GÖKYÜZÜNÜN SIRRI


GÖKYÜZÜNÜN SIRRI: KUR’AN’DA DOĞU VE BATI NEDEN BAZEN TEKİL, BAZEN İKİL, BAZEN ÇOĞUL?

Tekil, ikil ve çoğul ifadelerin sure bağlamında, dilbilgisi ve astronomi açısından incelenmesi

Kur’an’da doğu ve batı neden bazen tekil, bazen ikil, bazen de çoğul biçimde ifade edilir? Bu farklılık yalnızca Arapçanın dilbilgisel bir özelliği midir, yoksa Güneş’in yıl boyunca değişen doğuş ve batış noktalarıyla da ilişkili olabilir mi?

Bir yerde doğunun ve batının Rabbinden söz edilirken başka bir yerde iki doğu ve iki batı, bir başka yerde ise doğular ve batılar ifadesi kullanılır. Aynı gökyüzüne işaret eden bu farklı anlatımlar, üzerinde düşünmeye değer bir soruyu ortaya çıkarır: Kur’an neden her yerde aynı kelime biçimini kullanmamıştır?

Bu soruya cevap ararken kelimeleri ayetlerden koparmamak gerekir. Bir ifadenin anlamını yalnızca sözlükten veya dilbilgisi kuralından hareketle belirlemek yeterli değildir. Ayetin öncesi ve sonrası, içinde bulunduğu surenin konusu ve Kur’an’ın başka ayetleriyle kurduğu ilişki de dikkate alınmalıdır.

Bu incelemede üç alanı birbirinden ayıracağız: Kur’an’ın açıkça bildirdiği anlam, Arapçanın kelime biçimleriyle ortaya koyduğu özellikler ve astronominin gözlem yoluyla açıkladığı olgular.

Çünkü gözlemlenen bir gerçek ile o gerçeğin belirli bir ayette özellikle kastedildiğini ileri sürmek aynı şey değildir.

1. Doğu ve batı: Allah’ın hükümranlığı bir yönle sınırlanabilir mi?

Müzzemmil 73:9

O, doğunun ve batının Rabbidir. O’ndan başka ilah yoktur. Öyleyse O’nu vekil edin.

Ayetin Arapçasında Rabbu’l-meşriki ve’l-mağrib ifadesi yer alır. Burada meşrik doğuş yeri veya doğu, mağrib ise batış yeri veya batı anlamındadır. Her iki kelime de tekil biçimdedir.

Ancak ayetin vurgusu yalnızca iki coğrafi yönden söz etmek değildir. Devamında Allah’tan başka ilah bulunmadığı bildirilir ve O’na dayanılması istenir.

Müzzemmil suresinin genel akışında geceleyin kalkmak, vahyi ağır ağır okumak, Allah’ı anmak ve O’na yönelmek gibi konular ele alınır. Doğunun ve batının Rabbi ifadesi de bu bütünlük içinde, Allah’ın hükümranlığına ve yalnızca O’na güvenilmesi gerektiğine işaret eder.

Buradan şu sonucu çıkarabiliriz: Tekil biçimde kullanılan doğu ve batı kelimelerini mutlaka yalnızca iki sabit pusula noktası olarak anlamak zorunda değiliz. Dil, tekil bir kelimeyle bir yönü, o yönün temsil ettiği alanı veya daha geniş bir kavramı anlatabilir.

Bu durum Bakara suresindeki ifadeyle de ilişkilidir.

Bakara 2:115

Doğu da batı da Allah’ındır. Nereye dönerseniz Allah’ın vechi oradadır. Şüphesiz Allah, kuşatandır, bilendir.

Burada doğu ve batı, Allah’ın mülkiyetini veya kuşatıcılığını sınırlayan iki sınır olarak sunulmaz. Aksine, hangi yöne dönülürse dönülsün Allah’ın kuşatıcılığının herhangi bir yönle sınırlandırılamayacağı vurgulanır.

Dolayısıyla tekil kullanımın her zaman tek bir astronomik noktayı göstermesi gerekmez. Ayetin bağlamında asıl mesele, yönlerin sayısından çok Allah’ın hükümranlığının kapsamıdır.

2. İki doğu ve iki batı: Neden özellikle iki?

Rahmân 55:17

İki doğunun ve iki batının Rabbidir.

