Kayıtlar

Kuranda Şartlı İhtimaller ⁉️

Resim
KUR’AN’DA ŞARTLI İHTİMALLER VE MANTIKSAL REDDİYE METODU Kur’an, insanı hakikate ulaştırırken yalnızca doğrudan hükümler bildirmez. Muhatabın iddiasını onun kendi mantığı içinde ele alır, bazen bir ihtimali varsayarak o varsayımın nasıl bir çelişkiye götürdüğünü gösterir ve ardından iddiayı kesin biçimde reddeder. Bu, Kur’an’ın dikkat çekici bir reddiye ve delillendirme yöntemidir. Burada önemli bir metodolojik nokta vardır: Kur’an’ın bir iddiayı tartışmak amacıyla “eğer şöyle olsaydı...” şeklinde kurduğu şartlı cümle, o şeyin gerçekten var olduğunu veya Allah tarafından mümkün görüldüğünü göstermez. Aksine çoğu zaman amaç, muhatabın iddiasını farz ederek onun sonucunu ortaya çıkarmaktır. Başka bir ifadeyle: “Böyle olduğunu kabul etsek bile...” denilerek, iddianın kendi mantığıyla çürütülmesidir. Bu yöntemi gözden kaçırmak, şartlı bir ifadeyi Allah’ın doğrudan muradı veya dinin sabit bir hükmü zannetmeye yol açabilir. 1. ŞARTLI İHTİMAL VE FARZ-I MUHAL Şartlı ihtimal, bir idd...

ALLAH VE RESUL KAVRAMI NASIL İKİ İLAH EDİNMEYE DÖNÜŞTÜ?

Resim
  ALLAH VE RESUL KAVRAMI NASIL İKİ İLAH EDİNMEYE DÖNÜŞTÜ? Kur’an’ın temel çağrısı tevhiddir: “Allah’tan başka ilah yoktur.” Buna rağmen din anlayışında zamanla ortaya çıkan önemli sorunlardan biri, Allah’ın yanında resulü veya nebi şahsını bağımsız bir dinî otorite konumuna yükseltmektir. Buradaki mesele resulü reddetmek değildir. Tam tersine mesele, resulün Kur’an’daki gerçek konumunu belirlemek ve onu Allah’ın hükmüne ortak etmemenin ne anlama geldiğini ortaya koymaktır. Bunun için özellikle şu kavramları birbirine karıştırmamak gerekir: Allah – vahiy – kitap – resul – nebi – itaat – hüküm – hakem. ALLAH VE RESUL: TEK İLAH, TEK HÜKÜM, TEK HAKEM Kur’an’ın en sarsıcı sorularından biri şudur: “Allah’tan başka bir hakem mi arayayım?” (En‘âm 6:114) Bu soru yalnızca hakemlik meselesini değil, din adına son sözü kimin söyleyeceğini ortaya koyar. Kur’an’ın cevabı nettir: “Hüküm yalnız Allah’ındır.” (Yûsuf 12:40) Ve: “O, hükmüne hiç kimseyi ortak etmez.” (Kehf 18:26) Öyleyse temel mesele...

DİN NASIL BAŞLADI?

Resim
  DİN NASIL BAŞLADI? İnsan Tanrıyı mı icat etti, yoksa kendisine bildirilen hakikati mi unuttu? Bugün dünyada milyarlarca insan farklı dinlere inanıyor. Camiler, kiliseler, tapınaklar, kutsal kitaplar, din adamları, ibadet biçimleri, bayramlar ve törenler var. Peki bütün bunların başlangıcında ne vardı? Din nasıl başladı? Yaygın tarih anlatıları bu soruya çoğunlukla insanın doğayı anlamlandırma çabası üzerinden cevap verir. İnsan şimşeği gördü, yağmuru anlamadı, ölümü açıklayamadı, rüyasında ölülerini gördü ve görünmeyen güçlere inanmaya başladı. Sonra bu inançlar ritüellere, tanrılara, tapınaklara, rahiplere ve nihayet dinlere dönüştü. Bu açıklama bazı insan topluluklarının dini davranışlarının nasıl şekillenmiş olabileceğini anlatabilir. Fakat Kur’an başka bir soru sorar: Ya din insanın icadı değilse? Ya başlangıçta insanın ürettiği bir din değil, kendisine gösterilen bir hakikat varsa? İşte Kur’an’ın insanlık tarihine bakışı burada oldukça farklı bir kapı açar. Kur’an'a göre baş...

Hakem Kim: Allah mı, Nebi mi, Kitap mı?

