Kayıtlar

​Cumartesi Yasağı: Allah Ne Emretti, Onlar Ne Yaptı, Biz Ne Yapıyoruz❓️

Resim
​Cumartesi Yasağı: Allah Ne Emretti, Onlar Ne Yaptı, Biz Ne Yapıyoruz? ​Giriş: Bir Günün Hikâyesi mi, Bir Zihniyetin Hikâyesi mi? ​Kur'an'da anlatılan Cumartesi (Sebt) kıssası çoğu zaman geçmişte yaşamış bir topluluğun başından geçen tarihî bir olay olarak okunur. Oysa Kur'an kıssaları tarih öğretmek için değil, insanı uyarmak için anlatır. ​Bu nedenle asıl soru şudur: Allah ne emretmişti? Onlar bu emre nasıl karşılık verdi? Ve bugün biz aynı hatanın neresindeyiz? ​Kur'an'ın verdiği cevap şaşırtıcıdır. Çünkü kıssanın merkezinde Cumartesi günü değil, Allah'ın emirleri karşısındaki insan tavrı vardır. ​Allah Ne Emretmişti? ​Kur'an'a göre Cumartesi yasağı İsrailoğullarına verilmiş özel bir imtihandı. Nahl Suresi 124. ayet şöyle der: ​"Cumartesi ancak onda ayrılığa düşenlere farz kılındı." ​Yani Sebt, bütün insanlığa verilmiş evrensel bir hüküm değil, belirli bir topluma yönelik bir sınamaydı. Bu sınamanın ayrıntılarını A'râf Sures...

GÖRÜNENDEN GÖRÜNMEYENE YÜRÜMEK

Resim
  Kur'an'da Görünenden Görünmeyene Yürümek: Hakikatin İzini Sürmenin Kur'anî Metodu Giriş: İnsan Gözle Görür, Hakikat İse Düşünerek Açılır Kur'an-ı Kerim'in insan zihnine sunduğu en özgün eğitim metodu, okuyucuyu görünen olayların (fenomenlerin) kabuğunu kırmaya ve arkasındaki görünmeyen özü (hakikati) keşfetmeye davet etmesidir. Kur'an terminolojisinde göz, fiziksel dünyayı kaydetmek için gerekli bir araçtır; ancak tek başına anlam üretmeye yetmez. Göz görür, fakat anlamak ve idrak etmek ancak kalbin ve aklın devreye girmesiyle mümkündür. Bu sebeple Kur'an, insanı pasif bir izleyici olmaktan çıkarıp aktif bir gözlemci kılmak adına sarsıcı sorular yöneltir: "Görmüyor musunuz?" (E-felâ tubsirûn) – Fiziksel körlüğü eleştiri. "Düşünmüyor musunuz?" (E-felâ tetefekkerûn) – Zihinsel tembelliği uyarı. "Akletmiyor musunuz?" (E-felâ ta'kilûn) – Bağ kurma yetisinin ihmaline sitem. "İbret almıyor musunuz?" (E-felâ teze...

Zekâtın Oranı ve "Al" Emrinin Toplumsal Anlamı

Resim
KUR'AN'DA ZEKÂTIN ORANI NEDEN BELİRTİLMEMİŞTİR? Tevbe 103'teki "Al" Emri, Servetin Dolaşımı ve Toplumsal Adalet Giriş: Kur'an Bir Oran Kitabı mı, Bir İlke Kitabı mı? Kur'an'da namaz emredilir; ancak rekât sayıları verilmez. Hac emredilir; ancak ayrıntılı organizasyon şeması verilmez. Şûrâ emredilir; ancak belirli bir yönetim modeli zorunlu kılınmaz. Aynı şekilde zekât emredilir; fakat yüzde kaç olacağı açıkça belirtilmez. Bu durum çoğu zaman eksiklik gibi görülse de aslında Kur'an'ın yöntemini göstermektedir. Kur'an'ın amacı her çağın ekonomik, sosyal ve siyasal şartlarına göre uygulanabilecek evrensel ilkeler koymaktır. Çünkü Allah insanlara donmuş bir ekonomik model değil, adalet üretecek prensipler vermiştir. Bu nedenle Kur'an'da sürekli olarak miktardan çok amaca vurgu yapılır. Zekât da bu ilkenin en önemli örneklerinden biridir. Tevbe 103: "Verin" Değil, "Al" Kur'an şöyle buyurur: ...

