa, aklen ve kalben de aşama aşama eğitilir. Bu, Rabbin terbiye yöntemidir.

Fıtratı Açığa Çıkarma

Allah, insana yabancı bir bilgi yüklemez; onun fıtratına yerleştirdiği bilme kabiliyetini açığa çıkarır. Bakara 31’de Âdem’e isimlerin öğretilmesi, insanın eşyanın hakikatini kavrayabilecek bir donanımla yaratıldığını gösterir. Rab, verdiği istidadı doğru istikamete yönlendirir.


2. Öğretmenin Kaynağı: Bilgi Bir Lütuftur

Alak Suresi’nde öğretme fiilinden önce Allah’ın “Ekrem” olduğu belirtilir. Bu, bilginin kazanılmış bir hak değil; ikram edilmiş bir lütuf olduğunu bildirir.

İnsan bilmez olarak dünyaya gelir. Onu bilen ve bildiren Allah’tır. Bu gerçek iki temel hakikati ortaya koyar:

  • İnsan muhtaçtır.

  • Allah öğreticidir.

Bu bilinç kaybolduğunda bilgi kibir üretir; korunduğunda ise şükür doğurur.

Kalem: Hafızanın Emaneti

“Kalemle öğreten” ifadesi, ilâhî öğretimin medeniyet boyutunu gösterir. Kalem sayesinde bilgi korunur, nesilden nesile aktarılır. Allah insana yazmayı öğretmekle, onu sadece yaşayan değil; düşünen, kaydeden ve aktaran bir varlık kılmıştır. Böylece öğretim, bireysel değil toplumsal bir inşa hâline gelir.


3. İlâhî Öğretimin Alanları: Âlem, İnsan ve Vahiy

Rab olan Allah’ın öğretmesi yalnızca kitapla sınırlı değildir. Bütün varlık bir dersliktir.

1) Âlem (Dış Dünya)

Gökler, yer, gece ve gündüz… Bunlar kevnî ayetlerdir. İnsana tefekkürü öğretir.

2) İnsan (İç Dünya)

Vicdan, merhamet, adalet duygusu… Allah insanın içine doğruyu sezme kabiliyeti yerleştirmiştir. Bu içsel rehberlik, terbiyenin kalpteki yönüdür.

3) Vahiy (Kitap)

Vahiy ise yolun sınırlarını ve gayesini bildirir. Peygamberlere kitap ve hikmet öğretilmesi, ilâhî terbiyenin tarih içindeki tecellisidir.

Rab olarak Allah, aklı iptal etmez; onu arındırır ve yönlendirir.


4. Öğretimin İmtihan Boyutu: Azgınlık Riski

Alak Suresi’nin devamında insanın kendini yeterli gördüğünde azgınlaşacağı bildirilir. Bu, öğretimin bir imtihan olduğunu gösterir.

Bilgi iki sonuç doğurabilir:

  • Şükürle birleşirse yükseltir.

  • Kibirle birleşirse düşürür.

Öğretici Allah ise, insanın konumu daimi talebeliktir. “Rabbim ilmimi artır” duası (Tâhâ 114), bilginin sonu olmadığını bildirir. Peygamberler dahi bu duayı yapıyorsa, insanın “artık öğrendim” deme hakkı yoktur.


5. Bilginin Ahlâkı: Emanet Bilinci

Allah’ın öğretmesi, insana güç verir. Bu güç bir emanettir. Emanet bilinci şu üç esasa dayanır:

Huşû

Bilginin kaynağına karşı saygı.

Amel

Öğrenilen hakikati hayata taşımak.

Tevazu

“Sübhâneke lâ ilme lenâ illâ mâ allemtenâ” bilinciyle, bilginin Allah’tan geldiğini unutmamak.

Bilgi sahibini Allah’a yaklaştırıyorsa doğru kullanılmıştır; kendine yaklaştırıyorsa istismar edilmiştir.


Sonuç: Muallim Olan Rabbe Yöneliş

“İnsana bilmediğini öğretti” ayeti, insanın yaratılış gayesini özetler. İnsan öğrenerek yükselir; fakat öğrendiğini Rabbin adıyla yaşadığında kemale erer.

Allah’ın öğretmesi:

  • Yaratmanın devamıdır.

  • Terbiyenin temelidir.

  • İmtihanın başlangıcıdır.

İnsan ise:

  • Muhtaçtır.

  • Talebedir.

  • Emanet taşıyıcısıdır.

Bu bilinçle bakıldığında öğrenmek ibadet, öğretmek sadaka, ilim ise kul ile Rabbi arasında kurulan diri bir bağdır. Rab olan Allah öğretmeye devam eder; kul ise öğrenmeye devam ettiği sürece yol açıktır.

---

Ahbâr ve Ruhbânı Rab Edinmek

Tevbe Suresi 31

“Onlar, Allah’ı bırakıp bilginlerini (ahbârını) ve rahiplerini (ruhbânını) rabler edindiler; Meryem oğlu Mesih’i de… Oysa onlar ancak tek bir İlâh’a kulluk etmekle emrolunmuşlardı.”



Nebileri Rab Edinmemek

Ali İmran Suresi 79–80

“...Hiçbir beşere Allah’ın kitap, hüküm ve nübüvvet vermesi, sonra da insanlara ‘Allah’ı bırakıp bana kullar olun’ demesi yakışmaz…
O size melekleri ve peygamberleri rabler edinmenizi de emretmez…”



Birbirimizi Rabler Edinmemek

Ali İmran Suresi 64

“De ki: Ey Kitap Ehli! Bizimle sizin aranızda ortak olan bir söze gelin: Allah’tan başkasına kulluk etmeyelim, O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allah’ı bırakıp da birbirimizi rabler edinmeyelim…”


UYARI / HATIRLATMA


Bu metinlerde yer alan görüş, yorum ve çıkarımlar, beşerî çabanın bir ürünüdür.

Lütfen her ifadeyi Kur’an’ın bütünüyle değerlendirin; ayetlerin rehberliğinde tartın, ölçün ve doğrulayın. 

Hakikatin tek ölçüsü Allah’ın kitabıdır. Yanlış varsa bize, doğru varsa Allah’a aittir.

Diğer kategorize edilmiş yazılarımıza aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz

 

Yorumlar

Öne çıkan Makaleler

Kurana göre Sevgi ile Aşk ❤

YASAK MEYVE ? 🍎

Habibullah demek ŞİRKTİR 📣