ŞİRK, ARACILIK VE PUTUN EVRİMİ

 




ALLAH'A YAKLAŞTIRAN PUTLAR: KUR'AN'DA ŞİRK, ARACILIK VE PUTUN EVRİMİ

Giriş: Put Gerçekte Nedir?

Kur'an'da put denildiğinde çoğu insanın zihninde taş, ağaç veya metalden yapılmış heykeller canlanır. Oysa Kur'an'ın anlattığı müşrik profili dikkatle incelendiğinde, sorunun putların maddesi değil; onlara yüklenen anlam olduğu görülür.

Kur'an'ın ortaya koyduğu tablo şaşırtıcıdır. Mekke müşrikleri Allah'ın varlığını inkâr etmiyor, aksine O'nu göklerin ve yerin yaratıcısı olarak kabul ediyorlardı. Onların sapması Allah'ı reddetmek değil; Allah ile kendileri arasına dinî otoriteler, kutsal aracılar ve şefaatçiler koymalarıydı.

Bu nedenle Kur'an'ın put eleştirisi yalnızca taş heykellere değil; Allah ile insan arasına yerleştirilen her türlü kutsallaştırılmış otoriteye yönelmektedir.


Müşrikler Allah'ı İnkâr Etmiyordu

Kur'an bu gerçeği açıkça bildirir:

"Onlara gökleri ve yeri kim yarattı diye sorsan mutlaka 'Allah' derler." (Lokman 31:25)

"Onlara, gökleri ve yeri yaratan kimdir diye sorsan mutlaka 'Allah' diyeceklerdir." (Zümer 39:38)

Demek ki müşriklerin problemi Allah'ın varlığını inkâr etmek değildi.

Onlar;

  • Allah'ın yaratıcı olduğunu kabul ediyorlardı.

  • Rızkı verenin Allah olduğunu biliyorlardı.

  • Göklerin ve yerin sahibinin Allah olduğunu söylüyorlardı.

Peki Kur'an onları neden müşrik olarak nitelendiriyordu?

Çünkü Allah'a inanıyorlar; fakat Allah'a ait olan yetkiyi, hükmü ve dinî otoriteyi başkalarıyla paylaşıyorlardı.


"Bizi Allah'a Daha Çok Yaklaştırsınlar"

Kur'an bunun cevabını kendisi verir:

"Dikkat edin! Halis din yalnız Allah'ındır. O'nu bırakıp dostlar edinenler ise, 'Biz onlara ancak bizi Allah'a daha çok yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz.' derler." (Zümer 39:3)

Bu ayet Kur'an'ın put anlayışını özetlemektedir.

Put, Allah'ın alternatifi değildir.

Put, Allah'a ulaşmak için araya konulan vasıtadır.

Müşriklerin mantığı şuydu:

  • Allah en büyüktür.

  • Allah'a doğrudan ulaşmak zordur.

  • O'na yakın olanlar bizi Allah'a ulaştırsın.

İşte şirk burada başlamaktadır.


Şefaat Beklentisi Şirkin Temelidir

Kur'an müşriklerin ikinci gerekçesini de açıklar:

"Allah'ı bırakıp kendilerine ne zarar ne de fayda verebilen şeylere kulluk ediyorlar ve 'Bunlar Allah katında bizim şefaatçilerimizdir.' diyorlar." (Yunus 10:18)

Onlar putlardan yaratmalarını istemiyorlardı.

Onlardan;

  • Allah katında söz sahibi olmalarını,

  • kendilerini temsil etmelerini,

  • Allah'a yaklaştırmalarını,

  • şefaat etmelerini bekliyorlardı.

Kur'an'ın reddettiği sistem tam olarak budur.


Putların Gücü Taş Olmalarından Değil, Temsil Ettikleri Otoritedendir

Bir taş parçası tek başına hiçbir güç taşımaz.

Ancak o taş;

  • kutsal ilan edildiğinde,

  • Allah adına konuştuğu düşünüldüğünde,

  • sorgulanamaz kabul edildiğinde,

  • Allah ile kul arasında vazgeçilmez aracı hâline getirildiğinde,

artık sıradan bir taş olmaktan çıkar.

İbrahim Nebi'nin baltası taşa değil, insanın zihnindeki sahte otoriteye inmiştir.


