KURANA GÖRE SAAT "mazeretin bittiği an"

 


S‘AT: ZAMANIN DEĞİL, MAZERETİN BİTTİĞİ AN

Giriş: Takvimde Değil, Varlıkta Bir Kırılma

Kur’an’da geçen “Sâ‘at” (ٱلسَّاعَةُ) kavramı, yaygın algının aksine, kronolojik bir zaman ölçüsü değildir. O, saatlerin, günlerin ve yılların toplamı olan nicel bir zaman dilimi olmaktan çok; insanın varoluşla yüzleştiği nitel bir kırılma anıdır. Kur’an, Sâ‘at’i “ne zaman?” sorusuyla değil, “hazır mısın?” sorusuyla gündeme getirir. Bu yönüyle Sâ‘at, zamanın bittiği değil; mazeretin bittiği andır.


1. “Sâ‘at” Kavramının Dilsel Çerçevesi

Arapçada س-ا-ع kökü; ani gerçekleşme, beklenmedik oluş ve geri dönüşsüzlük anlamlarını taşır. Kur’an’daki kullanımda ٱلسَّاعَةُ çoğunlukla belirli (el takılı) gelir. Bu da bize şunu gösterir: Bahsedilen şey herhangi bir “an” değil, o Andır. Tanımlı, kaçınılmaz ve herkes için geçerli olan yüzleşme noktası.


2. Sâ‘at ve “Bağteten”: Ansızınlığın Felsefesi

Kur’an’da Sâ‘at neredeyse daima بَغْتَةً (bağteten – ansızın) ifadesiyle birlikte zikredilir. Bu ansızınlık, hızla ilgili değildir; bilincin başka yerde olduğu bir anda hakikatin baskın biçimde içeri girmesidir.

A‘râf 7:187
“Onun vaktini O’ndan başkası açıklayamaz. O, göklere de yere de ağır gelmiştir. Size ancak ansızın (bağteten) gelir.”

Ayetteki “göklere ve yere ağır gelmiştir” ifadesi, Sâ‘at’in sadece insanlar için değil, tüm kozmik düzen için taşınamaz bir hakikat yükü olduğunu ortaya koyar. Bu, zamanın değil; mevcut düzenin iflasıdır.


3. Göze Çarpma Hızı: Kelmi’l-Basar

Kur’an, Sâ‘at’in gerçekleşme biçimini insanın en hızlı refleksiyle anlatır:

Nahl 16:77
“Sâ‘at’in gerçekleşmesi, ancak bir göz kırpması (kelmi’l-basar) gibidir, hatta daha da yakındır.”

Burada ölçülen şey saniyeler değil, boyut değişimidir. Göz kırpması, bilinç devreye girmeden gerçekleşir. Mesaj açıktır: Sâ‘at, insanın algılayabileceği hız sınırlarının ötesindedir. Allah için bütün varlığı o An’a çekmek, insanın gözünü kırpması kadar zahmetsizdir.


4. Sâ‘at ve Algının Dağılması: Sarhoşluk Etkisi

Sâ‘at’in sarsıcılığı en çarpıcı biçimde Hac Suresi’nin girişinde betimlenir:

Hac 22:1–2
“Sâ‘at’in sarsıntısı gerçekten büyük bir şeydir…
Onu gördüğünüz gün, her emzikli kadın emzirdiğini unutur, her hamile kadın yükünü düşürür. İnsanları sarhoş görürsün, oysa sarhoş değillerdir…”

Bu sarhoşluk zihinsel değil; biyolojik ve içgüdüseldir. En temel refleks olan yavruyu koruma içgüdüsü bile askıya alınır. Sâ‘at, insanın sadece düşünme yetisini değil, hayatta kalma kodlarını da çözer.


5. Zamanın Ardından Mekânın Çözülüşü

Sâ‘at geldiğinde yalnızca zaman değil, mekân da anlamını yitirir. Dağların “atılmış yün” gibi savrulması (Kâria 101:5), maddenin Sâ‘at karşısındaki mutlak çaresizliğini gösterir. Bu, evrenin fiziksel sabitlerinin askıya alınmasıdır.

Tâ-Hâ 20:15
“Kuşkusuz o Sâ‘at gelecektir. Herkes işlediğinin karşılığını görsün diye ben onu neredeyse gizliyorum.”

Allah’ın Sâ‘at’i gizlemesi, onun bilinemezliğinden değil; imtihanın keskinliğinden kaynaklanır. Gizlenen Sâ‘at değil, insanın ertelemeye sığındığı konfordur.


6. Sâ‘at: Kozmik, Ahlaki ve Bireysel Boyutlar

Kur’an’da Sâ‘at üç düzlemde işler:

  1. Kozmik Sâ‘at: Evrenin düzeninin bozulduğu an

  2. Hesap Sâ‘ati: Amellerin tartıldığı yüzleşme

  3. İdrak Sâ‘ati: Hakikatin inkâr edilemez hâle geldiği an

Bu nedenle Sâ‘at, sadece gelecekte olacak bir olay değil; insanın her an yaklaşmakta olduğu bir yüzleşme ihtimalidir.


Sonuç: Sâ‘at’in Nihai Tanımı

Tüm bu katmanlar birlikte okunduğunda Kur’an’ın sunduğu Sâ‘at tasavvuru şuna varır:

Sâ‘at; insanın “sonra yaparım” diyerek inşa ettiği sahte sığınakların, “şimdi”nin mutlak hakikati karşısında yerle bir olduğu; zamanın mekâna, niyetin eyleme galip geldiği büyük ifşa anıdır.

Bu yüzden Kur’an, Sâ‘at’in tarihini değil, hazırlığını sorar. Çünkü Sâ‘at geldiğinde artık soru sorulmaz; cevaplar açığa çıkar.


UYARI / HATIRLATMA


Bu metinlerde yer alan görüş, yorum ve çıkarımlar, beşerî çabanın bir ürünüdür.

Lütfen her ifadeyi Kur’an’ın bütünüyle değerlendirin; ayetlerin rehberliğinde tartın, ölçün ve doğrulayın. 

Hakikatin tek ölçüsü Allah’ın kitabıdır. Yanlış varsa bize, doğru varsa Allah’a aittir.

Diğer kategorize edilmiş yazılarımıza aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz

Yorumlar

Öne çıkan Makaleler

Kurana göre Sevgi ile Aşk ❤

YASAK MEYVE ? 🍎

Habibullah demek ŞİRKTİR 📣