Ayetin Arapçasında şu ifadeler kullanılır:

  • Rabbu’l-meşrikayn: İki doğunun Rabbi.

  • Ve rabbu’l-mağribayn: İki batının Rabbi.

Burada Arapçanın ikil biçimi açıkça görülür. Meşrik kelimesi doğuş yerini, mağrib kelimesi ise batış yerini ifade eder. Kelimelerin ikil biçimde kullanılması, iki unsurun kastedildiğini dilbilgisel olarak ortaya koyar.

Fakat asıl soru şudur: Bu iki doğu ve iki batı hangi iki doğuş ve batış noktasını anlatıyor olabilir?

Sure bağlamı ne söylüyor?

Rahmân suresinde insanın yaratılması, konuşmanın öğretilmesi, Güneş ve Ay’ın bir hesaba göre hareket etmesi, göğün yükseltilmesi ve ölçünün konulması gibi konular art arda gelir.

Özellikle 55:5-9 ayetlerinde gök cisimlerinin hesaplı hareketleri ile ölçü ve denge kavramları birlikte anılır. Bu bağlamda iki doğu ve iki batı ifadesinin gök düzeniyle ilişkilendirilmesi anlamlıdır.

Ancak surede doğrudan yaz ve kış gündönümlerinden söz edilmez. Bu nedenle astronomik açıklamanın ayetin açıkça bildirdiği bir bilgi değil, ayetin anlamıyla uyumlu olası bir yorum olduğunu göz önünde bulundurmalıyız.

Astronomi ne gösteriyor?

Dünya’nın dönme ekseni, Güneş çevresindeki yörünge düzlemine dik değildir. Yaklaşık 23,4 derecelik eksen eğikliği nedeniyle Güneş’in doğduğu ve battığı ufuk noktaları yıl boyunca değişir.

Kuzey Yarım Küre’de:

  • Yaz gündönümünde Güneş, yıl içindeki en kuzeydeki doğuş noktasına yakın bir yerden doğar.

  • Kış gündönümünde Güneş, yıl içindeki en güneydeki doğuş noktasına yakın bir yerden doğar.

  • Ekinokslarda Güneş, doğu yönüne yakın bir noktadan doğar ve batı yönüne yakın bir noktadan batar.

Böylece yıl boyunca değişen doğuş ve batış noktaları arasında iki uç nokta belirginleşir. İki doğu ve iki batı ifadesini yaz ve kış mevsimlerindeki uç doğuş ve batış noktalarıyla ilişkilendirmek, bu açıdan anlaşılır bir astronomik yorumdur.

Üstelik bu yorum yalnızca günümüzde ortaya atılmış bir düşünce değildir; klasik tefsir geleneğinde de iki doğu ve iki batı çoğunlukla Güneş’in yaz ve kış mevsimlerindeki doğuş ve batışlarıyla ilişkilendirilmiştir.

Bununla birlikte, Güneş’in ufuktaki doğuş ve batış noktaları arasındaki açısal mesafe her yerde aynı değildir. Bu mesafe gözlemcinin bulunduğu enleme ve ufuk koşullarına göre değişir. Dolayısıyla her coğrafyada aynı açının oluştuğunu ileri sürmek doğru olmaz.

Burada üç hususu birbirinden ayırmalıyız:

Kur’an’ın söylediği: İki doğunun ve iki batının Rabbi Allah’tır.

Astronominin gösterdiği: Güneş’in doğuş ve batış noktaları yıl boyunca değişir ve iki uç noktaya ulaşır.

Yorumun sınırı: Bu iki uç noktanın özellikle yaz ve kış gündönümlerini ifade ettiği yorumu astronomiyle uyumludur; ancak ayette bu tarihler açıkça adlandırılmaz.

3. Doğular ve batılar: Çoğul kullanım ne anlatıyor?

Sâffât 37:4-6

Sâffât suresinde önce ilahın birliği bildirilir. Ardından göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbi olan Allah’tan, doğuların Rabbinden söz edilir. Sonraki ayette ise en yakın göğün yıldızlarla süslenmesi anlatılır.

Burada kullanılan el-meşârik kelimesi, meşrik kelimesinin çoğuludur. Anlamı doğuş yerleri veya doğulardır.