İsim Vermek Kutsallaştırmanın İlk Adımıdır

Kur'an putların isimlerini özellikle zikreder:

"Vedd'i, Süvâ'yı, Yeğûs'u, Yeûk'u ve Nesr'i bırakmayın." (Nuh 71:23)

İsim vermek sadece tanımlamak değildir.

İsim;

  • kimlik oluşturur,

  • aidiyet üretir,

  • dokunulmazlık kazandırır,

  • kutsallık üretir.

İnsan zihni isim verdiği şeyi korumaya başlar.

Bir süre sonra isim, hakikatin önüne geçebilir.


Putun Evrimi: Heykelden Metne

Kur'an'ın üzerinde yeterince durulmayan en çarpıcı tespitlerinden biri, putperestliğin zamanla biçim değiştirmesidir.

İlk çağlarda insanlar elleriyle taşları, ağaçları ve tahtaları yontuyorlardı.

İbrahim Nebi kavmine şöyle seslenmiştir:

"Kendi yonttuğunuz şeylere mi kulluk ediyorsunuz?" (Sâffât 37:95)

Burada eleştirilen yalnızca taş değildir.

Eleştirilen, insanın kendi ürettiği şeye ilâhî otorite yüklemesidir.

İnsan önce taşı yaptı.

Sonra ona secde etti.

Fakat tarih burada bitmedi.

Kur'an'a göre putlar biçim değiştirdi.

Bu kez insanlar taş yontmak yerine metin yazmaya başladılar.

Kur'an bu dönüşümü şöyle anlatır:

"Artık vay o kimselere ki kitabı kendi elleriyle yazarlar; sonra da az bir bedel karşılığında 'Bu Allah katındandır.' derler." (Bakara 2:79)

Bir başka ayette ise şöyle buyurulur:

"Onlardan bir grup da vardır ki, Kitap'tan olmadığı hâlde onu Kitap'tan sanasınız diye dillerini Kitap ile eğip bükerler. 'Bu Allah katındandır.' derler. Oysa o Allah katından değildir." (Âl-i İmrân 3:78)

Burada put artık taştan yapılmamaktadır.

Bu defa insan eliyle oluşturulan metinler, yorumlar ve hükümler kutsallaştırılmaktadır.

Önce taş yontuluyordu.

Sonra kitap yazıldı.

Önce put yapılıyordu.

Sonra din üretildi.

Önce insanlar kendi yaptıkları heykele secde ediyordu.

Sonra kendi yazdıkları metinleri sorgulanamaz hâle getirdiler.

Zihniyet değişmedi.

Sadece kullanılan malzeme değişti.


Din Adamları mı, Rabler mi?

Kur'an bu zihniyetin bir sonraki aşamasını da haber verir.

"Onlar Allah'ı bırakıp ahbarlarını ve rahiplerini rabler edindiler..." (Tevbe 9:31) 

"Peygamberleri ve melekleri/melikleri rabler edinmeyin..." (Ali İmran 3:80)

 

Kur'an burada nebiler, melikler, dinde soru sorulan ahbarı ve rahipleri, din adına mutlak otorite hâline getirilmesini eleştirmektedir. Hatta Ali İmran 64. ayette birbirinizi rabler edinmeyin uyarısı da vardır.

Rab edinmek;

  • mutlak itaat etmek,

  • hükmünü sorgulamamak,

  • Allah'ın kitabından önce sözünü ölçü kabul etmektir.

İşte putperestlik burada yeniden doğmaktadır.


Günümüzün Putları Taştan Yapılmak Zorunda Değildir

Kur'an hiçbir yerde putun yalnızca taştan olacağını söylemez.

Önemli olan maddesi değil, işlevidir.

Bugün de bir kişi;

  • Allah ile kul arasına vazgeçilmez aracı yapılıyorsa,

  • din onun üzerinden öğrenilmek zorunda görülüyorsa,

  • Allah'ın kitabından önce onun sözü ölçü kabul ediliyorsa,

  • eleştirilemez ilan ediliyorsa,

aynı zihniyet yeniden üretilmiş olur.

Burada mesele unvanlar değildir.

Şeyh, mürşid, imam, âlim veya başka herhangi bir unvan tek başına şirk değildir.

