1400 Yıl Önce Belirlediği Dişil Kimlik
Kur’an’ın 1400 Yıl Önce Belirlediği Dişil Kimlik
Giriş: Bilgi mi, Sezgi mi?
Bugün biyoloji biliminin kesin olarak ortaya koyduğu gerçek şudur: Bal üreten işçi arıların tamamı dişidir. Erkek arıların (dronlar) bal üretme, kovan inşa etme veya koloni düzenini sağlama gibi bir fonksiyonu yoktur; görevleri yalnızca üremeyle sınırlıdır.
Bu bilgi;
- Mikroskop olmadan,
- Genetik yapı ve koloni davranışları çözülmeden,
- Entomoloji (böcek bilimi) gelişmeden bilinemezdi.
Buna rağmen Kur’an-ı Kerim, Nahl Suresi 68–69. ayetlerde arıya hitap ederken bu biyolojik gerçeği dilin en hassas imkânlarıyla mühürlemiştir.
Dilin Şifresi: Dişil Fiillerin Sessiz Tanıklığı
Arapça, gramer yapısı gereği cinsiyet ayrımını en kesin biçimde yapan dillerden biridir. Nahl Suresi’nde arıya verilen emirlerde kullanılan fiillerin tamamı müennes (dişil) kalıptadır:
|
Fiil |
Anlamı |
Gramer Yapısı |
|---|---|---|
|
İttehizî |
Edin |
Dişil Emir |
|
Kulî |
Ye |
Dişil Emir |
|
Feslukî |
Yollara gir / Takip et |
Dişil Emir |
Eğer Kur’an burada arıyı genel bir tür adı veya nötr bir canlı olarak ele alsaydı, müzekker (eril) fiillerin kullanılması gerekirdi. Ancak Kur’an; bal üretimini, kovan inşasını ve besin toplama işini doğrudan dişi işçi arılara hasrederek modern bilimi yüzyıllar öncesinden müjdelemiştir.
“Onların Karınlarından”: Kaynağın Netliği
Ayetin devamında geçen ifade dikkat çekicidir:
“Onların karınlarından, insanlar için şifa olan bir içecek çıkar.” (Nahl 16:69)
Buradaki “butûnihâ” (karınları) kelimesi de dişil çoğul yapıdadır. Bu durum, balın erkek arılardan değil, doğrudan dişi işçi arıların bedeninden çıktığını dilsel olarak netleştirir. Kur’an, tek bir kelimeyle erkek arıyı üretim sürecinin dışında bırakır.
“Rabbin Arıya Vahyetti”: İlahi Programlama
Ayette geçen “Rabbin bal arısına vahyetti…” ifadesindeki "vahiy", canlıların genetik kodlarına yerleştirilmiş, modern bilimin “içgüdü” dediği değişmez ilahi programlamadır.
Arı, kovanı nasıl kuracağını veya balı nasıl üreteceğini öğrenmez; fıtratına yüklenen bu programı uygular.
Kur’an’daki Diğer Dişil İzler: Karınca ve Örümcek
Bu biyolojik isabet sadece arılarla sınırlı değildir:
- Karınca (Neml Suresi):
- “Bir karınca dedi ki: Ey karıncalar, yuvalarınıza girin…” (Neml 27:18)
- Ayette “Nemletün” (dişi karınca) kelimesi ve “Kâlet” (dişi dedi) fiili kullanılır. Bugün biliyoruz ki; kolonide dışarı çıkan ve organizasyonu sağlayan karıncaların tamamı dişi işçilerdir.
- Örümcek (Ankebut Suresi):
- “...kendine ev edinen örümceğin durumu gibidir…” (Ankebut 29:41)
- Buradaki “ittehazet” (edindi) fiili dişil formdadır. Biyolojik olarak; ağı ören ve yuvayı kuran örümcek dişidir.
Sonuç: Bu Bilgi Kime Ait?
1400 yıl önce, erkek egemen bir kültürde ve teknolojik imkansızlıklar içinde bu kadar spesifik bir biyolojik cinsiyet ayrımı yapmak tesadüfle açıklanamaz. Bu tercihler ne bir şiirsel mecaz ne de toplumsal bir alışkanlıktır.
Kur’an; arıyı, karıncayı ve örümceği yaratılış gerçeklerine uygun biçimde konumlandırmıştır. Bu da metnin, insan gözlemine değil; “Yarattığını en ince ayrıntısına kadar bilen” bir Yaratıcı’ya ait olduğunun kanıtıdır.
“O, yarattığını bilmez mi? O, Latîf’tir, her şeyden haberdardır.” (Mülk 67:14)
UYARI / HATIRLATMA



Yorumlar
Yorum Gönder