Tekil kullanımda genel bir doğu kavramı öne çıkabilirken çoğul kullanım, birden fazla doğuş yerini veya doğuş alanını ifade eder. Bununla birlikte çoğul kelime, kendi başına belirli sayıda nokta bildirmez.

Sâffât suresindeki önemli ayrıntılardan biri de yalnızca doğuların anılması, batıların aynı ifadede yer almamasıdır. Bu durum, Kur’an’ın her zaman doğu ve batıyı birlikte zikretmek zorunda olmadığını gösterir.

Ayetin ana mesajı astronomik noktaların sayısını belirlemek değil, Allah’ın birliğini ve yaratılmış düzen üzerindeki hükümranlığını vurgulamaktır. Doğuların çoğul biçimde anılması, bu geniş düzenin anlatımına katkıda bulunur.

Meâric suresinde doğular ve batılar

Meâric 70:40

Doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki biz elbette güç yetiririz.

Bu ayette hem doğular hem de batılar çoğul biçimde kullanılır. Arapça ifade Rabbi’l-meşâriki ve’l-meğârib şeklindedir.

Ayetin devamında Allah’ın insanları benzerleriyle değiştirmeye gücünün yeteceği bildirilir. Dolayısıyla doğular ve batılar üzerine yapılan yemin, yaratılıştaki geniş düzeni hatırlatırken surenin bağlamında Allah’ın kudretine dikkat çeker.

Burada da astronomik açıklama önemlidir; ancak ayetin temel mesajının önüne geçirilmemelidir. Ayet, doğuş ve batış noktalarının sayısını açıklamaktan çok, bu düzenin Rabbine ve O’nun gücüne dikkat çeker.

4. Çoğul kelime gerçekten 365 doğuş noktasını mı anlatıyor?

Güneş, yıl boyunca aynı ufuk noktasından doğmaz. Dünya’nın eksen eğikliği nedeniyle doğuş ve batış azimutları, yani ufuk üzerindeki yön açıları, mevsimlere göre değişir.

Bu durum, doğular ve batılar biçimindeki çoğul ifadelerin yıl boyunca değişen doğuş ve batış noktalarıyla ilişkilendirilmesini mümkün kılar.

Fakat burada önemli bir dilbilgisi ayrımı vardır: Çoğul, birden fazla unsur bildirir; tek başına 365 ayrı unsur bulunduğunu söylemez.

Yılın her günü için Güneş’in doğuş noktası ayrı ayrı ölçülebilir. Ancak bu, el-meşârik kelimesinin kesin olarak 365 doğuş noktasını anlattığı anlamına gelmez. Böyle bir sayı, kelimenin dilbilgisel yapısından doğrudan çıkarılamaz.

Ayrıca doğuş ve batış noktalarının konumu gözlemcinin bulunduğu yere göre değişir. Aynı tarihte, farklı enlemlerde bulunan iki gözlemci Güneş’i ufkun farklı noktalarında görebilir.

Bu nedenle çoğul kullanımı yıl içindeki değişimlerle ilişkilendirmek makul olsa da ayetin kesin olarak 365 doğuş ve 365 batış noktasını bildirdiğini ileri sürmek, metnin açıkça söylediğinin ötesine geçer.

Kur’an’ın ifadesiyle astronomik gözlemi birbirine karıştırmadan değerlendirmek, metnin anlamını daha sağlam bir zeminde incelememizi sağlar.

5. Tekil, ikil ve çoğul ifadeler birlikte ne söylüyor?

Kur’an’daki bu kullanımları birlikte ele aldığımızda üç farklı dilbilgisel biçimle karşılaşırız.

Tekil: Doğu ve batı

Müzzemmil 73:9 ve Bakara 2:115 gibi ayetlerde doğu ve batı, Allah’ın hükümranlığı ve insanın yönelişi bağlamında ele alınır. Burada vurgu, belirli doğuş noktalarının sayısından çok yönlerin ve yönlerin temsil ettiği alanın Allah’a ait oluşudur.

İkil: İki doğu ve iki batı

Rahmân 55:17’deki ikil biçim, iki doğuş ve iki batış unsurunu ifade eder. Bunların Güneş’in yaz ve kış mevsimlerindeki uç doğuş ve batış noktalarıyla ilişkilendirilmesi, astronomik açıdan anlamlı bir yorumdur.

