İlahi İkazlar Karşısında İnsanın Gafleti
İlahi İkazlar Karşısında İnsanın Gafleti
Kur’an-ı Kerim’de "imtihan" kavramı, sadece bir deneme değil; insanın özündeki iyilik ve kötülüğü birbirinden ayıran ilahi bir eleme sürecidir.
Tevbe Suresi 126. ayet, bu sürecin belirli aralıklarla tekrarlandığını ve insanın bu sarsıntılar karşısındaki tutumunu ibretlik bir şekilde gözler önüne serer.
1. Fitne: Özü Tortudan Ayıklama İşlemi
Ayette geçen "yuftenûn" kelimesinin kökeni olan fitne, esasen altının ateşe atılarak içindeki yabancı maddelerden temizlenmesi demektir. Bu bağlamda Kur’an’daki sınanma, Allah’ın kulunu ateşe atıp yakması değil, kulun içindeki sahtelikleri yakıp saf olanı (sıdkı) ortaya çıkarmasıdır.
Bu süreçte şu temel ilkeler işler:
- Ayrışma: Hak ile batılın, samimi mümin ile ikiyüzlü münafığın birbirinden tefrik edilmesi.
- Açığa Çıkma: Kişinin dille söylediği "inandım" sözünün, hayatın zorlukları karşısında ne kadar karşılığı olduğunun ispatlanması.
2. Sınanmanın Mahiyeti: Sarsıcı Olaylar ve Toplumsal İkazlar
Tevbe Suresi’nin genel havasına baktığımızda, buradaki sınanmanın sadece bireysel bir hastalık veya fakirlik olmadığı görülür. Ayet daha çok toplumsal sarsıntılar, savaşlar, krizler ve münafıkların maskesini düşüren olaylar üzerinden bir mesaj verir.
Kur’an’da bu tür sınanmalar şu şekillerde karşımıza çıkar:
- Bedel Ödeme Anları: Kişinin çıkarı ile inancı arasında seçim yapmak zorunda kaldığı zorlu dönemeçler.
- Dünyevi Uyarılar: Allah, insanların kalıcı büyük felaketlerden önce küçük uyarılarla (kıtlık, korku, itibar kaybı) kendilerine gelmelerini murat eder. Nitekim Secde Suresi 21. ayette: "Belki dönerler diye onlara o büyük azaptan önce mutlaka yakın azaptan tattıracağız" buyurularak bu pedagojik yöntem açıklanmıştır.
3. "Yılda Bir veya İki Defa": Süreklilik ve Mühlet
Ayetteki "yılda bir veya iki defa" ifadesi, Allah’ın kuluna verdiği fırsatların ve hatırlatmaların belirli bir düzen içinde olduğunu gösterir. Bu, insanın unutkanlığına (nisyan) karşı ilahi bir rahmettir.
İnsan, hayatın akışına dalıp gittiğinde veya hatalarında ısrar ettiğinde, sistem ona periyodik olarak "Dur ve Bak!" der.
Bu ifadede aynı zamanda bir "mühlet" vurgusu vardır. Allah kullarını hemen cezalandırmaz; onlara her yıl defalarca geri dönüş kapısını aralayacak hadiseler yaşatır.
4. Asıl Felaket: Tevbe ve Öğütten Yoksunluk
Ayeti kerimenin en sarsıcı kısmı son cümlesidir: "Sonra ne tevbe ediyorlar ne de öğüt alıyorlar." Bu ifade, sınavın amacına ulaştığını ancak insanın kalbinin mühürlendiğini gösterir.
Buradaki iki temel eksiklik şudur:
- Tevbe Etmemek: Yanlış yolda olduğunu anladığı halde rotasını değiştirmemek, eylemsel olarak geri dönmemek.
- Öğüt Almamak (Tezekkür): Yaşananlardan ders çıkarmamak, zihinsel bir uyanış yaşamamak ve aynı çukura defalarca düşmek.
Kur’an’a göre asıl musibet başına bir iş gelmesi değil, başına gelen o işten hiçbir şey öğrenememektir. Kişi yaşadığı sarsıntıyı bir "ibret" olarak okumazsa, o olay onun için sadece bir yıkım olarak kalır.
5. Sonuç: Amel ve Niyetin Şahitliği
Tevbe 126. ayetin bize öğrettiği temel gerçek şudur: Allah kullarını sınarken onlara yeni bir şey öğretmez, aksine onların ne olduklarını kendilerine ve tarihe şahit kılar.
İnsanın imtihanı, karşılaştığı olayın ağırlığıyla değil, o olay karşısında gösterdiği ahlaki duruşla ölçülür. Sınanma, bir insanın maskesinin düşmesine sebep oluyorsa işlevini yerine getirmiş demektir.
Önemli olan, o maske düştükten sonra kişinin kendi gerçekliğiyle yüzleşip yüzleşmeyeceğidir. Ayetin sonunda vurgulandığı üzere; felaket, sınavın zorluğu değil, kalbin o sınava karşı sağırlaşmasıdır.
UYARI / HATIRLATMA

Yorumlar
Yorum Gönder