Kur’an’da "Yarılma"nın İzleri




Kur’an’da "Yarılma"nın İzleri

Kur’an’da geçen kelimeler sadece bir eylemi anlatmaz; bize varlığın nasıl işlediğini gösterir. Ş-K-K (Yarılma) kökü de böyledir. Çoğu zaman “çatlamak, bölünmek, yarmak” diye karşıladığımız bu kök; bir bütünün içten gelen bir zorlamayla açılmasını, kabuğunu kırmasını ifade eder.

Ancak bu yarılma hikâyesi Kur’an’da iki farklı yöne akar:

  1. Evrende: Boyun eğme ve yeni bir oluş.

  2. İnsanda: Dikleşme ve karşı cephe kurma.

1. Göğün Yarılması: Teslimiyetin Doğallığı

İnşikak Suresi adını bu "yarılma"dan alır. Ayet der ki: “Gök yarıldığında...” (84:1). Buradaki yarılma bir parçalanma, bir bozulma değildir. Ayetin devamı bu durumu netleştirir: “Gök, Rabbine kulak verdi; zaten ona yaraşan da buydu.”

Doğada gördüğümüz yarılma, bir emre uymaktır. Tohum toprağı yarar; çünkü içinde hayat saklıdır. Gök yarılır; çünkü hakikatin vakti gelmiştir.

 Evrende yarılma bir başkaldırı değil, tam bir bağlılıktır. Düzenin bozulması değil, bir üst aşamaya geçilmesidir.

2. Ay’ın Yarılması: Gökteki Büyük Uyarı

Kur’an, Ş-K-K kökünü yalnızca kıyametin kozmik sahneleri için değil, vahyin toplumu ikiye böldüğü tarihsel bir eşik için de kullanır:

“Vakit yaklaştı ve Ay yarıldı.” (Kamer 54:1)

Ay, kendi başına ışık üretmez; ışığını güneşten alır. Bu yönüyle ay, vahyi yansıtan bir toplumun sembolüdür: Kaynağı kendisi değildir; fakat doğru konumda durduğunda karanlıkta yol gösterir, zamanı düzenler, yön tayin eder. Ay’ın yarılması, bu yansıtıcı düzenin bile mutlak sahibinin emrine bağlı olduğunu ilan eder.

Fakat Kur’an burada durmaz. Hemen ardından insanın tavrını ortaya koyar:

“Onlar bir ayet görseler, hemen yüz çevirirler ve ‘Bu süregelen bir büyüdür’ derler.” (Kamer 54:2)

İşte asıl yarılma tam da burada başlar.

Gökte ay yarılırken, yerde insanlar ikiye ayrılır:

  • Bir kısmı bunu ayet olarak görür,

  • Bir kısmı ise gerçeği algısal bir manipülasyona indirger.

“Ayet”e “büyü” demek, gerçeği inkâr etmekten öte bir şeydir; bu, hakikati itibarsızlaştırma stratejisidir. Böylece kişi:

  • gördüğünü inkâr etmez,

  • ama gördüğünün anlamını bozar.

Bu tavır Kur’an’ın dilinde şikâktır:
Hakikatin karşısına geçip, onu çatlatmaya çalışma hâli.

Ay Rabbine itaat ederek yarılırken; insan, ayetin anlamını yararak kendi konfor alanını korur. Böylece vahiy geldiğinde, toplum kaçınılmaz olarak hak ve batıl çizgisinden saflaşır.


Ay’ın yarılması tek başına göksel bir olay değil; vahyin gelişiyle insanların ayete verdikleri tepki üzerinden gerçekleşen toplumsal bir yarılmadır. Kozmos boyun eğerken, insanın inkârı görünür hâle gelmiştir.

Ay nasıl güneşten kopuk bir ışık üretemezse, toplum da vahiyden kopuk bir hakikat üretemez. Ayet geldiğinde “büyü” diyenler, aslında ışığın kaynağını reddedenlerdir. Bu reddiye, onları ayetin karşısında konumlandırır ve şikâk hâline sokar.

3. Şikâk: Hakikate Karşı Cephe Açmak

Aynı kök, insan ilişkilerine girdiğinde “Şikâk” halini alır. Kur’an, doğrunun karşısında duranları anlatırken onların bir “şikâk” içinde olduğunu söyler.

Buradaki yarılma artık hayırlı bir açılma değildir. Şikâk şudur: Toplumun ortak yolundan kopup, doğrunun tam karşısına dikilmek. Pasif bir uzaklaşma değil, aktif bir bölücülüktür. İnsan, gerçeğin bütünlüğünü çatlatmaya çalışırken aslında kendi ruhsal bütünlüğünü feda eder.

 Evrende "uyum" olan yarılma, insanda kibirle birleşince "ayrılıkçı bir savaşa" dönüşür.

4. Şukka: Zorlaşan Yol ve Yorgun Ruh

Kökün bir diğer meyvesi, "aşılması zor mesafe" ve "canı yoran zahmet" anlamlarına gelir. Kur’an burada bize sarsıcı bir bağ kurar: Bütünden kopan (ayrışan), yolunu da zorlaştırır.

Doğru yoldan ve ortak akıldan ayrılıp kendi başına buyruk bir cephe açan kişi, aslında hayatın akışına karşı kürek çekmeye başlar. Bu yüzden yolu uzar, yükü ağırlaşır.

Ahlaki kopuş, beraberinde ruhsal ve bedensel bir yorgunluk getirir. Bütünle kavga eden, menzile varana kadar tükenir.

5. Taşın Çatlaması ve Kalbin Taşlaşması

Bakara Suresi 74. ayette, katı kalplerle taşlar kıyaslanır: “Bazı taşlar vardır ki yarılır ve içinden su çıkar.” Taşın yarılması bir rahmettir, hayattır. Ama "ayrılıkçı" (şikâk içindeki) kalp çatlamaz; çünkü o, benlik zırhıyla kaplanmıştır. Taş yarılıp su vererek hizmet ederken, kibirli kalp bölünerek sadece huzursuzluk üretir.

Yarılmak bazen bir uyanıştır; yarılmamak ise en büyük duygusuzluktur.

Sonuç: Hangi Yarılmanın İçindeyiz?

Kur’an’daki bu kelime bize şu soruyu bırakır: Evren yarılırken sen nerede duruyorsun?

  • Gök yarıldı; söz dinledi.

  • Ay yarıldı; işaret verdi.

  • Tohum yarıldı; hayat oldu.

İnsan ise ya hakikate gönlünü açıp "yarılacak" ve içindeki iyiliği dışarı çıkaracak; ya da bütüne karşı gelip "ayrışacak" ve kendi yolunu çıkmaza sokacaktır. Mesele bölünmek değil; kimin adına, ne tarafa doğru açıldığımızdır.


UYARI / HATIRLATMA


Bu metinlerde yer alan görüş, yorum ve çıkarımlar, beşerî çabanın bir ürünüdür.

Lütfen her ifadeyi Kur’an’ın bütünüyle değerlendirin; ayetlerin rehberliğinde tartın, ölçün ve doğrulayın. 

Hakikatin tek ölçüsü Allah’ın kitabıdır. Yanlış varsa bize, doğru varsa Allah’a aittir.

Diğer kategorize edilmiş yazılarımıza aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz

Yorumlar

Öne çıkan Makaleler

Kurana göre Sevgi ile Aşk ❤

YASAK MEYVE ? 🍎

Habibullah demek ŞİRKTİR 📣