Çoğul: Doğular ve batılar

Sâffât 37:5’te doğular, Meâric 70:40’ta ise doğular ve batılar birlikte anılır. Bu ifadeler birden fazla doğuş ve batış yerini kapsayabilir. Ancak çoğul biçim, kendi başına kesin bir sayı veya belirli bir astronomik hesap bildirmez.

Bu farklılıklar, Kur’an’ın aynı kavram alanını farklı dilbilgisel biçimlerle anlatabildiğini gösterir. Fakat her biçimi yalnızca tek bir astronomik açıklamaya bağlamak yerine, ayetin kendi bağlamını korumak gerekir.

6. Kur’an’ı anlamada üç temel ölçü

Bu incelemeden hareketle üç soruyu birlikte sormalıyız.

Birincisi: Kelime ne anlama geliyor?

Meşrik doğuş yeri veya doğu, mağrib ise batış yeri veya batı anlamındadır. Kelimenin tekil, ikil ya da çoğul oluşu, anlatımın kapsamı hakkında dilbilgisel bilgi verir.

İkincisi: Ayet hangi bağlamda kullanılıyor?

Müzzemmil suresinde Allah’a dayanma, Rahmân suresinde nimetler ve ölçü, Sâffât suresinde Allah’ın birliği, Meâric suresinde ise kudret vurgusu öne çıkar. Aynı kelime alanı, farklı surelerde farklı mesajların içinde yer alabilir.

Üçüncüsü: Astronomi bize neyi kanıtlıyor?

Astronomi, Güneş’in doğuş ve batış noktalarının yıl boyunca değiştiğini ortaya koyar. Ancak bu gözlem, Kur’an’daki her çoğul ifadenin kesin olarak belirli sayıda astronomik noktayı anlattığını kanıtlamaz.

Dilbilgisi kelimenin biçimini açıklar. Sure bağlamı ayetin hangi mesajı öne çıkardığını anlamamıza yardımcı olur. Astronomi ise gökyüzünde gözlemlenebilen hareketleri açıklar.

Bu üç alan birbirini destekleyebilir; fakat birbirlerinin yerine geçmez.

Sonuç: Gökyüzündeki değişim, Kur’an’daki ifadeleri nasıl anlamamıza yardım eder?

Kur’an’da doğu ve batının bazen tekil, bazen ikil, bazen de çoğul biçimde kullanılması kendi başına bir çelişki oluşturmaz. Bu biçimler Arapçanın farklı anlatım imkânlarını yansıtır ve ayetlerin bağlamında değerlendirilmelidir.

Tekil kullanım, doğu ve batıyı genel yönler veya daha geniş bir düzen olarak sunabilir. İkil kullanım, iki doğuş ve iki batış unsurunu ifade eder; bunların yaz ve kış gündönümlerindeki uç noktalarla ilişkilendirilmesi güçlü bir yorumdur. Çoğul kullanım ise çeşitli doğuş ve batış yerlerini kapsayabilir; ancak kesin olarak 365 noktayı bildirdiği söylenemez.

Buradaki asıl mesele, Kur’an’ı astronomik bir iddiaya zorlamak değil, kelimelerin biçimini, ayetlerin bağlamını ve gözlemlenebilir gök olaylarını birlikte ama birbirine karıştırmadan değerlendirmektir.

Gökyüzüne baktığımızda Güneş’in her gün aynı noktadan doğmadığını görürüz. Bu değişim, evrendeki hareketin ölçülebilir bir parçasıdır. Kur’an ise doğular ve batılardan söz ederken bu düzeni Allah’ın hükümranlığı, birliği, nimetleri ve kudretiyle ilişkilendirir.

Öyleyse üzerinde düşünmemiz gereken soru yalnızca Güneş’in nereden doğduğu değildir:

Gözlemlediğimiz gerçek ile o gerçek hakkında geliştirdiğimiz yorumu birbirinden ayırabiliyor muyuz?

Çünkü bir metni anlamak, yalnızca onda ne yazdığını görmek değil; onun açıkça söylediğiyle bizim ona yüklediğimiz anlam arasındaki sınırı da fark etmektir.



Yorumlar

Öne çıkan Makaleler

Kurana göre Sevgi ile Aşk ❤

YASAK MEYVE ? 🍎

Habibullah demek ŞİRKTİR 📣