RIZKIN KAYNAĞI KİM

 


RIZKIN KAYNAĞI KİM, KUDRET KİMİN?

Kur’an’da bazı ayetler vardır ki, yalnızca bir hüküm bildirmez; insanın düşünme biçimini sarsar. Nahl Suresi 75. ayet de bunlardan biridir. Ancak bu ayeti yalnız başına okumak, mesajını daraltabilir. Çünkü ayetin hemen öncesi ve sonrası, bize neyin tartışıldığını açıkça gösterir.

Nahl 73. ayette şöyle buyurulur:

“Allah’ın dışında, göklerden ve yerden kendileri için hiçbir rızka sahip olmayan ve buna güçleri de yetmeyen şeylere kulluk ediyorlar.”

Ardından 74. ayette:

“Öyleyse Allah için benzetmeler ortaya koymayın. Şüphesiz Allah bilir, siz bilmezsiniz.”

denilir.

Hemen sonra 75. ayette Allah bir örnek verir:

“Allah, hiçbir şeye güç yetiremeyen, mülkiyet altında bulunan bir kulu örnek verdi; bir de kendisine katımızdan güzel bir rızık verdiğimiz ve ondan gizli ve açık olarak harcayan kimseyi. Bunlar hiç bir olur mu? Hamd Allah’a mahsustur. Fakat onların çoğu bilmiyor.”

Burada ayetin ne söylediğini anlayabilmek için ilk yapılması gereken şey, 75. ayeti 73. ayetten koparmamaktır.

RIZIK KİMİN?

Nahl 72. ayette Allah, insanlara eşler, çocuklar ve torunlar verdiğini, onları güzel şeylerden rızıklandırdığını bildirir:

“Allah sizi güzel şeylerden rızıklandırdı.”

  1. ayette ise Allah’tan başkasına yönelenlerin yöneldikleri varlıklar için şu ifade kullanılır:

“Onlar kendileri için göklerden ve yerden hiçbir rızka sahip değiller ve buna güçleri de yetmez.”

Burada iki önemli kavram karşımıza çıkar:

رِزْق — rızk

ve

مُلْك — mülk/sahiplik.

  1. ayette:

لَا يَمْلِكُ لَهُمْ رِزْقًا

“Onlar için rızka sahip değiller.”

denilir.

Demek ki mesele yalnızca bir varlığın insanlara yardım edip edememesi değildir. Öncelikle şu sorulmaktadır:

Gerçekten kimin mülkünde ne var? Kimin rızık verme yetkisi var?

Kur’an bu sorunun cevabını açık biçimde Allah’a bağlar.

“ALLAH BİR ÖRNEK VERDİ”

  1. ayette çok önemli bir uyarı vardır:

“Allah için benzetmeler ortaya koymayın.”

Ardından 75. ayet:

ضَرَبَ اللَّهُ مَثَلًا

“Allah bir örnek verdi.”

der.

Burada herhangi bir çelişki yoktur.

  1. ayette insanın Allah hakkında kendi bilgisizliğiyle benzetmeler üretmesi engellenirken, 75. ayette örneği Allah kendisi vermektedir.

مَثَل — mesel kelimesi, benzerlik, örnek ve temsil anlam alanına sahiptir.

Allah, insanın anlayabileceği bir örnek üzerinden görünmeyen bir hakikati görünür hâle getirmektedir.

“ABD” VE “MEMLÛK”

Ayetin ilk tarafı şöyledir:

عَبْدًا مَمْلُوكًا

“mülkiyet altında bulunan bir kul.”

Buradaki عَبْد — abd, kulluk ve kul olma anlam alanına sahiptir.

Arkasından gelen مَمْلُوك — memlûk ise م ل ك kökünden gelir ve mülkiyet altında bulunan anlamındadır.

Bu nedenle ayet özellikle:

عَبْدًا مَمْلُوكًا

diyerek bağımsız tasarruf gücü bulunmayan bir kişiyi örnek olarak ortaya koymaktadır.

Ardından onun niteliğini açıklar:

لَا يَقْدِرُ عَلَىٰ شَيْءٍ

“Hiçbir şeye güç yetiremiyor.”

Buradaki يَقْدِرُ — yaqdiru, ق د ر kökünden gelir. Kudret, güç yetirme ve bir şeyi gerçekleştirebilme anlam alanına sahiptir.

Bu ifade, misalin ilk tarafının bağımsız bir tasarruf gücüne sahip olmadığını gösterir.

SONRA İKİNCİ TARAF GELİYOR

Ayet şöyle devam eder:

وَمَن رَّزَقْنَاهُ مِنَّا رِزْقًا حَسَنًا

“Bir de kendisine katımızdan güzel bir rızık verdiğimiz kimseyi…”

Burada çok önemli bir ayrıntı vardır.

