Allah'ın yardıma mı ihtiyacı var?

 


Allah'a Yardım Etmek Ne Demektir?

Allah'ın Yardıma İhtiyacı Yoktur; Yardım Edilen O'nun Dini, Hidayeti ve İndirdiği Hakikattir

"Ey iman edenler! Eğer siz Allah'a yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit kılar." (Muhammed 47/7)

İlk bakışta bu ayet, akla şu soruyu getirir:

Allah'ın yardıma mı ihtiyacı var?

Kur'an'ın bütünü dikkate alındığında bunun cevabı son derece açıktır:

Hayır. Allah hiçbir şeye muhtaç değildir.

Kur'an bunu defalarca ilan eder:

"Şüphesiz Allah âlemlerden müstağnidir." (Ankebût 29/6)

"Allah Ganî'dir (hiçbir şeye muhtaç değildir)." (Muhammed 47/38)

O halde Allah'a yardım etmek ne demektir?

Bu sorunun cevabı yine aynı surenin devamında gizlidir.


Aynı Konunun Açıklaması Birkaç Ayet Sonra Geliyor

Kur'an çoğu zaman bir ayeti başka bir ayetle açıklar.

Muhammed Suresi'nin devamında şöyle buyurulur:

"Bu, onların Allah'ın indirdiğini hoş görmemelerinden dolayıdır. Bu yüzden Allah onların yaptıklarını boşa çıkarmıştır." (Muhammed 47/9)

İşte burada ayetin kilidi açılıyor.

47/7'de Allah'a yardım edenlerden söz edilir.

47/9'da ise Allah'ın indirdiğini kötü görenlerden bahsedilir.

Demek ki karşıtlık şudur:

  • Allah'a yardım etmek

  • Allah'ın indirdiğine karşı çıkmak

Yani yardım edilen şey Allah'ın zatı değil,

Allah'ın indirdiği vahiydir.


Allah'ın Yardımı = Vahyin Desteklenmesi

Kur'an'da Allah, kendisini kitabından bağımsız anlatmaz.

Allah'ın hükmü vardır.

Allah'ın ayetleri vardır.

Allah'ın dini vardır.

Allah'ın yolu vardır.

Allah'ın nuru vardır.

Allah'ın indirdiği kitap vardır.

Bunların hepsi Allah'a nispet edilir.

Dolayısıyla Allah'a yardım etmek;

Allah'ın indirdiği hakikatin insanların hayatında egemen olması için çalışmaktır.

Bu yüzden başka ayetlerde şöyle denilir:

"Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek isterler..." (Tevbe 9/32)

Nur söndürülebiliyorsa;

korunması gereken şey Allah'ın varlığı değil,

vahyin toplumdaki etkisidir.


Allah Güçsüz Değildir; İnsan İmtihan Edilmektedir

Allah dileseydi bütün insanlığı tek anda hidayete ulaştırabilirdi.

"Rabbin dileseydi yeryüzündekilerin tamamı iman ederdi." (Yûnus 10/99)

Fakat Allah insanı iradesiyle sınamaktadır.

İşte bu nedenle hak ile batıl arasında mücadele vardır.

Allah insanlara şu soruyu yöneltmektedir:

Kim benim indirdiğim hakikatin yanında duracak?

İşte buna Kur'an "Allah'a yardım etmek" diyor.


Allah'ın Yardımı Neden Ayakları Sabitlemektir?

Ayet devam ediyor:

"...O da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit kılar." (Muhammed 47/7)

Buradaki "ayakları sabit kılmak", sadece savaş meydanı değildir.

Kur'an'da ayak;

kararlılığı,

istikameti,

sapmamayı,

sebat etmeyi ifade eder.

Çünkü vahyi destekleyen insan,

toplum baskısı karşısında yalnız kalacaktır.

Hakikati savunmak çoğu zaman bedel ister.

İşte Allah böyle kimselere iç direnç verir.

Kalplerini sağlamlaştırır.

Kararlarını netleştirir.

Yollarını şaşırtmaz.


Kafirlerin Yaptıkları Neden Boşa Gidiyor?

Hemen ardından çok çarpıcı bir ifade gelir.

"Kafirler ise yok olsunlar! Allah onların yaptıklarını boşa çıkarmıştır." (Muhammed 47/8)

Burada çok önemli bir hakikat vardır.

Kur'an,

onlar hiçbir şey yapmadılar demiyor.

Tam tersine,

çok şey yaptılar.

Çalıştılar.

Ürettiler.

Mücadele ettiler.

Plan yaptılar.

Fedakârlık yaptılar.

Belki kendilerini doğru yolda zannettiler.

Ama sonunda hepsi boşa çıktı.

Neden?

Cevabı bir sonraki ayet verir.


Boşa Gitmenin Sebebi Amelsizlik Değil, Vahiyden Kopukluktur

"Bu, onların Allah'ın indirdiğini hoş görmemelerinden dolayıdır." (Muhammed 47/9)

Dikkat edilirse ayet şöyle demiyor:

"Çünkü namaz kılmadılar."

