Hakem Kim: Allah mı, Nebi mi?
Allah’tan Başka Bir Hakem mi Arayacağım?
Kur’an’ın en sarsıcı sorularından biri şudur:
Bu soru yalnızca bir inanç cümlesi değildir. Aynı zamanda din adına son sözü kimin söyleyeceği meselesini ortaya koyar.
Çünkü bir yerde birden fazla hüküm kaynağı varsa, orada artık tek otoriteden söz edilemez.
Allah ise açıkça soruyor:
“Allah’tan başka bir hakem mi arayayım?”
Ardından cevabı da kendisi veriyor:
Burada dikkat edilmesi gereken nokta çok açıktır:
Peki Rasul?
Tam burada Kur’an’ın başka bir ayeti devreye giriyor:
İlk bakışta karşımıza iki ayrı otorite çıkmış gibi görünür:
Bir tarafta Allah hakem, diğer tarafta Rasul hakem.
Fakat Kur’an’ın bütünlüğü bu ikisini birbirinden bağımsız iki hüküm kaynağı haline getirmez.
Çünkü Rasul kendi başına hüküm koyan ikinci bir ilahî otorite değildir.
Rasul neye göre hükmediyor?
Kur’an bunu da açıkça söyler:
Ve:
Demek ki Rasulün hükmü, Allah’ın hükmünden bağımsız değildir.
Rasul Allah’ın indirdiğiyle hükmeder.
Bu nedenle Rasulün hakemliği, Allah’ın karşısında ikinci bir hüküm makamı oluşturmaz.
Tam tersine Allah’ın hükmünü insanlar arasında gerçekleştiren elçiliği ifade eder.
“Allah ve Rasulü” iki ayrı otorite mi?
Kur’an şöyle der:
Buradaki ifade çoğu zaman iki ayrı otoritenin yan yana getirilmesi gibi okunur.
Oysa Kur’an’ın tamamına baktığımızda Rasulün kendi başına din koymadığını görürüz.
Rasul şöyle söylemektedir:
Başka bir yerde:
Ve daha da kesin bir biçimde:
O halde mesele aslında iki otoritenin bulunması değildir.
Tek otorite vardır.
Allah.
Rasul ise bu otoritenin sahibi değil, elçisidir.
Rasul konuştuğunda kim konuşuyor?
Burada çok önemli bir ayrım ortaya çıkar.
Rasulün elçilik göreviyle söylediği şey ile kendi beşerî hayatındaki davranışlarını birbirine karıştırmamak gerekir.
Kur’an Rasulün görevini şöyle tanımlar:
Rasulün görevi vahyi insanlara ulaştırmak ve açıklamaktır.
Bu nedenle Kur’an açısından bağlayıcılığın kaynağı Rasulün kişisel otoritesi değil, Rasulün getirdiği Allah’ın vahyidir.
İşte “Allah ve Rasulü” ifadesinin Kur’an içindeki anlamı burada berraklaşır:
Rasulü Allah’tan bağımsız ikinci bir din kaynağına dönüştürdüğümüzde ise başka bir yapı ortaya çıkar.
Artık iki otorite oluşturulmuş olur:
Bir tarafta Allah’ın Kitabı,
diğer tarafta Rasul adına oluşturulan bağımsız hükümler.
İşte Kur’an’ın sorduğu soru tam burada yeniden karşımıza çıkar:
“Allah’tan başka bir hakem mi arayayım?”
Yahudilerin gelişi neden bu kadar önemli?
Mâide 5:43'teki ayrıntı gözden kaçırıldığında konu kolayca iki otorite meselesine dönüşebilir.
Oysa ayet olağanüstü bir sahne gösteriyor:
Yahudiler nebiye geliyor.
Hakemlik istiyorlar.
Fakat ellerinde zaten Allah’ın Kitabı var.
Kur’an soruyor:
“İçinde Allah’ın hükmü bulunan Tevrat yanlarında iken seni nasıl hakem kılıyorlar?”
Bu soru çok şey söylüyor.
Demek ki nebinin hakemliği, Allah’ın Kitabı yerine geçen bağımsız bir hüküm kaynağı olarak sunulmuyor.
Tam tersine, onların zaten sahip oldukları ilahî hüküm karşısında nebinin hakemliğe çağrılması sorgulanıyor.
Başka bir ifadeyle:
Hakem nebi olabilir; fakat hükmün sahibi nebi değildir.
Rasul Allah’ın hükmünü değiştirebilir mi?
Kur’an bu sorunun cevabını da verir:
Bu ayet son derece çarpıcıdır.