Allah:

رَزَقْنَاهُ

diyor.

“Biz onu rızıklandırdık.”

Ardından:

مِنَّا

“Katımızdan.”

ifadesi geliyor.

Yani ikinci kişinin sahip olduğu imkânın kaynağı kendisi değildir.

Rızıklandıran Allah’tır.

Buradaki رَزَقَ — razaqa, rızık vermek ve nimet sağlamak anlamındaki ر ز ق kökünden gelir.

Ardından:

رِزْقًا حَسَنًا

“güzel bir rızık”

denilir.

Buradaki حَسَن — hasen, iyi, güzel ve uygun olan anlam alanındadır.

Fakat ayet burada da durmaz.

RIZKI ALAN NE YAPIYOR?

Ayet:

فَهُوَ يُنفِقُ مِنْهُ

diyor.

“Bundan harcıyor.”

Buradaki يُنفِقُ — yunfiqu, ن ف ق kökünden gelir ve sahip olunan şeyden harcamak, aktarmak, vermek anlamındadır.

Dikkat edilmesi gereken nokta şudur:

Allah önce:

رَزَقْنَاهُ

“Biz onu rızıklandırdık.”

diyor.

Sonra:

يُنفِقُ مِنْهُ

“ondan harcıyor.”

diyor.

Yani:

Kaynak Allah’tır; insan ise kendisine verilenden tasarruf etmektedir.

İşte burada çok önemli bir Kur’an ilkesi ortaya çıkmaktadır:

İnsanın elinde bir şey bulunması, onun o şeyin mutlak kaynağı olduğu anlamına gelmez.

GİZLİ VE AÇIK

Ayet devam eder:

سِرًّا وَجَهْرًا

“Gizli ve açık.”

İkinci kişi Allah’ın kendisine verdiği rızıktan hem gizli hem açık olarak harcamaktadır.

Burada anlatılan kişi sadece “zengin” değildir.

Onu birinci kişiden ayıran temel özellik, kendisine verilen imkânı tasarruf edebilmesi ve başkasına aktarabilmesidir.

Dolayısıyla ayetin konusu basitçe:

“Zengin ile fakir aynı değildir.”

değildir.

Misalin asıl amacı, güç ve tasarruf sahibi olanla olmayan arasındaki farkı göstermek ve bunu Allah'tan başkasına kulluk meselesine bağlamaktır.

“BUNLAR BİR OLUR MU?”

Ayetin zirvesi:

هَلْ يَسْتَوُونَ

“Bunlar bir olur mu?”

ifadesidir.

يَسْتَوُونَ — yastawûn, س و ي kökünden gelir.

Eşit olmak, denk olmak, aynı seviyede bulunmak anlam alanına sahiptir.

Allah insanın zihnine şu soruyu bırakır:

Hiçbir şeye güç yetiremeyen ile Allah'ın rızıklandırdığı ve kendisine verilen nimetten tasarruf eden aynı olabilir mi?

Elbette ayetin cevabı sorunun içinde vardır:

Hayır.

Fakat asıl mesele bundan daha ileridedir.

Çünkü 75. ayetteki örnek, 73. ayette söylenen sözün açıklamasıdır.

ALLAH'IN DIŞINDAKİLER NEYE SAHİP?

  1. ayeti tekrar hatırlayalım:

“Allah’ın dışında, göklerden ve yerden kendileri için hiçbir rızka sahip olmayan ve buna güçleri de yetmeyen şeylere kulluk ediyorlar.”

Burada Kur’an'ın ortaya koyduğu mantık açıktır.

Kendisine kulluk edilen varlık:

  • rızka sahip değil,
  • rızık vermeye güç yetirmiyor,
  • bağımsız kudret sahibi değil.

O hâlde soru şudur:

İnsan neden böyle bir varlığa Allah'a ait bir konum yüklesin?

Nahl 75'in misali tam burada anlam kazanır.

Çünkü ayet, insanın günlük hayatta bile anlayabileceği bir karşılaştırma üzerinden kudret ve tasarruf farkını gösteriyor.

“HAMD ALLAH'A MAHSUSTUR”

Ve ardından çok dikkat çekici bir ifade gelir:

الْحَمْدُ لِلَّهِ

“Hamd Allah’a mahsustur.”

Neden?

Çünkü rızkın kaynağı Allah'tır.

Kudretin gerçek sahibi Allah'tır.

Mülkün gerçek sahibi Allah'tır.

İnsanın elindeki imkânların kaynağı Allah'tır.

İnsan kendisine verilen nimetten harcayabilir; fakat nimetin mutlak yaratıcısı ve kaynağı değildir.

Bu nedenle ayetin ulaştığı sonuç:

الْحَمْدُ لِلَّهِ

“Hamd Allah'a mahsustur.”

