Kur’an’ın Farz Kılınması
İlahi Vaadin ve Sorumluluğun Dengesi
Kasas Suresi 85. Ayet Çerçevesinde Kur’an’ı Farz Edinmek
Kasas Suresi’nin 85. ayeti, Kur’an’da nadir görülen bir yoğunlukla hem yükümlülüğü, hem teselliyi, hem de istikameti tek cümlede birleştirir. Ayet, doğrudan Son Nebimiz Muhammed’e (selam üzerine olsun) hitap etse de, taşıdığı ilke itibarıyla Kur’an’ı hayatına merkez alan herkes için evrensel bir yasayı ilan eder:
“Şüphesiz sana Kur’an’ı farz kılan, elbette seni dönülecek yere döndürecektir. De ki: ‘Kimin doğru yolda olduğunu, kimin açık bir sapkınlık içinde olduğunu Rabbim daha iyi bilir.’”(Kasas 28:85)
Bu ayet, vahyin insana verdiği sözü değil; insandan talep ettiği bedeli esas alır. Ardından da bu bedelin karşılıksız kalmayacağını bildirir.
1. Kur’an’ın “Farz” Kılınması: Metin Değil, Yük
Ayetin “Sana Kur’an’ı farz kılan” ifadesi, Kur’an’ın mahiyetine dair temel bir düzeltme yapar. Kur’an:
-
Sadece okunacak bir kitap değil,
-
Sadece inanılacak bir öğreti değil,
-
Taşınacak bir sorumluluktur.
“Farz”, Kur’an terminolojisinde tercihe bırakılmayan, ertelenmeyen, pazarlık konusu olmayan bir yükümlülüktür. Bu nedenle Kur’an’ı almak:
-
Konforu bozar,
-
Alışılmış dengeleri sarsar,
-
Kişiyi çoğu zaman toplumuyla karşı karşıya getirir.
Nitekim Kur’an, vahyin ağırlığını başka bir yerde şöyle ifade eder:
“Biz sana ağır bir söz vahyedeceğiz.” (Müzzemmil 73:5)
Bu ağırlık, bilginin değil; sorumluluğun ağırlığıdır.
2. Musa’nın Yolu, Son Nebî’nin Yolu
Kasas Suresi baştan sona Hz. Musa’nın hikâyesi etrafında örülüdür:
-
Doğum tehditle başlar,
-
Sarayda büyüme ile devam eder,
-
Bir hata sonrası yurttan çıkış (sürgün) yaşanır,
-
Ardından vahiy,
-
Ve nihayet geri dönüş.
Surenin sonuna doğru gelen 85. ayet, bu tarihsel örüntüyü son Nebî’nin hayatına bağlar. Mekke’den çıkarılmak üzere olan, hicretin eşiğindeki Peygamber’e şu ilke bildirilir:
Kur’an’ı yüklenen herkes, Musa’nın yoluna girer.
Bu yol:
-
Önce ayrılmayı,
-
Sonra sabrı,
-
Ardından dönüşü içerir.
3. “Dönülecek Yer” (Meâd): Kur’anî Bir Yasa
Ayetin merkezindeki vaat şudur:
“…elbette seni dönülecek yere döndürecektir.”
Kur’an, bu dönüşü tek bir anlamla sınırlandırmaz; bilakis çok katmanlı bırakır:
-
Tarihsel düzlemde:Bu ifade, Mekke’den çıkarılan Peygamber’in tekrar Mekke’ye dönmesini; yani fetih ile tasdiki haber verir.
-
İlkesel düzlemde:Hakikat uğruna yerinden edilen herkes için bir yasayı bildirir:Sürgün geçicidir; hakikat kalıcıdır.
-
Nihai düzlemde:En büyük “meâd”, dönüşlerin dönüşü olan Allah’a dönüştür.Kur’an’da bu anlam sıkça vurgulanır:
“Dönüş yalnızca O’nadır.” (Şûrâ 42:53)
Bu yönüyle ayet, sadece bir tarih haber vermekle kalmaz; istikamet sahibi olanın kaybolmayacağını garanti eder.
4. Hakikat Tartısı: Hüküm İnsanlara Ait Değildir
Ayet, dikkat çekici biçimde bir savunma ile değil, bir teslimiyet cümlesiyle biter:
“De ki: Kimin doğru yolda olduğunu ve kimin sapkın olduğunu Rabbim bilir.”
Bu ifade:
-
Tartışma çağrısı değil,
-
Meydan okuma değil,
-
Yükü Allah’a bırakma bilincidir.
Kur’an taşıyıcısına şu öğüt verilir:
-
Kendini ispat etmeye çalışma,
-
Çoğunluğun onayını arama,
-
Haklılığını bağırarak savunma.
Çünkü Kur’an’a göre:
Hakikat, savunuldukça değil; yaşandıkça ortaya çıkar.
Sonuç: Kur’an’ı Farz Edinen Yolunu Kaybetmez
Kasas 85. ayet, açık bir denge kurar:
-
Kur’an yük bindirir,
-
Ama o yük insanı yolda bırakmaz.
Kur’an:
-
Yerinden eder,
-
Ama sahipsiz bırakmaz.
-
Yalnızlaştırır,
-
Ama istikametsiz kılmaz.
Bu ayet, özellikle hayatının bir “hicret” evresinde olan; yalnızlaşan, dışlanan, anlaşılmadığını düşünen her mümin için bir pusuladır:

Yorumlar
Yorum Gönder