Fakat bu kişiler Allah'ın kitabının önüne geçirilir ve dinin vazgeçilmez otoritesi hâline getirilirse, Kur'an'ın eleştirdiği yapı ortaya çıkar.


İnsan Kendi Hevâsını da Put Edinebilir

Kur'an put kavramını daha da derinleştirir:

"Hevasını ilah edinen kimseyi gördün mü?" (Furkan 25:43)

Burada artık taş da yoktur.

İnsan kendi arzusunu mutlak otorite yapmıştır.

Demek ki put;

önünde eğilinen nesne değil,

hükmüne teslim olunan otoritedir.

Bu otorite bazen bir heykel,

bazen bir insan,

bazen bir gelenek,

bazen bir kitap,

bazen de insanın kendi nefsi olabilir.


İman Edenlerin Çoğu Neden Şirk İçindedir?

Kur'an'ın en sarsıcı ifadelerinden biri şudur:

"Onların çoğu Allah'a ancak ortak koşarak iman eder." (Yusuf 12:106)

Bu ayet inkâr edenlerden değil, iman edenlerden bahsetmektedir.

Yani Allah'a inanıyorlar.

Fakat bu imanın içine;

  • aracılar,

  • kutsal kişiler,

  • sorgulanamaz otoriteler,

  • insan sözleri,

  • gelenekler

karışmıştır.

Bu yüzden iman şirkten arındırılmadıkça tevhid gerçekleşmez.

Kur'an bunun yanında şöyle buyurur:

"Kullarım içinde şükreden pek azdır." (Sebe 34:13)

Kur'an'da tekrar edilen "çoğu bilmez", "çoğu akletmez", "çoğu iman etmez", "çoğu şükretmez" ifadeleri, hakikate sadık kalanların tarih boyunca azınlıkta olduğunu göstermektedir.


Kur'an'ın Mücadelesi Heykellerle Değil, Zihniyetledir

Kur'an sürekli şu soruları sorar:

  • Akletmez misiniz?

  • Düşünmez misiniz?

  • Deliliniz nedir?

  • Atalarınızı mı izliyorsunuz?

Çünkü Kur'an'ın savaşı taşlarla değildir.

Hakikatin yerine gelenek geçtiğinde,

vahyin yerine insan sözü geçtiğinde,

Allah'ın yerine kutsal otoriteler geçtiğinde,

putperestlik yeniden başlamaktadır.


Sonuç: Tevhid, Allah ile Kul Arasına Hiç Kimseyi Koymamaktır

Kur'an'ın ortaya koyduğu put anlayışı, taş heykellerden çok daha kapsamlıdır.

Müşriklerin yanlışı Allah'ı inkâr etmek değildi.

Onların yanlışı, Allah'a ulaşmanın kutsallaştırılmış aracılarla mümkün olduğuna inanmalarıydı.

İlk dönemlerde insanlar elleriyle put yaptılar.

Sonra o putlara secde ettiler.

Daha sonraki dönemlerde ise elleriyle metinler yazdılar, yorumlar ürettiler, hükümler oluşturdular ve bunlara "Bu Allah katındandır." demeye başladılar.

Kur'an hem taştan yapılan putu hem de insan eliyle üretilip ilâhî otoriteye dönüştürülen metni aynı ilke üzerinden eleştirir: İnsan ürününü Allah'a nispet etmek.

Bu nedenle şirk, yalnızca taş bir heykele secde etmek değildir.

Şirk; Allah'a ait olan hükmü, dini, bağışlamayı, şefaati ve otoriteyi insanlara, kurumlara, geleneklere veya insan ürünü metinlere ortak etmektir.

Tevhid ise yalnızca "Allah birdir." demek değildir.

Gerçek tevhid; dini yalnız Allah'a özgü kılmak, hükmü yalnız O'ndan almak, Allah ile kul arasına hiçbir kutsal aracı koymamak ve insan sözünü hiçbir zaman Allah'ın sözüyle eşitlememektir.

Çünkü Allah'a giden yolun sahibi insanlar değildir.

Allah'a ulaştıran tek rehber, Allah'ın indirdiği vahiydir.

Yorumlar

Öne çıkan Makaleler

Kurana göre Sevgi ile Aşk ❤

YASAK MEYVE ? 🍎

Habibullah demek ŞİRKTİR 📣