ALLAH VE RESUL KAVRAMI NASIL İKİ İLAH EDİNMEYE DÖNÜŞTÜ?

 


ALLAH VE RESUL KAVRAMI NASIL İKİ İLAH EDİNMEYE DÖNÜŞTÜ?

Kur’an’ın temel çağrısı tevhiddir:

“Allah’tan başka ilah yoktur.”

Buna rağmen din anlayışında zamanla ortaya çıkan önemli sorunlardan biri, Allah’ın yanında resulü veya nebi şahsını bağımsız bir dinî otorite konumuna yükseltmektir.

Buradaki mesele resulü reddetmek değildir. Tam tersine mesele, resulün Kur’an’daki gerçek konumunu belirlemek ve onu Allah’ın hükmüne ortak etmemenin ne anlama geldiğini ortaya koymaktır.

Bunun için özellikle şu kavramları birbirine karıştırmamak gerekir:

Allah – vahiy – kitap – resul – nebi – itaat – hüküm – hakem.


ALLAH VE RESUL: TEK İLAH, TEK HÜKÜM, TEK HAKEM

Kur’an’ın en sarsıcı sorularından biri şudur:

“Allah’tan başka bir hakem mi arayayım?”
(En‘âm 6:114)

Bu soru yalnızca hakemlik meselesini değil, din adına son sözü kimin söyleyeceğini ortaya koyar.

Kur’an’ın cevabı nettir:

“Hüküm yalnız Allah’ındır.”
(Yûsuf 12:40)

Ve:

“O, hükmüne hiç kimseyi ortak etmez.”
(Kehf 18:26)

Öyleyse temel mesele şudur:

Allah’ın yanında bağımsız bir dinî hüküm ve otorite oluşturulabilir mi?

Bu sorunun cevabını anlayabilmek için ilah, rab, resul, nebi, vahiy, kitap, itaat ve hakem kavramlarını birbirine karıştırmadan ele almak gerekir.


1. TEK İLAH, TEK RAB

Kur’an tevhidi yalnızca Allah’ın yaratıcı olduğunu kabul etmek şeklinde sunmaz.

“İki ilah edinmeyin. O ancak tek ilahtır.”
(Nahl 16:51)

İlah yalnızca yaratıcı demek değildir; kulluğun ve nihai bağlılığın yöneldiği makamdır.

Rablik ise sahiplik, yönetme ve hükmetme otoritesini de içerir.

Bu nedenle Kur’an’ın şu uyarısı son derece önemlidir:

“Onlar Allah’ı bırakıp bilginlerini ve ruhbanlarını, Meryem oğlu Mesîh'i rabler edindiler...”
(Tevbe 9:31)

Buradaki problem, ahbar ve ruhbanları ve nebinin yaratıcı kabul edilmesi değildir. Onların Allah’ın yanında dinî otorite haline getirilmesidir.

Aynı çizgi Şûrâ 42:21'de görülür:

“Yoksa onların Allah’ın izin vermediği şeyleri dinde kendileri için yasalaştıran ortakları mı var?”

Dolayısıyla mesele yalnızca putlara secde etmek değildir.

Allah’ın din koyma ve hükmetme yetkisini başka bir otoriteyle paylaşmak da sorgulanmalıdır.


2. NEBİ DE RAB DEĞİLDİR, RESUL DE

Kur’an nebilere verilen makamın sınırını açıkça koyar:

“Allah’ın kendisine Kitap, hüküm ve nebilik verdiği hiçbir insanın, sonra insanlara ‘Allah’ı bırakıp bana kullar olun’ demesi düşünülemez.”
(Âl-i İmrân 3:79)

Ardından:

“...Sizi nebileri ve melekleri rabler edinmeye de çağırmaz.”
(Âl-i İmrân 3:80)

Nebi insanları kendisine değil Allah’a yöneltir.

Bu nedenle nebinin makamını yükseltmek ile onu Allah’ın yanında bağımsız bir dinî otoriteye dönüştürmek aynı şey değildir.

Resul için de aynı sınır geçerlidir.

Resul, gönderilmiş elçidir; vahyin sahibi değil taşıyıcısıdır.

Kur’an:

“Resule düşen ancak apaçık tebliğdir.”
(Nûr 24:54)

der.

Ve resulün kendi ağzından:

“Ben ancak bana vahyedilene uyarım.”
(En‘âm 6:50; Yûnus 10:15)

ifadesini aktarır.

Bu cümle, resulün otoritesinin kaynağını gösterir:

Resul kendi başına din koymaz; vahye uyar.


3. “RESULE İTAAT” NE DEMEKTİR?

Kur’an:

“Kim resule itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur.”
(Nisâ 4:80)

der.

Burada resulün Allah’ın yanında ikinci bir ilahî otorite olması söz konusu değildir.

Tam tersine resule itaatin Allah’a itaat sayılmasının sebebi, onun Allah’ın gönderdiği mesajın elçisi olmasıdır.