"Çünkü sadaka vermediler."

"Çünkü çalışmadılar."

Hayır.

Sebep bambaşkadır.

Allah'ın indirdiğini istemediler.

Buradaki "kerihû" fiili, sadece "beğenmemek" değildir.

Rahatsız olmak,

içine sindirememek,

onu hayatın dışına itmek,

onu istememek anlamlarını da taşır.

Yani sorun;

vahyin kendisidir.


Demek ki İnsan Doğru Zannettiği Şeylerle de Mahvolabilir

İşte burası ayetin en sarsıcı tarafıdır.

Kur'an,

insanın yaptığı işlerin çokluğu ile ilgilenmiyor.

Önce temel soruyu soruyor:

Bu yaptığın şeyi hangi ölçüye göre yapıyorsun?

Çünkü insan;

çok çalışabilir.

Çok ibadet edebilir.

Çok fedakârlık yapabilir.

Çok yardım edebilir.

Çok konuşabilir.

Çok mücadele edebilir.

Ama bütün bunlar,

Allah'ın indirdiği ölçüye aykırıysa,

sonuç değişmez.

"...Allah onların yaptıklarını boşa çıkarmıştır."

Demek ki yanlış temel üzerine kurulan doğrular da çöker.


Kur'an'ın En Büyük Uyarılarından Biri

Başka bir ayette aynı gerçek şöyle ifade edilir:

"De ki: Size ameller bakımından en çok ziyana uğrayanları haber vereyim mi? Dünya hayatındaki çalışmaları boşa gitmiştir. Oysa onlar güzel iş yaptıklarını sanıyorlardı." (Kehf 18/103-104)

İşte Muhammed Suresi ile Kehf Suresi aynı gerçeği anlatır.

En büyük tehlike;

yanlış yaptığını bilmek değildir.

Yanlışı doğru sanmaktır.


Allah'ın İndirdiğini Beğenmemek Nasıl Olur?

Bu yalnızca Kur'an'ı inkâr etmek değildir.

Daha ince biçimleri de vardır.

  • Allah'ın hükmünü yetersiz görmek.

  • İnsan görüşünü vahyin önüne geçirmek.

  • Allah'ın ölçülerini çağ dışı saymak.

  • Kitabı okumadan din üretmek.

  • Allah'ın indirdiğini ikinci plana atmak.

  • Vahyin yerine gelenek, ideoloji veya kişileri mutlak otorite hâline getirmek.

Kur'an'a göre bunların ortak noktası aynıdır:

Allah'ın indirdiğine razı olmamak.


Allah'a Yardım Etmek Bugün Ne Demektir?

Bugün Allah'a yardım etmek;

Kur'an'ı taşımaktır.

Kur'an'ı anlamaktır.

Kur'an'ı yaşatmaktır.

Kur'an'ın adaletini savunmaktır.

Hakikati gizlememektir.

İnsanları Allah'ın kitabıyla buluşturmaktır.

Vahyi hayattan uzaklaştıran anlayışlara karşı Kur'an'ın rehberliğini ortaya koymaktır.

Bu mücadele, Allah'ın eksikliğini tamamlamak değildir.

Tam tersine, insanın kendi kurtuluşu için hakikatin yanında saf tutmasıdır.


Sonuç

Muhammed Suresi'nin 7-9. ayetleri birlikte okunduğunda olağanüstü bir bütünlük ortaya çıkar.

Allah'a yardım etmek, Allah'ın zatına destek vermek değildir; çünkü O hiçbir şeye muhtaç değildir.

Yardım edilen; Allah'ın indirdiği vahyin insanlar arasındaki hâkimiyetidir.

Bu nedenle Allah'ın yardımı da hakikatin yanında duranlara gelir.

Buna karşılık, Allah'ın indirdiğini istemeyenler yalnızca inkâr ettikleri için değil; bütün hayatlarını yanlış bir ölçü üzerine kurdukları için yaptıklarının karşılığını bulamazlar.

Kur'an'ın verdiği en sarsıcı mesajlardan biri şudur:

İnsan yalnızca yanlış yaparak değil, yanlışı doğru zannederek de kaybedebilir.

Bu yüzden asıl soru "Ne kadar amel yaptım?" değildir.

Asıl soru şudur:

Yaptığım her şeyi gerçekten Allah'ın indirdiği ölçüye göre mi yaptım; yoksa kendi doğrularımı Allah'ın doğruları zannederek mi yaşadım?

İşte Kur'an'ın cevabı nettir:

Allah'a yardım edenler, O'nun indirdiği hakikati sahiplenenlerdir.

Allah'ın indirdiğini istemeyenler ise, ne kadar büyük işler yaptıklarını düşünürlerse düşünsünler, sonunda yaptıklarının boşa çıktığını göreceklerdir.

Yorumlar

Öne çıkan Makaleler

Kurana göre Sevgi ile Aşk ❤

YASAK MEYVE ? 🍎

Habibullah demek ŞİRKTİR 📣