Kayıtlar

RIZKIN KAYNAĞI KİM

Resim
  RIZKIN KAYNAĞI KİM, KUDRET KİMİN? Kur’an’da bazı ayetler vardır ki, yalnızca bir hüküm bildirmez; insanın düşünme biçimini sarsar. Nahl Suresi 75. ayet de bunlardan biridir. Ancak bu ayeti yalnız başına okumak, mesajını daraltabilir. Çünkü ayetin hemen öncesi ve sonrası, bize neyin tartışıldığını açıkça gösterir. Nahl 73. ayette şöyle buyurulur: “Allah’ın dışında, göklerden ve yerden kendileri için hiçbir rızka sahip olmayan ve buna güçleri de yetmeyen şeylere kulluk ediyorlar.” Ardından 74. ayette: “Öyleyse Allah için benzetmeler ortaya koymayın. Şüphesiz Allah bilir, siz bilmezsiniz.” denilir. Hemen sonra 75. ayette Allah bir örnek verir: “Allah, hiçbir şeye güç yetiremeyen, mülkiyet altında bulunan bir kulu örnek verdi; bir de kendisine katımızdan güzel bir rızık verdiğimiz ve ondan gizli ve açık olarak harcayan kimseyi. Bunlar hiç bir olur mu? Hamd Allah’a mahsustur. Fakat onların çoğu bilmiyor.” Burada ayetin ne söylediğini anlayabilmek için ilk yapılması gere...

Ufuktan İdrake

Resim
Ufuktan İdrake: Necm Suresinde Vahyin Yakınlaşması ve Anlam Düzeni Necm Suresi’nin ilk 18 ayeti, İslam düşüncesinde üzerinde en çok durulan bölümlerden biridir. Bu ayetler çoğu zaman göğe yapılan fiziksel bir yolculuk veya uzayda gerçekleşen bir hareket olarak yorumlanmıştır. Oysa ufuk, denâ, tedellî, kâbe kavseyn, Sidretü’l-Müntehâ ve fuâd gibi kavramlar Kur’an’ın kendi bütünlüğü içinde ele alındığında, ayetlerin yalnızca bir yer değiştirmeyi değil, vahyin güvenilirliğini, insan idrakine ulaşmasını ve görülenlerin sınırını anlattığı görülür. Kur’an’ı yine Kur’an ile açıklama ilkesi ve kelimelerin Kur’an’daki kullanımları dikkate alındığında, bu bölüm göklerde bir yolculuğun haritasını vermekten çok, vahyin heva ürünü olmadığını, nasıl ulaştığını ve insana gösterilen hakikatin nerede sınırlandığını ortaya koymaktadır. 1. Yıldızdan Vahye: Nüzulün Güvenilirliği ve Hevanın Reddi Pasaj doğrudan bir yeminle başlar: وَالنَّجْمِ إِذَا هَوَىٰ “Yıldıza, kaydığı/battığı zaman andolsun.” (Necm...

KUR’AN’DA KESİLEBİLEN HAYVANLAR

Resim
  KUR’AN’DA KESİLEBİLEN HAYVANLAR Kur’an’ın hayvanlar için çizdiği sınır nerede başlıyor? Kur’an’a “hangi hayvanların eti haramdır?” diye sorduğumuzda, alışılmış hayvan listelerinden çok daha farklı bir tabloyla karşılaşırız. Kur’an, hayvanları yalnızca “yenilen ve yenilmeyen” şeklinde sınıflandırmaz. Onları yük taşıyan, yetiştirilen, çoğalan, insanlara yarar sağlayan ve rızık olarak tüketilen canlılar şeklinde bütünlüklü bir düzen içinde ele alır. Bu nedenle önce şu soruyu sormak gerekir: Kur’an hangi hayvanları özellikle kesilip yenilecek hayvanlar olarak gösteriyor? SEKİZ ÇİFT En‘âm sûresinde dikkat çekici bir ifade vardır: “Sekiz çift: koyundan iki, keçiden iki... deveden iki, sığırdan iki...” En‘âm 6:143-144 Buradaki ifade: ثَمَانِيَةَ أَزْوَاجٍ — semâniyete ezvâc yani **“sekiz çift”**tir. Kur’an burada dört hayvan grubunu açıkça sayar: koyun, keçi, deve ve sığır. Her biri erkek ve dişi olarak çift halinde zikredilir. Fakat ayetin asıl amacı yalnızca hayvanları saymak değildi...

