KUR’AN’A ÇAĞIRIYORSUN, AMA CEVAP HEP BAŞKA YERDEN GELİYOR

 


KUR’AN’A ÇAĞIRIYORSUN, AMA CEVAP HEP BAŞKA YERDEN GELİYOR

Kur’an’a çağırıyorsun.

Karşındaki cevap veriyor:

“Ama peygamber şöyle…”

Bir ayet gösteriyorsun:

“Ama hadis var, şöyle…”

Kur’an’dan bir hüküm ortaya koyuyorsun:

“Âlimler böyle açıklamış.”

Bir başka ayet getiriyorsun:

“Mezhep böyle söylüyor.”

Sonra farkında olmadan tartışmanın konusu Kur’an olmaktan çıkıyor.

Çünkü Kur’an konuşulurken, Kur’an’ın yanına sürekli başka belirleyiciler getiriliyor.

Peki temel soru şu:

Din adına son sözü kim söyleyecek?

Kur’an bu soruyu oldukça açık sorar:

“Allah’tan başka bir hakem mi arayayım? Oysa size Kitab’ı açıklanmış olarak indiren O’dur.”
En‘âm 6:114

Buradaki mesele bir insanın tarihsel olarak ne söylediğini araştırmak değildir.

Mesele, Allah’ın indirdiği Kitab’ın din konusunda yeterli bir ölçü olup olmadığıdır.

Çünkü Kur’an kendisini yalnızca okunacak bir metin olarak tanıtmaz.

Kendisine uyulmasını ister:

“Rabbinizden size indirilene uyun; O’ndan başka velilere uymayın.”
A‘râf 7:3

Dikkat edin:

“Size indirilene uyun.”

Kur’an’ın kurduğu ölçü budur.

PEKİ “PEYGAMBER ŞÖYLE…” DENİLDİĞİNDE?

Rasûle itaat elbette Kur’an’ın emridir.

Fakat burada kritik soru şudur:

Rasûle itaat neye itaattir?

Kur’an, Rasûlün görevinin vahyi tebliğ etmek olduğunu bildirir:

“Rasûle düşen yalnızca apaçık tebliğdir.”
Nûr 24:54

Ve yine:

“Ey Rasûl! Rabbinden sana indirileni tebliğ et.”
Mâide 5:67

Dolayısıyla “Rasûl şöyle dedi” ifadesinin dinî bir hükme dönüşebilmesi için şu soru kaçınılmazdır:

Bu söz gerçekten vahiy ile belirlenmiş dinî bir hüküm müdür, yoksa sonradan nakledilen bir rivayet midir?

Bu ayrım yapılmadan her rivayetin dinin ikinci kaynağı gibi sunulması, tartışmayı Kur’an’ın dışına taşır.

“HADİS VAR” DİYEREK AYETİN ÖNÜNE GEÇMEK

Bir ayet gösteriyorsun.

Karşındaki:

“Ama hadis var.”

Peki hadis, Allah’ın Kitabı’na karşı bir hakem olabilir mi?

Kur’an şöyle der:

“Allah’tan ve O’nun ayetlerinden sonra hangi söze inanacaklar?”
Câsiye 45:6

Ayetin sonunda kullanılan “hadîs” kelimesi “söz/haber” anlam alanına sahiptir.

Buradaki soru son derece çarpıcıdır:

Allah’ın ayetlerinden sonra hangi söze inanacaklar?

Öyleyse mesele “hadislerin tamamı kötüdür” gibi basit bir iddia değildir.

Mesele şudur:

Bir söz, din adına bağlayıcı hüküm haline getirildiğinde onun ölçüsü nedir?

Kur’an’ın cevabı açıktır:

“Allah’ın indirdiği Kitab’a uyun.”
A‘râf 7:3

“ÂLİMLER BÖYLE DEMİŞ…”

Peki âlimler?

Elbette insanlar araştırır, düşünür, yorumlar ve açıklamalar yapabilir.

Fakat hiçbir insanın açıklaması Allah’ın Kitabı ile aynı seviyeye çıkarılamaz.

Kur’an’ın dikkat çektiği tehlike tam da burada ortaya çıkar:

“Onlar Allah’ı bırakıp hahamlarını ve rahiplerini rabler edindiler…”
Tevbe 9:31

Rasûlullah bu ayette tartışmayı insanların önüne koyan bir otorite olarak değil, Allah’ın hükmünün belirleyiciliği açısından açıklanır.

Çünkü bir insanın sözünü dinlemek başka şeydir;

o insanın sözünü Allah’ın hükmü gibi kabul etmek başka şeydir.

Sorun burada başlar.

DİNİN ÖNÜNE İSİMLER KONULDUĞUNDA

Bir süre sonra zincir büyür:

Allah → Kur’an → Rasûl → hadis → âlim → mezhep → şeyh → kitap → yorum…

Ve insan farkına varmadan Allah’ın Kitabı’na ulaşmak için bir otoriteler zincirine bağımlı hale gelir.

Oysa Kur’an kendisini anlaşılması ve öğüt alınması mümkün bir kitap olarak sunar:

“Andolsun, Kur’an’ı öğüt almak için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mu?”
Kamer 54:17

Buradaki soru hâlâ geçerlidir:

Öğüt almak için Allah’ın Kitabı yetmiyor mu?

ASIL SORU ŞU

Kur’an’a çağırıyorsun.

“Peygamber şöyle…”

Ayet okuyorsun.

“Hadis var, şöyle…”

Kur’an’dan delil getiriyorsun.

“Âlimler böyle anlamış…”

Bir hükmü soruyorsun.

“Mezhep böyle diyor…”

Peki bütün bunların üzerinde son ölçü nedir?

Kur’an:

“Bu, kendisiyle hükmedeceğiniz Kitab’dır.”
Nisâ 4:105

Ve:

“Allah’ın indirdiğiyle hükmet.”
Mâide 5:48

O halde mesele birilerini küçümsemek, tarihî şahsiyetleri değersizleştirmek veya geçmişteki bütün çalışmaları yok saymak değildir.

Mesele çok daha temel:

Din adına Allah’ın yerine kim konuşuyor?

Bir söz Allah’ın sözü değilse, onu Allah’ın sözü gibi sunamayız.

Bir yorum vahiy değilse, onu vahyin yerine koyamayız.

Bir insanın açıklaması Kur’an değilse, onu Kur’an seviyesine çıkaramayız.

Çünkü Allah din konusunda kendi hükmünü ortaya koymuştur:

“Hüküm yalnız Allah’ındır.”
Yûsuf 12:40

Ve belki de asıl sarsıcı soru budur:

Kur’an’a çağırdığımızda neden cevap yine Kur’an’dan değil de sürekli başka insanların sözlerinden geliyor?

Belki de tartışmamız gereken ilk şey, hangi rivayetin sahih olduğu değil; dinin ölçüsünün ne olduğudur.

Çünkü ölçü yanlış kurulursa,

doğru olduğunu düşündüğümüz binlerce söz bile bizi doğru ölçüye götürmeyebilir.

Kur’an ise ölçüyü yeniden Allah’a götürüyor:

“Allah’tan başka bir hakem mi arayayım?”

En‘âm 6:114

Yorumlar

Öne çıkan Makaleler

Kurana göre Sevgi ile Aşk ❤

YASAK MEYVE ? 🍎

Habibullah demek ŞİRKTİR 📣