Kur’an’ın ortaya koyduğu zincir şöyledir:

Allah → vahiy → resul → tebliğ → insan

Bu zincirde resulün görevi vahyi kendisine mal etmek değil, onu tebliğ etmektir.

Ancak burada önemli bir kavramsal kayma meydana gelebilir:

Resule itaat → nebiye itaat → nebinin şahsına itaat → nebinin bütün sözlerini din hükmü kabul etmek.

Bu zincirin son halkaları ilk ifadeden kendiliğinden çıkmaz.

Özellikle:

“Resule itaat”

ile

“Nebinin vahiy dışındaki her sözünü Allah’ın hükmü kabul etmek”

aynı önerme değildir.

Bu nedenle resul ve nebi kavramlarının her yerde hiçbir ayrım gözetmeden özdeşleştirilmesi ayrıca sorgulanmalıdır.


4. ALLAH VE RESUL: İKİ HÜKÜM KAYNAĞI MI?

Kur’an:

“Allah ve Resulü bir iş hakkında hüküm verdiği zaman, mümin erkek ve kadının o işlerinde başka bir tercih hakkı yoktur.”
(Ahzâb 33:36)

der.

Bu ifade iki bağımsız otorite şeklinde okunabilir.

Fakat resulün kendi beyanı bu yorumu sınırlar:

“Ben ancak bana vahyedilene uyarım.”

Dolayısıyla burada iki bağımsız hüküm kaynağı değil, Allah’ın hükmünün resul aracılığıyla insanlara bildirilmesi söz konusudur.

Kur’an’ın genel ilkesi zaten açıktır:

“Hüküm yalnız Allah’ındır.”

Öyleyse resulün hükmü Allah’ın hükmüne rakip değildir.

Resul hükmün sahibi değil, Allah’ın hükmünün elçisidir.


5. RESUL NASIL HAKEM OLUYOR?

Nisâ 4:65'te:

“Rabbine andolsun ki, aralarında çıkan anlaşmazlıklarda seni hakem kılmadıkça... iman etmiş olmazlar.”

denilir.

Peki resul neye göre hakem olacaktır?

Kur’an cevabı kendisi verir:

“Aralarında Allah’ın indirdiği ile hükmet.”
(Mâide 5:48)

Ve:

“Aralarında Allah’ın indirdiği ile hükmet ve onların arzularına uyma.”
(Mâide 5:49)

Nisâ 4:105 de aynı noktayı açıklar:

“İnsanlar arasında Allah’ın sana gösterdiği şekilde hükmedesin diye sana Kitab’ı hak ile indirdik.”

Demek ki resulün hakemliği vahiyden bağımsız bir hakemlik değildir.

En kısa ifadeyle:

Resul hakem olabilir; fakat hükmün sahibi değildir.

“Allah’tan başka bir hakem mi arayayım?”
(En‘âm 6:114)


6. YAHUDİLERİN HAKEMLİK İÇİN GELMESİ

Mâide 5:43 bu konunun en çarpıcı örneklerinden biridir:

“İçinde Allah’ın hükmü bulunan Tevrat yanlarında iken seni nasıl hakem kılıyorlar?”

Yahudiler hüküm için nebiye geliyor.

Fakat ellerinde zaten Allah’ın hükmünü içeren Tevrat vardır.

Kur’an’ın dikkat çektiği nokta budur.

Mâide 5:44:

“Allah’a teslim olmuş nebiler onunla Yahudilere hükmederlerdi.”

Buradaki “onunla” Tevrat’a işaret eder.

Yani nebiler kendi şahsi hükümleriyle değil, Allah’ın indirdiğiyle hükmetmektedir.

Aynı ilke Kur’an için de tekrarlanır:

“Aralarında Allah’ın indirdiği ile hükmet.”

Bu nedenle hakemlik tartışmasının merkezindeki soru:

“Nebi ne dedi?”

değil,

“Allah ne indirdi?”

sorusudur.


7. ZAMİRLER VE KAVRAMLAR: RESUL MÜ, NEBİ Mİ?

Konunun bir başka boyutu dilbilgisidir.

Kur’an’daki:

“Ona itaat edin.”

“Ona uyun.”

“Onu hakem kılın.”

gibi ifadelerde zamirin nereye döndüğü bağlamdan belirlenmelidir.

Bir zamiri otomatik olarak “nebi” diye okumak, metnin bütününü incelemeden yapılan bir yorum olabilir.

Aynı şekilde “resul” ile “nebi”yi her yerde tamamen eş anlamlı kabul etmek de Kur’an’ın kavram örgüsünü zayıflatabilir.

Bu nedenle ayetler değerlendirilirken yalnızca geleneksel aktarım değil, zamir, bağlam, kelime seçimi ve ayetin bütünü dikkate alınmalıdır.


8. RESULÜN KAYNAĞI: VAHİY

Nahl 16:44:

“Sana da Zikr’i indirdik ki, kendilerine indirileni insanlara açıklayasın.”

Burada resulün görevi açıkça ortaya konur:

Kendisine indirileni insanlara açıklamak.

