Yükselen Kelimeler
Yükselen Kelimeler ve Taşıyıcı Eylemler: Kelimu’t-Tayyib Üzerine Bir Analiz
Kur’an’ın kavram dünyasında bazı ifadeler, ilk bakışta yalın birer ahlaki öğüt gibi görünse de derinlemesine incelendiğinde varlık, dil ve insan psikolojisi arasında kurulmuş devasa bir köprü olduğu anlaşılır. Bu kavramların başında, Fâtır Suresi 10. ayette zikredilen “Kelimu’t-Tayyib” gelir:
“Güzel söz O’na yükselir; salih amel ise onu yükseltir.” (Fâtır 35/10)
Bu ifade, sıradan bir hitabet kuralı değil; sözün niyetle, niyetin eylemle ve eylemin mutlak hakikatle olan kopmaz bağının formülüdür.
1. "Kelime" Değil "Kelim": Bir Söylem İnşası
Ayet, tekil bir ifadeyi karşılayan "kelime" yerine, çoğul ve bir bütünlük arz eden "kelim" ifadesini kullanır. Bu dilsel tercih, meselenin anlık bir parlamadan ibaret olmadığını gösterir. "Kelim", insanın dil dünyası, hayat felsefesi ve süreklilik arz eden söylem karakteridir. Bir kez söylenen güzel bir sözden ziyade; bir insanın hayat boyu ürettiği anlam dünyasının, dürüstlük ve hakikat üzerine kurulu olmasıdır.
2. "Tayyib": Fıtratla Uyumlu Olanın Safiyeti
Arapçada "Tayyib"; sadece hoş veya kibar olanı değil; temiz, katkısız, bozulmamış ve fıtrata uygun olanı tanımlar. Bir sözün "tayyib" olabilmesi için dışındaki güzelliğin içindeki niyetle (ihlâs) tam bir uyum içinde olması gerekir. Şirk, riya veya aldatma barındıran bir söz, teknik olarak "doğru" görünse bile "tayyib" vasfını kazanamaz. Çünkü tayyib olan, varlığın dokusunu iyileştiren ve hakikati örtmeyen sözdür.
3. Dikey Hareket: Sözün Muhatabına Yolculuğu
Ayetin en çarpıcı kısımlarından biri “O’na yükselir” (ileyhi yas‘adu) kısmıdır. Bu, fiziksel bir irtifadan ziyade, sözün değer kazanması ve ilahî kabul görmesidir. Evrende her ses yankılanır ancak her ses "yükselmez". Yükseliş, sözün yatay düzlemdeki gürültüden kurtulup dikey düzlemde bir karşılık bulmasıdır. Bu noktada kritik bir mekanizma devreye girer.
4. Amel: Sözün Altındaki İtici Güç
Ayetin matematiksel netliğe sahip bir sıralaması vardır: Güzel söz yükselir, salih amel ise onu yükseltir. Söz, bir hedef tayinidir; uçağın burnunu göğe çevirmesi gibidir. Ancak o uçağın yerçekimine karşı koyup yükselmesi için bir yakıta, bir itici güce ihtiyacı vardır. İşte salih amel, sözün altındaki bu kuvvettir. Amelsiz söz, doğru olsa bile ağır kalır; yeryüzüne çakılmaya mahkûmdur. Salih amel, sözü süsleyen bir aksesuar değil, onu makamına ulaştıran taşıyıcı kolonlardır.
5. Kur’an’ın Dil Estetiğiyle Bütünleşme
Kelimu’t-tayyib kavramı, Kur’an’ın diğer "söz" tanımlarıyla birleştiğinde tam bir ahlak atlası oluşturur:
Kavlen Sedîdâ: Sözün omurgalı ve sağlam olması.
Kavlen Ma‘rûfâ: Toplumsal vicdanla barışık olması.
Kavlen Leyyinâ: Yumuşak ama tavizsiz olması.
Bunların toplamı olan "tayyib" söylem, İbrahim Suresi’nde kökü sabit, dalları göğe uzanan ve her an meyve veren kutlu bir ağaca benzetilir.
Sonuç
Özetle; Kelimu’t-Tayyib, dilden dökülen bir ses yığını değil, imanla yoğrulmuş bir anlam üretimidir. Kur’an burada insana şu kadim gerçeği fısıldar: “Bana doğru sözle gel; ama o sözü hayatınla, eylemlerinle ve dürüstlüğünle kanatlandır ki, Arş’ın derinliklerinde bir karşılık bulsun.” İnsan, sadece söylediklerinden değil, söylediğini taşıyacak bir hayat yaşayıp yaşamadığından da sorumludur.
UYARI / HATIRLATMA
.jpg)
Yorumlar
Yorum Gönder