KUR'AN'DA KOKU, RÜZGÂR VE TOPLUMSAL ÇÜRÜME

Resim
KUR'AN'DA KOKU, RÜZGÂR VE TOPLUMSAL ÇÜRÜME Vahyin Rahmet Kokusu, Helâkin Çürüme Kokusu Giriş: Kokuların Dili ve Görünmeyeni İnsanlık tarihi boyunca koku, görünmeyen şeylerin en sadık habercisi olmuştur. Duman ateşi, çürüme ölümü, güzel koku ise hayatı müjdeler. Görme duyusu nesnelerin dış yüzeyiyle ilgilenirken, koku duyusu nesnenin özüne, içine ve sakladığı sırra nüfuz eder. Kur'an'da da koku yalnızca biyolojik bir algı değildir. O, bazen yaklaşan bir rahmetin, bazen görünmeyen bir hakikatin, bazen de toplumsal çürümenin metafizik işaretidir. Kur'an dikkatle incelendiğinde diriliş, rüzgâr, koku, hayat ve vahiy arasında güçlü bir ilişki kurulduğu görülür. Buna karşılık ahlaki yozlaşma, toplumsal çöküş ve helâk de rüzgârların yön değiştirmesi ve kokunun bozulması üzerinden tasvir edilir. Koku, toplumların manevi röntgenini çeken sembolik bir dildir. Yusuf'un Kokusu: Hakikatin Yaklaşması ve "Rîh" Kavramı Yusuf kıssasının zirve noktasında Yakub şöyle der:...

İLAHİ MESAJIN ÇAĞLARA GÖRE DEĞİŞEN ÜSLUBU

Resim
İLAHİ MESAJIN ÇAĞLARA GÖRE DEĞİŞEN ÜSLUBU Âdem'den Son Nebî'ye Kur'an Perspektifiyle Toplumsal Evrim ve Vahiy Kur'an terminolojisinde vahiy, soyut ve zamandan bağımsız bir hitap değil; insanlığın yaşadığı toplumsal gerçekliğe yönelen canlı bir rehberliktir. Allah'ın gönderdiği elçiler yalnızca kavimlerinin konuştuğu dili değil, aynı zamanda onların ekonomik düzenini, kültürel kodlarını, sosyal ilişkilerini ve hayatı anlamlandırma biçimlerini de konuşmuşlardır. Kur'an bu gerçeği şöyle ifade eder: "Biz her elçiyi, kendi kavminin diliyle gönderdik ki onlara açıkça anlatsın." (İbrahim 14:4) Buradaki "dil" kavramı yalnızca kelimelerden ibaret değildir. İnsanların geçim kaynaklarını, üretim biçimlerini ve toplumsal hayatlarını şekillendiren anlam dünyasını da kapsar. Bu nedenle Kur'an'da farklı peygamberlerin kıssalarında farklı toplumsal temaların öne çıktığı görülür. İnsanlık tarihi avcı-toplayıcılıktan tarıma, hayvancılığa, şehirleş...

KULAK HIRSIZLIĞI

Resim
KUR'AN'DA KULAK HIRSIZLIĞI: HAKİKATİN TAMAMINI DEĞİL, BİR PARÇASINI ALMANIN TEHLİKESİ Giriş: Kulak Hırsızlığı Nedir? Kur'an'da dikkat çeken ifadelerden biri "istirâku's-sem'" yani kulak hırsızlığıdır. Geleneksel tefsirlerde bu kavram çoğunlukla şeytanların göğe yükselip meleklerin konuşmalarını dinlemeye, gayb haberlerini çalmaya çalışmaları ve ardından bir alev topuyla uzaklaştırılmaları şeklinde yorumlanmıştır. Ancak Kur'an'ın kendi kavram örgüsü ve semantik dünyası içinde meseleye baktığımızda, insanı ve bilgi ahlakını doğrudan ilgilendiren daha derin bir anlam katmanı ortaya çıkar. Çünkü Kur'an dilinde "işitmek" yalnızca fiziksel bir ses algısı değildir. İşitmek; anlamak, kabul etmek, kalben şahit olmak ve gereğini yerine getirmektir. "Şüphesiz bunda, kalbi olan yahut şahit olarak kulak veren kimse için bir öğüt vardır." (Kaf 50:37) "Onlar sözü dinlerler ve onun en güzeline uyarlar." (Zümer 39:18) Demek ki...