Dolayısıyla resulün bağlayıcılığı kendi kişisel otoritesinden değil, Allah’ın kendisine verdiği elçilik görevinden kaynaklanır.

Bu ayrım kaybolduğunda elçi ile mesaj yer değiştirmeye başlar.

Mesajın sahibi Allah iken, zamanla elçinin şahsı mesajın önüne geçirilebilir.

İşte ikinci bir dinî otoritenin oluşma riski burada başlar.


9. “İKİ İLAH” NASIL OLUŞUYOR?

Kimse açıkça:

“Allah ve resul iki ilahtır.”

demez.

Fakat fiilen şöyle bir yapı kurulabilir:

Allah → Kitap → din

yanında:

Nebi → sözleri → uygulamaları → dinî hükümler

Eğer ikinci zincir Allah’tan bağımsız bir hüküm kaynağı kabul edilirse, sonuçta iki ayrı dinî otorite oluşur.

Bir tarafta:

Allah’ın hükmü

diğer tarafta:

insana nispet edilen hüküm.

İşte tevhid açısından asıl sorgulanması gereken nokta budur.

Çünkü Kur’an:

“İki ilah edinmeyin.”

der.

Ve:

“Hüküm yalnız Allah’ındır.”

der.

Bu iki ayetin ortaya koyduğu temel ilke açıktır:

Allah’ın hükümranlığına bağımsız bir ortak oluşturulamaz.


10. FİRAVUN ÖRNEĞİ

Firavun:

“Sizin için benden başka bir ilah bilmiyorum.”
(Kasas 28:38)

diyordu.

Daha da dikkat çekici biçimde:

“Ben sizin en yüce rabbinizim.”
(Nâziât 79:24)

dedi.

Burada yalnızca “ilah” iddiası değil, rablik ve üstün otorite iddiası vardır.

Bu nedenle Firavun örneği, insanın insan üzerindeki mutlak otorite iddiasını da düşünmemizi sağlar.

Kur’an bunun karşısına:

“Hüküm yalnız Allah’ındır.”

ilkesini koyar.


11. ASIL SORUN: RESULÜ REDDETMEK DEĞİL, RESULÜN YERİNİ DEĞİŞTİRMEK

Resulü Allah’ın yanına çıkarmak yanlıştır.

Ama resulü devre dışı bırakmak da Kur’an’ın elçilik anlayışını ortadan kaldırır.

Resul:

  • vahyi alır,

  • vahyi tebliğ eder,

  • vahye uyar,

  • Allah’ın indirdiğiyle hükmeder,

  • insanları Allah’ın mesajına çağırır.

Dolayısıyla resulün büyüklüğü, Allah’ın yanına çıkarılmasında değil, Allah’ın vahyine teslimiyetindedir.

Onu Allah’tan bağımsızlaştırmak da, gereksiz görmek de aynı temel kavramı yanlış anlamaktır:

Resul Allah’ın elçisidir.


SONUÇ: ALLAH'TAN BAŞKA BİR HAKEM Mİ ARAYACAĞIM?

Bütün mesele sonunda tek bir soruya iner:

“Allah’tan başka bir hakem mi arayayım?”
(En‘âm 6:114)

Kur’an’ın cevabı:

“Hüküm yalnız Allah’ındır.”
(Yûsuf 12:40)

Buna göre:

Allah → tek ilahtır.

Allah → tek rabdir.

Allah → hükmün sahibidir.

Vahiy → Allah’ın indirdiği ölçüdür.

Kitap → bu vahyin rehberidir.

Resul → vahyin elçisidir.

Nebi → vahye tabidir.

Dolayısıyla mesele resule itaat edip etmemek değildir.

Asıl mesele, resule itaatin hangi temele dayandığını doğru belirlemektir.

Resule itaat, onu Allah’ın karşısına ikinci bir ilah olarak koymak değildir.

Fakat resulü Allah’ın yanında bağımsız bir hüküm koyucuya dönüştürmek de tevhid anlayışıyla bağdaşmaz.

Çünkü resulün kendi sözüyle:

“Ben ancak bana vahyedilene uyarım.”

Öyleyse soruyu tersine çevirmemek gerekir.

Önce:

“Nebi ne dedi?”

değil;

“ALLAH NE İNDİRDİ?”

diye sormalıyız.

Çünkü nebi Allah’ın indirdiğiyle hükmediyorsa, nebinin hakemliğini Allah’ın hükmünden bağımsız bir otoriteye dönüştürmek artık resulün otoritesini değil, insanlar tarafından oluşturulmuş başka bir otoriteyi ortaya çıkarır.

Ve Kur’an’ın sorusu bütün ağırlığıyla önümüzde durur:

“Allah’tan başka bir hakem mi arayayım?”

Hüküm yalnız Allah’ındır.

Yorumlar

Öne çıkan Makaleler

Kurana göre Sevgi ile Aşk ❤

YASAK MEYVE ? 🍎

Habibullah demek ŞİRKTİR 📣