Kayıtlar

Kur’an Ekseninde Mevcut Siyasal Sistem

Resim
  YÖNETEN KİM? Kur’an Ekseninde Mevcut Siyasal Sistemi Sorgulamak Bugün siyasal düzeni tartışırken genellikle şu sorular soruluyor: Kim seçilecek? Hangi parti iktidar olacak? Parlamento nasıl çalışacak? Cumhurbaşkanı kim olacak? Fakat Kur’an merkezli bakış açısı daha temel bir soruyla başlamalıdır: Hüküm kimin? Çünkü bir yönetim sistemini anlamanın en önemli noktası, yalnızca yöneticinin nasıl belirlendiği değil, son hüküm ve yasama yetkisinin hangi kaynağa dayandırıldığıdır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 6. maddesi, “Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir” der. 7. madde ise “Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir” hükmünü getirir. Şimdi Kur’an’ın ölçüsüne bakalım. “Hüküm yalnızca Allah’ındır.” (Yûsuf 12:40) Yine: “Hüküm ancak Allah’ındır.” (En‘âm 6:57) Bu iki ayet, tartışmanın merkezini değiştirir. Mesele artık “seçim var mı, yok mu?” değildir. Mesele: İnsan, Allah’ın hüküm koyduğu alanda bağımsız bir hüküm koyma yetkisine sahip mi...

Rabbi içten sabah akşam an

Resim
  ZİKİR: KUR’AN’I DİNLEMEK, RABBİ ANMAK VE GAFLETTEN SAKINMAK A‘râf Suresi’nin son ayetleri, insanın Allah’ın ayetleri karşısındaki tutumundan Allah’ı anmasına ve kulluğuna uzanan dikkat çekici bir bölüm oluşturur. Ancak bu ayetleri doğru anlamak için her birinin kendi bağlamını korumak gerekir. KUR’AN OKUNDUĞUNDA DİNLEMEK VE SUSMAK A‘râf Suresi 204. ayet şöyle der: “Kur’an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin.” Burada doğrudan konu, Kur’an’ın okunması karşısında insanın tavrıdır. Allah, Kur’an okunurken dinlemeyi ve susmayı emretmektedir. Ayetin sonunda bunun sonucuna da dikkat çekilir: “Ki size merhamet edilsin.” Dolayısıyla bu ayeti öncelikle kendi bağlamında anlamak gerekir. Ayet, Allah’ın kelamı okunurken insanın dikkatini vermesini, dinlemesini ve gereksiz konuşmadan uzak durmasını öğütlemektedir. ARDINDAN RABBİ ANMA EMRİ GELİYOR ayette ise konu farklı bir boyuta taşınır: “Rabbini kendi içinde, yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir s...

İBLİS, SECDE VE İNSANIN SORUMLULUĞU

Resim
  ZAMANSIZ BİR İMTİHAN: ŞEYTAN, SECDE VE İNSANIN SORUMLULUĞU Kur’an’da İblîs, Karîn, İnsan ve İç Dünyamız İnsanlık tarihinin en çok tartışılan kavramlarından biri şeytandır. Şeytan, insanın dışında bağımsız bir varlık mıdır; yoksa Kur’an’ın İblîs, şeytan ve karîn anlatımları insanın iç dünyasında çalışan bazı yapıların nasıl işlediğini de mi göstermektedir? Bu soruya cevap ararken Kur’an’ın anlatım biçimine dikkat etmek gerekir. Çünkü Kur’an yalnızca insanları değil; göğü, yeri, elleri, ayakları ve derileri de konuşturur. Fussilet 21. ayet’de derilerin, “Her şeyi konuşturan Allah bizi konuşturdu.” demesi bunun açık örneklerinden biridir. Buradan hareketle, bir yapının niteliğinin onu konuşturarak anlatılabildiğini görüyoruz. İblîs’in konuşmalarını da yalnızca bir varlığın sözleri olarak değil, onun temsil ettiği işleyiş biçimini gösteren anlatımlar olarak okumak mümkündür. Yoksa haşa, Allah'ın insanlara kötülüğü telkin edecek bir bağımsız varlık yaratması düşünülemez. Başımıza ge...