şeklindedir.

“FAKAT ONLARIN ÇOĞU BİLMİYOR”

Ayetin sonu:

بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

“Fakat onların çoğu bilmiyor.”

Buradaki يَعْلَمُونَ — ya'lemûn, ع ل م kökünden gelir.

Bilmek, bilgi sahibi olmak, hakikati kavramak anlam alanındadır.

Bu ifade Nahl 74'teki:

إِنَّ اللَّهَ يَعْلَمُ وَأَنتُمْ لَا تَعْلَمُونَ

“Şüphesiz Allah bilir, siz bilmezsiniz.”

ifadesiyle doğrudan bağlantılıdır.

Böylece 74 ile 75'in başlangıç ve sonu arasında anlam bakımından güçlü bir bağ kurulur:

Allah bilir.

İnsan bilmiyor.

Allah örnek veriyor.

İnsan düşünmeye çağrılıyor.

Sonuçta:

Hamd Allah'a mahsustur.

76. AYET: AYNI MANTIK DEVAM EDİYOR

Nahl 76'da ikinci bir örnek gelir.

Bu kez:

“İki adamı da örnek verdi.”

Biri:

لَا يَقْدِرُ عَلَىٰ شَيْءٍ

“Hiçbir şeye güç yetiremiyor.”

Diğeri ise:

يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ

“Adaleti emrediyor.”

ve:

وَهُوَ عَلَىٰ صِرَاطٍ مُّسْتَقِيمٍ

“Dosdoğru bir yol üzerindedir.”

Sonra yine aynı soru:

هَلْ يَسْتَوِي هُوَ وَمَن يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ

“Bu kişi ile adaleti emreden kimse bir olur mu?”

Demek ki 75. ayetteki:

“هَلْ يَسْتَوُونَ”

ifadesi tesadüfi değildir.

Kur'an, insanı sürekli olarak denk olmayan şeyleri denk görmemeye çağırmaktadır.

77. AYETTE SON NOKTA

Ardından 77. ayet gelir:

“Göklerin ve yerin gaybı Allah’a aittir. Saat’in emri ise göz açıp kapama gibi veya daha da yakındır. Şüphesiz Allah her şeye güç yetirendir.”

Burada tekrar kudret kavramına dönülür:

إِنَّ اللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

“Şüphesiz Allah her şeye güç yetirendir.”

  1. ayette:

لَا يَقْدِرُ عَلَىٰ شَيْءٍ

“Hiçbir şeye güç yetiremeyen.”

  1. ayette:

عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

“Her şeye güç yetiren.”

İki ifade arasındaki karşıtlık son derece dikkat çekicidir.

75. ayet: sınırlı kudret / hiçbir şeye güç yetirememe.

77. ayet: Allah'ın mutlak kudreti.

Böylece 73–77 arasındaki bütün anlatım Allah'ın kudretini ve tevhidi ortaya koyan bir bütün hâline gelir.

SONUÇ: NAHL 75'İN SÖYLEDİĞİ

Nahl 75'i yalnızca kölelik veya ekonomik eşitsizlik üzerinden okumak, ayetin bulunduğu bağlamı daraltır.

Ayetin hemen öncesinde Allah'tan başkasına kulluk edilen varlıkların rızık sahibi olmadığı ve buna güç yetiremediği anlatılır.

Sonra Allah bir örnek verir:

Hiçbir şeye güç yetiremeyen, mülkiyet altında bulunan bir kul…

Karşısına:

Allah'ın rızıklandırdığı ve kendisine verilen rızıktan başkasına da aktarabilen bir insan…

konur.

Ve sorulur:

هَلْ يَسْتَوُونَ

“Bunlar bir olur mu?”

Ardından:

الْحَمْدُ لِلَّهِ

“Hamd Allah'a mahsustur.”

Sonra da:

بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

“Fakat onların çoğu bilmiyor.”

Bu ayetin Kur'an içindeki temel mesajı şudur:

Rızkın kaynağı Allah'tır. Mülkün gerçek sahibi Allah'tır. Mutlak kudret Allah'ındır. İnsan ise kendisine verilenden tasarruf eder. Allah'ın sahip olmadığı bir kudreti veya yetkiyi Allah'ın dışında bir varlığa vermek, Kur'an'ın kurduğu tevhid mantığıyla bağdaşmaz.

Ve Nahl 75'in sorusu bugün de aynı şekilde önümüzde durmaktadır:

“Bunlar hiç bir olur mu?”

Kur'an'ın verdiği cevap ise nettir:

“Hamd Allah'a mahsustur.”

Yorumlar

Öne çıkan Makaleler

Kurana göre Sevgi ile Aşk ❤

YASAK MEYVE ? 🍎

Habibullah demek ŞİRKTİR 📣