Resim
  Allah’tan Başka Bir Hakem mi Arayacağım? Kur’an’ın en sarsıcı sorularından biri şudur: “Allah’tan b aşka bir hakem mi arayayım?” (En‘âm 6:114) Bu soru yalnızca bir inanç cümlesi değildir. Aynı zamanda din adına son sözü kimin söyleyeceği meselesini ortaya koyar. Çünkü bir yerde birden fazla hüküm kaynağı varsa, orada artık tek otoriteden söz edilemez. Allah ise açıkça soruyor: “Allah’tan başka bir hakem mi arayayım?” Ardından cevabı da kendisi veriyor: “Oysa Kitab’ı size açıklanmış olarak indiren O’dur.” (En‘âm 6:114) Burada dikkat edilmesi gereken nokta çok açıktır: Hakem Allah’tır. Hükmün ölçüsü Allah’ın indirdiği Kitap’tır. Peki Rasul? Tam burada Kur’an’ın başka bir ayeti devreye giriyor: “Rabbine andolsun ki, aralarında çıkan anlaşmazlıklarda seni hakem kılmadıkça … iman etmiş olmazlar.” (Nisâ 4:65) İlk bakışta karşımıza iki ayrı otorite çıkmış gibi görünür: Bir tarafta Allah hakem , diğer tarafta Rasul hakem . Fakat Kur’an’ın bütünlüğü bu ikisini birbirinden bağımsız iki hü...

KUR’AN’A ÇAĞIRIYORSUN, AMA CEVAP HEP BAŞKA YERDEN GELİYOR

Resim
  KUR’AN’A ÇAĞIRIYORSUN, AMA CEVAP HEP BAŞKA YERDEN GELİYOR Kur’an’a çağırıyorsun. Karşındaki cevap veriyor: “Ama peygamber şöyle…” Bir ayet gösteriyorsun: “Ama hadis var, şöyle…” Kur’an’dan bir hüküm ortaya koyuyorsun: “Âlimler böyle açıklamış.” Bir başka ayet getiriyorsun: “Mezhep böyle söylüyor.” Sonra farkında olmadan tartışmanın konusu Kur’an olmaktan çıkıyor. Çünkü Kur’an konuşulurken, Kur’an’ın yanına sürekli başka belirleyiciler getiriliyor. Peki temel soru şu: Din adına son sözü kim söyleyecek? Kur’an bu soruyu oldukça açık sorar: “Allah’tan başka bir hakem mi arayayım? Oysa size Kitab’ı açıklanmış olarak indiren O’dur.” En‘âm 6:114 Buradaki mesele bir insanın tarihsel olarak ne söylediğini araştırmak değildir. Mesele, Allah’ın indirdiği Kitab’ın din konusunda yeterli bir ölçü olup olmadığıdır. Çünkü Kur’an kendisini yalnızca okunacak bir metin olarak tanıtmaz. Kendisine uyulmasını ister: “Rabbinizden size indirilene uyun; O’ndan başka velilere uyma...

HİÇBİR ŞEY KAYBOLMUYOR

Resim
  HİÇBİR ŞEY KAYBOLMUYOR: KAYITLAR AÇILDIĞINDA GERÇEKLER KONUŞACAK Bugün geçmişi araştırırken yalnızca insanların anlattıklarına güvenmiyoruz. Bedenimiz iz bırakıyor. Tarih iz bırakıyor. Yeryüzü iz bırakıyor. Uzay iz bırakıyor. Eşyalar iz bırakıyor. Bir olayın üzerinden yüzlerce, binlerce yıl geçse bile geride bıraktığı izleri inceleyerek ne olduğunu anlamaya çalışıyoruz. Bir kemik bize bir hayatın izlerini anlatabiliyor. Bir kaya geçmişte yaşananları taşıyabiliyor. Eski bir yapı bir medeniyet hakkında bilgi verebiliyor. Bir eşya, onu kullanan insanların yaşam biçimini ortaya koyabiliyor. Gökyüzünden gelen ışık, milyonlarca yıl önce gerçekleşmiş olayların izlerini bugün bize ulaştırabiliyor. Yani zaman geçiyor ama izler kalıyor. Peki insanın yaptığı hiçbir şeyin kaybolmayacağını söyleyen Kur’an'ı hiç bu açıdan düşündük mü? KAYIT SADECE KÂĞITTA DEĞİLDİR Kur’an, insanın yaptıklarının kayıt altına alındığını bildirir: “Yaptıklarınızı kaydeden değerli yazıcılar vardır. Ne yapa...