MESCİD-İ AKSÂ KIBLE MİYDİ?

Resim
MESCİD-İ AKSÂ KIBLE MİYDİ? Kur’an'ın Söylemediği Bir Emrin Ardından Kur’an'da çok önemli bir ayrıntı vardır: Nebi'ye Mescid-i Aksâ'ya dönmesini emreden tek bir ayet yoktur. Buna rağmen sonraki dinî anlatıda Nebi'nin uzun süre Mescid-i Aksâ'ya yöneldiği, daha sonra kıblenin Kâbe'ye çevrildiği anlatılır. Fakat Kur’an'ın kendi metnine döndüğümüzde karşımıza farklı bir tablo çıkar. Bakara 2:145 şöyle der: “Ant olsun ki Kitap verilenlere hangi ayeti getirirsen getir, yine de onlar senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin . Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. Sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyarsan, o zaman zalimlerden olursun.” Buradaki ifade son derece açıktır: “Sen de onların kıblesine uyacak değilsin.” Kur’an burada nebinin başka toplulukların kıblesine tabi olmasını değil, onlardan ayrışan bir yönelişi vurgulamaktadır. ÖNCEKİ KIBLE NEREDE? Bakara 2:142'de şöyle denilir: “Onları üzerinde bulundukları kıbleden ...

AĞAÇTAN ZAKKUMA

Resim
AĞAÇTAN ZAKKUMA: KUR’AN’DA “YAKLAŞMA” UYARISININ ÇARPICI İZİ Allah Âdem’e ve eşine şöyle der: “Ey Âdem! Sen ve eşin cennette yerleşin; orada dilediğiniz yerden bol bol yiyin. Fakat şu ağaca yaklaşmayın; yoksa zalimlerden olursunuz.” Bakara 2:35 Aynı uyarı A‘râf’ta da tekrarlanır: “Şu ağaca yaklaşmayın; yoksa zalimlerden olursunuz.” A‘râf 7:19 Buradaki son derece önemli kelime “yemeyin” değil, “yaklaşmayın”dır. Kur’an sınırı yalnızca fiilin kendisine koymuyor; fiile götüren yakınlaşmayı da yasaklıyor. Bu ayrım çok önemli. Çünkü insan çoğu zaman günaha bir anda düşmez. Önce yaklaşır. Sonra alışır. Sonra meşrulaştırır. Sonra içine girer. Sonra da zulme dönüşür. 1. AĞAÇTAN ÖNCE “YAKLAŞMA” VAR Kur’an burada insanın zaafına dair çok güçlü bir ilke ortaya koyuyor: Tehlikenin kendisinden önce, tehlikeye götüren mesafeyi koru. Bu yüzden: “Zinaya yaklaşmayın.” İsrâ 17:32 diyor. “Zina yapmayın” demekle yetinmiyor. Aynı mantık: Ağaca yaklaşma. Zinaya yaklaşma. Yan...

İNSANLARA FİTNE KILINAN LANETLENMİŞ AĞAÇ

Resim
  RÜ’YÂ, LANETLENMİŞ AĞAÇ VE İMTİHAN İsrâ 60’ın Kur’an Bütünlüğündeki Sarsıcı Anlamı İsrâ Sûresi 60. âyet, ilk bakışta yalnızca geçmişte yaşanmış bir olaydan söz ediyor gibi görünür. Fakat âyetin kelimeleri Kur’an’ın diğer ayetleriyle birlikte okunduğunda çok daha çarpıcı bir yapı ortaya çıkar: Allah bir şey gösteriyor, insanı onunla sınıyor; insanın verdiği tepki ise onun iç dünyasını açığa çıkarıyor. Âyet şöyle der: “Hani sana, ‘Şüphesiz Rabbin insanları kuşatmıştır’ demiştik. Sana gösterdiğimiz rü’yâyı ve Kur’an’da lanetlenmiş ağacı insanlar için yalnızca bir fitne kıldık. Onları korkutuyoruz; fakat bu, onların büyük bir tuğyanından başka bir şeyi artırmıyor.” İsrâ 17/60 Burada dikkat çekici olan yalnızca rü’yâ ve ağaç değildir. Asıl dikkat çekici olan, Allah’ın bunları “fitne” olarak nitelemesidir. Çünkü Kur’an’a göre aynı bildirim, bir insanı hakikate yaklaştırırken başka bir insanın azgınlığını artırabilir. Demek ki mesele yalnızca gösterilen şeyin ne olduğu değildir. As...