Tevhid Sınırında Aracılık


İBRAHİM’İN KIRDIĞI PUTLAR, BUGÜNÜN KUTSALLAŞTIRILMIŞ ŞAHISLARI!

Tevhid sınırında aracılık ve şefaat algısı

İbrahim nebinin en dikkat çekici özelliklerinden biri neydi? Putları kırması ve en büyüğünü bırakması! Peki, bu kıssayı dinleyenler İbrahim’in neyi hedef aldığını hiç düşündü mü? Onun mücadelesi yalnızca taştan, tahtadan yapılmış heykellere karşı mıydı, yoksa insanları Allah’tan uzaklaştıran bir inanç ve otorite anlayışına karşı mıydı?

Enbiyâ suresi 58. ayette İbrahim’in putları parçaladığı, büyük olanı ise bıraktığı anlatılır. Ardından kavmi ona yönelir. İbrahim, Enbiyâ suresi 63. ayette şöyle cevap verir:

“Belki de bunu şu büyükleri yapmıştır. Eğer konuşabiliyorlarsa onlara sorun!”

Bu cevap, düşünmeye çağıran bir sorgulamadır. Konuşamayan, kendisine bile fayda veya zarar veremeyen varlıklar nasıl ilah olabilir?

Peki, İbrahim nebinin imamlığını izlediğini söyleyenler, onun bu mücadelesini yalnızca tarihsel bir put kırma olayı olarak mı anlayacak? Mekke müşrikleri de Allah’a inanıyor, fakat Allah’a yaklaşmak için aracılar ediniyorlardı. Kur’an, onların bu anlayışını Zümer suresi 3. ayette açıkça aktarır:

“Biz bunlara sırf bizi Allah’a daha çok yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz.”

Demek ki Allah’ın varlığına inanmak tek başına tevhid değildir. Asıl mesele, kulluğu kime yönelttiğimiz ve Allah’a ait yetkileri kime verdiğimizdir.

Şimdi günümüze gelelim!

Bugün din anlatıcıları, Allah’ın indirdiği ayetleri açıklamak yerine sürekli Allah’a yakın olduğu söylenen şahısları, onların kerametlerini, makamlarını ve insanları kurtaracağına dair beklentileri öne çıkarıyorsa burada durup düşünmemiz gerekmez mi?

Milyonlarca insanın belirli şahıslardan şefaat beklemesi, onların ahirette kendilerini kurtaracağına inanması ve Allah’a yakınlaşmak için bu kişilere bağlanması, Kur’an’ın ortaya koyduğu ölçülerle sorgulanmamalı mı?

Zümer suresi 44. ayette Rabbimiz şöyle buyurur:

“De ki: Şefaatin tamamı Allah’a aittir.”

Yunus suresi 18. ayette ise insanların, Allah’tan başka edindikleri varlıklar hakkında “Bunlar, Allah katında bizim şefaatçilerimizdir” dedikleri bildirilir.

Dikkat edin! Kur’an, geçmişteki bu söylemi kayda geçiriyor. Bugün de birileri insanları belirli şahısların Allah katında özel bir konuma sahip olduğuna inandırıyor, onlardan kurtuluş beklemeye yönlendiriyorsa bu söylem Kur’an’ın eleştirisinden muaf tutulabilir mi?

Elbette bir insanın güzel ahlakını örnek almak, bilgisinden yararlanmak ve iyi öğütlerini dinlemek başka şeydir; onu kutsallaştırmak, sorgulanamaz hâle getirmek ve ahirette kurtuluşun güvencesi gibi görmek başka şeydir.

Tevbe suresi 31. ayette, insanların bilginlerini ve rahiplerini Allah’tan başka rabler edindikleri anlatılır. Buradaki uyarı, dinî otoritenin Allah’ın hükmünün önüne geçirilmesi tehlikesini düşündürür.

Peki, İbrahim nebinin putları kırma mücadelesini anlatıp insanları kutsallaştırma tehlikesini görmezden gelmek, kıssanın özünü eksik anlamak değil midir?

İbrahim’in mücadelesini yalnızca taş putlarla sınırlarsak, kendi çağımızdaki putlaştırmaları nasıl fark edeceğiz? Bir insanın heykelini dikmeden de onu zihnimizde dokunulmaz bir makama yerleştirebiliriz. Onun sözünü Allah’ın ayetlerinin önüne geçirir, ondan ahiret kurtuluşu bekler ve ona sorgusuz bağlanırsak, artık kendi inancımızı da sorgulamalıyız.

Rabbimiz, Bakara suresi 186. ayette kendisinin yakın olduğunu ve dua edenin duasına karşılık verdiğini bildirir. Öyleyse Allah’a yönelmek için araya kutsallaştırılmış bir insan koymak zorunda mıyız?

Fâtiha suresi 5. ayette her gün okuyoruz:

“Yalnız Sana kulluk eder ve yalnız Senden yardım dileriz.”

Öyleyse soralım: İbrahim’in kırdığı putları anlatırken, bugün kendi ellerimizle oluşturduğumuz kutsal makamları neden sorgulamıyoruz?

Put yalnızca taştan yapılmaz; insanın zihninde de kurulabilir. Tevhid ise isimleri, makamları ve gelenekleri değil, Allah’ın indirdiği ölçüyü esas almaktır.

UYARI / HATIRLATMA


Bu metinlerde yer alan görüş, yorum ve çıkarımlar, beşerî çabanın bir ürünüdür.

Lütfen her ifadeyi Kur’an’ın bütünüyle değerlendirin; ayetlerin rehberliğinde tartın, ölçün ve doğrulayın. 

Hakikatin tek ölçüsü Allah’ın kitabıdır. Yanlış varsa bize, doğru varsa Allah’a aittir.

Diğer kategorize edilmiş yazılarımıza aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz

Yorumlar

Öne çıkan Makaleler

Kurana göre Sevgi ile Aşk ❤

YASAK MEYVE ? 🍎

Habibullah demek ŞİRKTİR 📣