Kayıtlar

ELLERİNİZLE BÜYÜTTÜĞÜNÜZ İLAHLAR

Resim
  ELLERİNİZLE BÜYÜTTÜĞÜNÜZ İLAHLAR Çağdaş Putperestlik ve İsimlendirme Yetkisi İnsanlığın bir kısmı taş putları kırdı. Kırdığı taşla iş bitti sandı. İki elleri ile yaptığını kavrayamadı. Bunları insan üretti. Taştan yapılmış heykellerin önünde eğilmeyi ilkel buldu; sonra kendi elleriyle yetiştirdiği, yücelttiği, kusursuzlaştırdığı ve dokunulmazlaştırdığı beşerlerin önünde eğilmeye başladı. İlk nebiler zamanı yazı aktif kullanılan bir araç değildi. Önder bildikleri din adamlarını, yöneticilerini benimsiyor, kutsiyet atfediyor. İki elle yaptığı putu kırıp, iki elle yazdıklarına yöneldi. Değişen bir şey yoktu. Yine iki eller ile üretilenler için uyarı geldi, elleri ile kitap yazıp, hak katından derler... Bir din büyüğü, bir âlim, bir şeyh, bir önder, bir lider, bir kanaat sahibi, bir siyasi figür, bir ulusal kahraman... İsimler değişir. Mekanizma değişmez. İnsan bir beşeri normal sınırlarından çıkarıp kutsal bir konuma yerleştiriyorsa, onun sözünü eleştirilemez hâle getiriyorsa, onun...

SARSICI UYARI "iki ilah edinmeyin"

Resim
  Allah'ın İnsanlığa İndirdiği Sarsıcı Uyarı Kur’an’ın Nahl Suresi 43 ila 52. ayetleri, birbirinden kopuk hükümlerden oluşan bir bölüm değildir. Bu ayetler, insanın bilgisizliğinden vahye, vahiyden düşünmeye, düşünmeden sahte güvenliğe, sahte güvenlikten kozmik itaate ve oradan da tek ilah gerçeğine uzanan son derece güçlü bir bütünlük oluşturur. İnsan kendisini güçlü zanneder. Tuzaklar kurar. Planlar yapar. Kendi güvenlik alanını oluşturur. Kendisini dokunulmaz görür. Sonra Kur’an onun önüne kainatı koyar: Gölgeler bile Allah’ın yasasına boyun eğiyor. Göklerde ve yerde hareket eden varlıklar secde ediyor. Melekler büyüklenmiyor. Ve ardından insana şu soru yöneltiliyor: “İki ilah edinmeyin!” Çünkü meselenin özü budur: KİMİN OTORİTESİ ALTINDASIN? 1. “BİLMİYORSANIZ ZİKİR EHLİNE SORUN” Bölümün başlangıcı insanın bilgi sorunuyla ilgilidir. Allah şöyle bildirir: “Senden önce de ancak kendilerine vahyettiğimiz erkekleri elçiler olarak gönderdik. Eğer bilmiyorsanız, zikir ehline sorun.” ...

DİNLERİN ORTAK AHLAKI: KUR’AN NEDEN ONLARIN İYİLERİNİ MÜJDELİYOR?

