Allah'ı Bırakıp Kime Uyuyor, Kime Davet Ediyoruz❓️
Allah'ı Bırakıp Kime Uyuyor, Kime Davet Ediyoruz?
"Allah'ı bırakıp da, kıyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek olanı çağıran (dua eden/davet eden) kimseden daha sapık kim olabilir? Üstelik onlar, bunların çağrılarından habersizdir." (Ahkâf 46:5)
Bu ayet çoğu zaman yalnızca putlara secde eden insanları anlatıyormuş gibi okunur. Oysa Kur'an'ın kullandığı kelimeler bundan çok daha kapsamlıdır.
Bugün en büyük yanılgılarımızdan biri, ibadeti sadece "tapınmak", duayı ise sadece "elleri açıp istemek" zannetmemizdir. Böyle olunca herkes rahatlıkla şunu söyleyebiliyor:
"Biz Allah'tan başkasına ibadet etmiyoruz."
Peki gerçekten öyle mi?
Kur'an'da ibadet, yalnızca ritüel yapmak değildir. İbadet; boyun eğmek, itaat etmek, hayatını bir otoritenin emir ve yasaklarına göre düzenlemektir. "Abd" zaten kul demektir; "abid" ise itaat eden, uyan kimsedir.
Aynı şekilde dua, sadece istemek değildir. Arapçada dua; çağırmak, davet etmek, yönelmek ve çağrıda bulunmak anlamlarını da taşır.
İşte Ahkâf 5 tam da bu yüzden sarsıcıdır.
Allah soruyor:
Allah'ın çağrısını bırakıp başka çağrılara uyan, başka sistemleri davet eden, başka otoriteleri ölçü kabul eden kimseden daha şaşkın kim olabilir?
Bugün insanlar kimi çağırıyor?
Kimini ideolojilere... Kimini liderlere... Kimini mezheplere... Kimini şeyhlere... Kimini ünlülere... Kimini paraya... Kimini nefse... Kimini geleneğe...
Allah'ın hükmü ikinci plana itiliyor; insanların sözleri ise tartışılmaz hale getiriliyor.
Kur'an okunuyor ama belirleyici olan Kur'an değil.
Allah'ın emri biliniyor ama tercih edilen başkasının sözü oluyor.
Sonra da deniliyor ki:
"Biz Allah'tan başkasına ibadet etmiyoruz."
Oysa Kur'an, ibadeti sadece secdeyle sınırlandırmaz. Kime teslim oluyor, kimin hükmünü esas alıyor, kimi hayatının belirleyicisi yapıyorsan; kulluğun yönü de oraya kaymaya başlamıştır.
Ahkâf Suresi, insanı putlardan önce otoritelerini sorgulamaya çağırır.
Çünkü insan, taştan yapılmış putlara secde etmese bile; fikirleri, kişileri, gelenekleri ve hevesleri mutlaklaştırarak onları hayatının ilahı hâline getirebilir.
Daha da çarpıcısı şudur:
Ayet, kıyamete kadar cevap veremeyecek varlıklardan söz ediyor.
Bugün peşinden gidilen nice isimler, nice ideolojiler ve nice otoriteler; ölüm geldiğinde ne kendilerini kurtarabilecek ne de kendilerine uyanlara cevap verebileceklerdir.
O gün yalnızca Allah'ın hükmü geçerli olacaktır.
Öyleyse asıl soru şudur:
Ben kime uyuyorum?
Kararlarımı kim belirliyor?
Hayatımı Allah'ın vahyi mi yönetiyor, yoksa insanların oluşturduğu ölçüler mi?
Ve en önemlisi...
Ben insanları Allah'a mı davet ediyorum, yoksa farkında olmadan bir ekole, bir kişiye, bir geleneğe veya bir dünya görüşüne mi çağırıyorum?
Ahkâf 5, sadece müşriklere değil; her çağdaki insana yöneltilmiş bir uyarıdır.
Çünkü sapmanın ilk adımı, secdeyi değiştirmekten önce otoriteyi değiştirmektir.
Nereye bu gidiş?
Bu soruyu başkalarına sormadan önce, her birimiz aynaya bakarak kendimize sormalıyız.
UYARI / HATIRLATMA

Yorumlar
Yorum Gönder