Rasul bile vahyin karşısında bağımsız değildir.
Kendisine:
“Bunu değiştir.”
denildiğinde bunu yapamayacağını bildiriyor.
Çünkü onun görevi hüküm üretmek değil, vahye uymaktır.
Dolayısıyla Rasulün otoritesi, Allah’ın otoritesine rakip bir otorite değildir.
Asıl kırılma burada
Kur’an bize dinin kaynağı konusunda çok net bir sınır çizer:
Bu cümle yalnızca Allah’ın gökleri ve yeri yönettiğini anlatmaz.
Dinin hüküm koyma yetkisinin de Allah’a ait olduğunu bildirir.
Bu yüzden Kur’an’ın belirlemediği bir konuda başka bir insanı nihai dinî hakem haline getirmek, Kur’an’ın otorite anlayışıyla ciddi bir sorun oluşturur.
Çünkü insan ne kadar bilgili olursa olsun Allah değildir.
Rasul bile Allah’ın vahyine uyar.
Öyleyse Rasulün ardından gelen insanlar nasıl olur da Allah’ın açıkça hüküm vermediği alanlarda mutlak dinî hüküm koyucular haline gelebilir?
Kur’an’ın sarsıcı sorusu burada tekrar yükselir:
Allah’tan başka bir hakem mi arayayım?
Rasulü yüceltmek, onu Allah’ın ortağı yapmak değildir
Rasulü küçültmek ile Rasulü Allah’ın ortağı haline getirmek arasında üçüncü bir yol vardır:
Onu Allah’ın elçisi olarak yerine koymak.
Rasul vazgeçilmezdir.
Çünkü vahyi insanlara ulaştırmıştır.
Açıklamıştır.
Tebliğ etmiştir.
Allah’ın indirdiğiyle hükmetmiştir.
Fakat bütün bunlar onu Allah’ın yanında bağımsız bir hüküm koyucu yapmaz.
Tam tersine Rasulün büyüklüğü, kendisini Allah’ın karşısında bağımsızlaştırmasında değil, Allah’ın vahyine tam teslimiyetinde ortaya çıkar.
Rasulün kendi sözüyle:
“Ben ancak bana vahyedilene uyuyorum.”
Bu cümle Rasulün makamını küçültmez.
Aksine onun gerçek makamını gösterir.
İki otorite değil, tek otorite
Kur’an’ın bütünlüğünde tablo şudur:
Allah → vahyi indirir.
Vahiy → hükmün ölçüsünü belirler.
Rasul → vahyi tebliğ eder, açıklar ve onunla hükmeder.
Böylece “Allah ve Rasulü” birbirine rakip iki hüküm makamı haline gelmez.
Rasulün hükmü, Allah’ın hükmünden bağımsız değildir.
Çünkü Rasul:
“Ben ancak bana vahyedilene uyuyorum.”
demektedir.
Bu nedenle Allah ve Rasulü ifadesini “iki bağımsız din otoritesi” şeklinde okumak yerine, Allah’ın hükmünün Rasul aracılığıyla insanlara ulaştırılması ve uygulanması bağlamında okumak Kur’an’ın diğer ayetleriyle bütünlük oluşturur.
Son söz: Hakem kim?
Kur’an meseleyi insanın önüne bırakıyor:
“Allah’tan başka bir hakem mi arayayım?”
Bu sorunun cevabı aslında yine Kur’an’ın içinde verilmiştir:
“Hüküm yalnız Allah’ındır.”
Rasul bu hükmün sahibi değil, elçisidir.
Bu yüzden Rasulün gerçek otoritesi Allah’a rağmen değil, Allah’tan dolayıdır.
Rasulü Allah’tan bağımsız bir hüküm kaynağı yapmak da yanlıştır; Rasulü devre dışı bırakmak da.
Kur’an’ın kurduğu düzen çok daha yalındır:
Ve insanın önündeki soru hâlâ aynı sorudur:
“Allah’tan başka bir hakem mi arayayım?”
Bu soru, yalnızca geçmişte yaşayanlara değil, din adına hüküm veren herkese ve din adına hüküm kabul eden herkese yöneltilmiş bir sorudur.
Çünkü mesele sonunda şuna gelir:
Hüküm kimin?
Kur’an’ın cevabı nettir:
Allah’ın.
Ve belki de asıl sarsıcı soru budur:
Nebi Allah’ın hükmüyle hükmediyorsa, nebinin hakemliğini Allah’ın hükmünden bağımsız bir otoriteye dönüştürmek kimin hükmünü ortaya çıkarır?

Yorumlar
Yorum Gönder