Resim
  DİNLERİN ORTAK AHLAKI: KUR’AN NEDEN ONLARIN İYİLERİNİ MÜJDELİYOR? Bir düşünelim: Hristiyanlık hırsızlığı serbest mi bırakıyor? Adam öldürmeyi sevap mı sayıyor? Yetimi ezmeyi, fakiri sömürmeyi, yalan söylemeyi, zulmetmeyi mi öğütlüyor? Elbette hayır. Aynı şekilde Yahudilikte de hırsızlık, cinayet ve zulüm bir erdem olarak sunulmaz. Farklı dinî geleneklerde ayrıntılı hükümler, ritüeller ve teolojik kabuller farklılaşabilir; fakat insan hayatının temel ahlaki zemininde dikkat çekici ortaklıklar vardır. Neden? Çünkü Kur’an, insanı yalnızca bir mezhep, cemaat veya din etiketiyle tanımlamaz. Allah insanı bir fıtrat üzere yaratmıştır. “Öyleyse yüzünü hanîf olarak dine, Allah’ın insanları üzerinde yarattığı fıtrata çevir.” Rûm 30:30 Demek ki insanın yaratılışında hakikate ve temel ahlaki değerlere yönelme kapasitesi vardır. ORTAK AHLAK, ORTAK YARATILIŞA İŞARET EDER Hırsızlığın kötü olduğu, masum bir insanı öldürmenin zulüm olduğu, yetimin korunması gerektiği, fakirin göze...

Peygamberin Haram koyma yetkisi YOOOK

Resim
Önce... “Rasûle itaat edin” ne anlama gelir? “Rasûle itaat edin!” Bu ifadeyi söylemek kolaydır. Asıl mesele ise şudur: Rasûle hangi konuda itaat edilecektir? Daha önemlisi: Rasûle itaat emri, Rasûlü Allah’ın yanında bağımsız bir hüküm koyucuya veya rab konumuna getirir mi? Bu sorunun cevabı, Kur’an’ın bütünlüğü içerisinde aranmalıdır. Çünkü Kur’an’ın temel ilkelerinden biri son derece açıktır: “Hüküm yalnız Allah’ındır.” Yusuf 12:40 O hâlde temel soru şudur: Hüküm yalnız Allah’ın ise, Allah’ın haram kılmadığı bir şeyi kim din adına haramlaştırabilir? Rasûl mü? Yoksa Rasûl, Allah’ın kendisine verdiği vahye uyarak Allah’ın hükmünü insanlara bildiren elçi midir? Bu ayrım yapılmadığında “Rasûle itaat” kavramı kolaylıkla “Rasûlü rab edinme” noktasına taşınabilir. 1. RASÛL KENDİ HEVÂSINDAN DİN ÜRETMEZ Kur’an, Rasûlün vahiy karşısındaki konumunu açıkça ortaya koyar: “O, hevâdan konuşmaz. O, kendisine vahyedilen bir vahiyden başkası değildir.” Necm 53:3-4 Yine Nebîye şöyle emredilir: “De ki: B...

"Eş Bulma Yasası" Değil

Resim
NÛR 24:26 GERÇEKTEN EVLİLİKTEN Mİ BAHSEDİYOR? Ayetin hedefi, temiz bir insanın üzerine pis bir isnat yapıştırılmasına karşı çıkmak. BAKALIM “İyi kadın iyi erkeğe, kötü kadın kötü erkeğe” denklemi Kur’an’ın kendi örnekleriyle neden sarsılıyor? Nûr sûresinin 26. ayeti, çoğu zaman evlilik ve eş seçimi üzerinden okunur: “Kötü kadınlar kötü erkeklere, kötü erkekler kötü kadınlara; temiz kadınlar temiz erkeklere, temiz erkekler temiz kadınlara aittir.”  Bu anlayışa göre ayet, kadın ve erkeğin ahlaki niteliği bakımından birbirine denk olması gerektiğini bildiriyor gibi görünür. Fakat burada çok önemli bir soru ortaya çıkar: Kur’an gerçekten “iyi insan iyi insanla evlenir” şeklinde değişmez bir yasa mı koyuyor? Eğer öyleyse Kur’an’ın bizzat verdiği bazı örnekleri nereye koyacağız? Çünkü Kur’an bize Nûh’un ve Lût’un eşlerinden söz eder. Onlar salih kimselerdi; fakat eşleri aynı çizgide değildi. Demek ki Nûr 24:26’yı, “iyi erkek mutlaka iyi kadınla; iyi kadın mutlaka iyi erkekle evlenir” şe...