Nebiler de Sorgulanacaksa, Siz Onları Neye Göre Örnek Alıyorsunuz?
Nebiler de Sorgulanacaksa, Siz Onları Neye Göre Örnek Alıyorsunuz?
Kur'an'ın ortaya koyduğu hakikat son derece açıktır: Hiç kimse sorgulamanın dışında değildir. Nebiler bile Allah'ın huzurunda, kendilerine verilen tebliğ görevini yapıp yapmadıkları ve vahyedilen ölçüye sadakatleri üzerinden sorgulanacaktır.
"Andolsun, kendilerine elçi gönderilenleri de mutlaka sorgulayacağız; gönderilen elçileri de mutlaka sorgulayacağız." (A'râf 7:6)
Bu ayet, nebilerin ilahlaştırılmasını, dokunulmaz ve hatasız birer tabu kabul edilmesini kökten reddeder. Sorgulanacak olan bir kul adına, sorgulanmayacak dogmalar ve hükümler üretmek, Kur'an'ın ortaya koyduğu adalet ve tevhid ölçüsüyle bağdaşmaz.
Vahye Tabi Birer Kul Olarak Nebiler
Kur'an, nebilerin dahi kendi heva ve heveslerine göre değil, yalnızca Allah'ın bildirdiğine uymakla yükümlü olduğunu açıkça ilan eder:
"De ki: Ben ancak bana vahyedilene uyuyorum." (En'âm 6:50)
"Ben size, 'Allah'ın hazineleri benim yanımdadır' demiyorum; gaybı da bilmiyorum. Size 'Ben meleğim' de demiyorum. Ben sadece bana vahyedilene uyuyorum." (En'âm 6:50)
Yine Allah, müminlere ve nebiye olan emrini tek bir merkezde birleştirir:
"Rabbinizden size indirilene uyun; O'nun dışında velilere uymayın." (A'râf 7:3)
Peki bugün ne yapılıyor? Kur'an'ın anlattığı, tamamen vahye teslim olmuş yalın nebi örnekliği yerine; vahyin hiç bahsetmediği ayrıntılar, tarihsel kabuller ve sonradan üretilmiş menkıbeler dinin belirleyicisi hâline getiriliyor. Böylece örnek alınan, Allah'ın anlattığı nebi değil; insanların kendi zihinlerinde kutsayarak yeniden inşa ettiği bir nebi tasavvuru oluyor.
Oysa Kur'an, nebideki örnekliğin yalnızca vahiy ekseninde ve onun ahlakıyla kuşanmakla ilgili olduğunu bildirir:
"Andolsun ki Allah'ın Resûlü'nde sizin için güzel bir örnek vardır." (Ahzâb 33:21)
Bu örnekliğin yegane haritası Kur'an'dır. Çünkü nebinin yegane görevi vahyi eksiksiz tebliğ etmektir:
"Elçiye düşen yalnızca apaçık tebliğdir." (Mâide 5:99)
En Büyük Tehdit: Nebileri Rab Edinmek
İnsanlığın tarihsel süreçte düştüğü en büyük tuzak, Allah'ın gönderdiği elçileri zamanla beşer üstü varlıklara dönüştürerek onları "rab edinmesi" olmuştur. Kur'an, nebilere olan sevgi ve hürmetin, onları Allah ile kul arasında birer şefaat merciine ya da mutlak yasa koyucu ortaklara dönüştürülmesini şiddetle yasaklar. Ali İmrân Suresi bu sınırı kırılmaz bir çizgiyle çizer:
"Allah'ın kendisine kitap, hüküm ve nebilik verdiği hiçbir insanın, bundan sonra insanlara: 'Allah'ı bırakıp bana kullar olun' demesi düşünülemez. Aksine o, 'Okuyup öğrendiğiniz ve öğrettiğiniz kitap gereğince rabbaniler (rabbe halis kullar) olun' der. Ve size melekleri ve nebileri rabler edinmenizi de emretmez. Siz müslüman olduktan sonra, size hiç küfrü emreder mi?" (Ali İmrân 3:79-80)
Bir nebiye tabi olmak, onun getirdiği vahye tabi olmaktır; onun şahsını, sözlerini ve gelenekselleştirilmiş rivayetlerini vahyin üstüne çıkarmak ise örtülü bir "rab edinme" faaliyetidir. Din adına tek bağlayıcı kaynağın Allah'ın indirdiği vahiy olduğu gerçeği, nebilerin de üstündeki mutlak otoritedir:
- "Size Rabbinizden indirilene uyun." (A'râf 7:3)
- "Aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet." (Mâide 5:49)
- "Bu Kur'an bana, onunla sizi ve ulaştığı herkesi uyarmam için vahyedildi." (En'âm 6:19)
Ölçü Yalnızca Vahiy, Teslimiyet Yalnızca Allah'adır
Şimdi şu soruyu samimiyetle, vicdanları sarsarak sormak gerekir:
Nebiler bile Allah'ın huzurunda hesaba çekilecekse, siz onları Allah'ın Kur'an'da anlattığı hudutlar dahilinde mi örnek alıyorsunuz, yoksa vahiy dışı kaynaklarla üretilmiş, onlara adeta "yarı-ilahlık" atfeden anlatılarla mı?
Allah'ın vahyi ile yetinmeyip dini rivayetlerle, mezheplerle ve beşeri yorumlarla tamamlamaya çalışmak, Allah'ın indirdiği ölçüyü yetersiz görmek ve O'nun dinine ortaklar koşmaktır. Müminin tek görevi vardır: Nebileri rab edinmeden, onları sadece vahyi hayatına aktaran en güzel rehberler olarak görmek ve dinini yalnızca Allah'ın koruması altındaki vahiyden almaktır.
Kur'an'ın çağrısı nettir: Ölçü vahiydir. Nebiler de vahye uymakla yükümlüdür, ümmetler de. Kurtuluş, insanların kurguladığı nebi tasavvurlarında veya onların sözlerinde değil; sadece ve sadece Allah'ın indirdiği apaçık ayetlere tabi olmaktadır.
UYARI / HATIRLATMA

Yorumlar
Yorum Gönder