ALTIN BUZAĞIDAN BAKARA'YA: KALPLERDEKİ PUTLARIN BOĞAZLANIŞI
Cesedin Huvarından Tevhidin Dirilişine
Altın Buzağı ve Bakara Kıssalarının Kur’anî Sembolizmi Üzerine Bir Okuma
Giriş: Aynı Hikâyenin İki Perdesi
Kur’an’da Altın Buzağı ve Bakara kıssaları genellikle birbirinden bağımsız anlatılar olarak okunur. Oysa dikkatli incelendiğinde bu iki kıssa aynı zihinsel hastalığın teşhisi ve tedavisi olarak karşımıza çıkar.
Birinci kıssa, insanın kendi elleriyle ürettiği sahte kutsalları anlatır.
İkinci kıssa ise o kutsalların boğazlanmasını emreder.
Birincisinde altından yapılmış böğüren bir ceset vardır.
İkincisinde ise kesilmesi gereken bir bakara.
Birincisinde putlaştırma,
ikincisinde arınma vardır.
Kur’an'ın diliyle söyleyecek olursak, Bakara kıssası anlaşılmadan Altın Buzağı kıssası tamamlanmış olmaz.
1. Altın Buzağı: Ruhsuz Bir Sistemin İnşası
Ceset (جسد): Yaşayan Ölü
Tâhâ 88’de Samiri’nin yaptığı şey sıradan bir heykel değildir:
"Onlar için böğüren bir buzağı cesedi çıkardı."
Kur’an bu yapıya "sanem" veya "vesen" demez.
"Ceset" der.
Ceset, ruhunu kaybetmiş bedendir.
Görüntü vardır.
Cazibe vardır.
Şekil vardır.
Ama hakikat yoktur.
Bu nedenle altın buzağı yalnızca bir put değil;
hakikatten kopmuş bütün sistemlerin ortak sembolüdür.
Modern dünyada:
Tüketim kültürü
Sınırsız büyüme ideolojisi
Güç merkezli siyaset
Şekilci dindarlık
çoğu zaman dışarıdan canlı görünür fakat içeride ruh taşımaz.
Kur’an'ın diliyle bunlar "cesetlerdir."
2. Huvar: Gürültünün Hakikate Galebesi
Bu cesedin en dikkat çekici özelliği konuşması değildir.
"Huvar" etmesidir.
Huvar (خوار)
Huvar;
Böğürtü
Gürültü
Yankı
İçi boş ses
anlamlarını taşır.
Buzağı vahiy konuşmaz.
Hakikat üretmez.
Sadece ses çıkarır.
Bugünün dünyasında huvar:
Algoritmaların gürültüsü,
Trendlerin baskısı,
Reklamların cazibesi,
Propagandaların tekrarlarıdır.
İnsanlık çoğu zaman hakikati değil,
en yüksek sesi dinlemektedir.
Bu yüzden Kur’an’ın anlattığı sorun aslında bir heykel sorunu değil,
bir bilinç sorunudur.
3. Rasûl'ün İzinden Put Üretmek
Samiri şöyle der:
"Ben Rasûl'ün izinden bir iz aldım." (Tâhâ 96)
Buradaki en çarpıcı nokta şudur:
Samiri hakikati tamamen reddetmez.
Hakikatten bir parça alır.
Fakat onu bağlamından koparır.
Sonra yeni bir sistem kurar.
Böylece ortaya:
Dinsel görünümlü putlar,
Kutsal referanslı ideolojiler,
Vahiyden besleniyor gibi görünen fakat vahyin ruhunu kaybetmiş yapılar çıkar.
Tarih boyunca en güçlü sapmaların çoğu hakikatin bütünüyle reddinden değil;
hakikatin parçalanıp araçsallaştırılmasından doğmuştur.
4. Bakara: Kesilmesi Emredilen Şey Nedir?
Kur’an şimdi şaşırtıcı bir emir verir:
"Allah size bir bakara kesmenizi emrediyor."
İlk bakışta bu emir sıradan bir kurban emri gibi görünür.
Fakat İsrailoğullarının verdiği tepki dikkat çekicidir:
"Bizimle alay mı ediyorsun?"