HALİFEYİ İNSAN DEĞİL, ALLAH KILAR

Resim
HALİFEYİ İNSAN DEĞİL, ALLAH KILAR Kur’an’da yönetim, yetki ve “halife” kavramı Kur’an’da çok dikkat çekici bir ifade vardır: “Ben yeryüzünde bir halife var edeceğim.” (Bakara 2:30) Burada halifeyi tayin eden kimdir? İnsanlar mı? Hayır. Allah. Bu ayrım son derece önemlidir. Çünkü Kur’an’da “halife” kavramı, insanların bir kişiye verdikleri kutsal bir makam olarak değil, Allah’ın verdiği bir sorumluluk ve yetki olarak karşımıza çıkar. Allah şöyle buyurur: “Sizi yeryüzünün halifeleri yapan O’dur.” (En‘âm 6:165) Dikkat edelim: “Sizi halife yapan O’dur.” Yani halifeliğin kaynağı insan değil, Allah’tır. Fakat burada çok önemli bir ayrım vardır: Allah’ın halife kılması, o insanı Allah’ın temsilcisi veya vekili yapmak anlamına gelmez. Tam tersine Kur’an’ın kavram dünyasında halife, ardıl olan, bir öncekinin yerine geçen ve kendisine bırakılan sorumluluğu sürdüren varlıktır. HALİFE “TEMSİLCİ” DEĞİL, “ARDIL”DIR Burada gözden kaçırılmaması gereken temel ayrım şudur: Halife kavramı, Allah’ın yer...

ÖLÜ SANMAYIN!

Resim
ÖLÜ SANMAYIN! Allah Yolunda Öldürülenlerin Durumu ve Beşerî Algının Sınırları Kur’an, Allah yolunda öldürülenler hakkında iki ayette son derece dikkat çekici ve insan algısını sarsan bir ifade kullanır: “Allah yolunda öldürülenlere ‘ölüler’ demeyin. Hayır, onlar diridirler; fakat siz farkında değilsiniz .” (Bakara 2:154) Ve: “Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Hayır, onlar diridirler; Rableri katında rızıklandırılmaktadırlar. ” (Âl-i İmrân 3:169) Bu iki ayet birlikte düşünüldüğünde açık bir gerçek ortaya çıkar: Bedensel olarak öldürülmek, Allah katında bütün varlığın sona ermesi anlamına gelmez. Kur’an onların öldürüldüğünü inkâr etmez; aksine bizzat “öldürülenler” ( ellezîne kutilû ) ifadesini kullanır. Ancak onların yalnızca bedenlerine bakılarak "ölüler" kategorisine hapsedilmesini kesin bir dille reddeder. "FARKINDA DEĞİLSİNİZ": Duyu Organlarının ve Algının Sınırı Bakara 154’te yer alan “farkında değilsiniz” ifadesi, orijinal metindeki لَا تَشْعُ...

Necm ve Hevâ (ÖLÇÜ İLE SAVRULMA ARASINDA)

Resim
  ÖLÇÜ İLE SAVRULMA ARASINDA Kur’an Semantiğinde Necm ve Hevâ Giriş: Bir Yıldız, Bir Fiil ve Bir Zihinsel Savrulma Kur’an’ın bazı ifadeleri, ilk bakışta yalnızca kozmik bir görüntüyü anlatıyor gibi görünür. Fakat Kur’an’ın kelimeleri farklı bağlamlarda tekrar tekrar kullanıldığında, bu görüntünün insanın düşünce dünyasına açılan başka bir anlam katmanı taşıdığı görülür. Necm sûresinin başlangıcı bunun dikkat çekici örneklerinden biridir: وَالنَّجْمِ إِذَا هَوَىٰ “Necme, o hevâ ettiğinde andolsun.” (Necm 53:1) Hemen ardından şu ifadeler gelir: مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمْ وَمَا غَوَىٰ “Arkadaşınız sapmadı ve azmadı.” (Necm 53:2) Ve: وَمَا يَنطِقُ عَنِ الْهَوَىٰ ۝ إِنْ هُوَ إِلَّا وَحْيٌ يُوحَىٰ “O, hevâdan konuşmaz. O yalnızca kendisine vahyedilen bir vahiydir.” (Necm 53:3-4) Burada son derece dikkat çekici bir kelime örgüsü vardır: Necm → hevâ → dalâlet → ğavâyet → hevâ → vahiy. Yani sûre, daha ilk ayetlerden itibaren bir yön, sapma ve kaynak meselesi kurmaktadır. Fakat bu bağlantıyı doğ...