Neden?
Çünkü emrin hedefinde yalnızca bir hayvan değil,
zihinsel bir bağlılık vardır.
5. Bakara'nın Ekonomik Sembolizmi
Bakara kelimesi, toprağı yarıp işleyen, üretim sağlayan ve ekonomik değer oluşturan varlığı ifade eder.
Kur’an'ın başka bir yerinde, Yusuf kıssasında görülen yedi semiz ve yedi zayıf inek de ekonomik döngülerin sembolü olarak yorumlanır.
Bu nedenle bakara;
Serveti,
Üretimi,
Refahı,
Ekonomik gücü
temsil eden güçlü bir semboldür.
Ancak Bakara kıssasında tarif edilen hayvanın özellikleri dikkat çekicidir:
Sapsarıdır.
Bakanları sevindirir.
Lekesizdir.
Çift sürmemiştir.
Toprak sulamamıştır.
Bu nitelikler üretken bir hayvandan çok,
seyredilen ve değer verilen bir serveti çağrıştırmaktadır.
Adeta toplumun gözünde kutsallaşmış bir ekonomik değeri...
6. Altın Buzağı ile Bakara Arasındaki Gizli Bağ
Burada iki kıssa birleşir.
Altın Buzağı kıssasında insanlar:
Altını ilahlaştırmıştır.
Bakara kıssasında ise:
Kalplerindeki bu kutsallaştırmayı kesmeleri istenmiştir.
Dolayısıyla:
Altın Buzağı = Putlaştırılmış servet
Bakara'nın kesilişi = Putlaştırılmış servetin boğazlanması
şeklinde okunabilir.
Bu nedenle iki kıssa birbirinin devamı gibidir.
Önce teşhis gelir.
Sonra tedavi.
7. Diriliş Mucizesi mi, Toplumsal Uyanış mı?
Bakara 73'te şöyle denir:
"Allah ölüleri işte böyle diriltir."
Kur’an'da ölüm ve diriliş birçok yerde fiziksel olmaktan çok manevi ve toplumsal anlamlarda kullanılır.
Örneğin:
En'âm 122'de hidayetten önceki insan "ölü" kabul edilir.
Enfâl 24'te vahiy "hayat veren çağrı" olarak tanımlanır.
Bu açıdan bakıldığında Bakara kıssasındaki diriliş:
Örtülen hakikatin ortaya çıkışı,
vicdanın yeniden canlanışı,
adaletin ayağa kalkışı olarak da okunabilir.
Çünkü vahyin amacı mezarlıkları değil,
öncelikle kalpleri diriltmektir.
8. Günümüzün Altın Buzağıları
Bugün insanların önünde duran altın buzağılar artık metalden yapılmış heykeller değildir.
Onlar:
Kontrolsüz sermaye tutkusu,
Güç bağımlılığı,
Kimlik putları,
İdeolojik fanatizm,
Taklitçi dindarlık,
Sosyal medya görünürlüğü
şeklinde karşımıza çıkmaktadır.
Hepsinin ortak özelliği aynıdır:
Huvar ederler.
Gürültü üretirler.
Fakat ruh taşımazlar.
Sonuç: Bakara'yı Kesmek, Buzağıyı Yıkmaktır
Altın Buzağı kıssası insanın kendi elleriyle put üretmesini anlatır.
Bakara kıssası ise o putların boğazlanmasını.
Birinde altın vardır.
Diğerinde kurban.
Birinde huvar vardır.
Diğerinde hakikatin sessizliği.
Birinde ceset vardır.
Diğerinde diriliş.
Kur'an'ın çağrısı yalnızca tarihsel İsrailoğullarına değil, her çağdaki insana yöneliktir:
Kendi altın buzağını bul.
Huvar eden cesetleri tanı.
Rasûl'ün izini çıkar hesaplarından arındır.
Ve kalbinde kutsallaştırdığın bakarayı kes.
Çünkü tevhid, yalnızca Allah'a inanmak değil; Allah'ın dışında kutsallaştırılan her şeyi yerinden indirmektir.

Yorumlar
Yorum Gönder