Allah’ın Rahmeti mi Daha Geniştir, Azabı mı?
Allah’ın Rahmeti Her Şeyi Kuşatırken Azap Neden Her Şeyi Kuşatmıyor?
Kur’an’da İlahi Rahmet, İlim ve Azap Kavramlarının Kapsayıcılığı
İnsan tasavvurunda ilahi sıfatların anlaşılması, bireyin inanç dünyasını ve ahlaki sorumluluklarını doğrudan biçimlendirir. Kur’an-ı Kerim metni incelendiğinde, Allah’ın rahmeti ve ilmi için kullanılan kuşatıcılık dili ile azap için kullanılan sınırlayıcı dil arasında bariz bir fark göze çarpar.
1. Giriş: Allah’ın Rahmeti mi Daha Geniştir, Yoksa Azabı mı?
İnsan, Allah’ı tanımaya çalışırken O’nun isimlerini ve sıfatlarını anlamlandırmak zorundadır. Çünkü Allah tasavvurumuz, hayata bakışımızı, insanlarla ilişkilerimizi ve ahiret beklentimizi doğrudan etkiler.
Peki Allah'ın rahmeti mi daha geniştir, yoksa azabı mı? Allah insanı öncelikle cezalandırmak isteyen bir otorite olarak mı yaratmıştır, yoksa rahmetiyle kuşatan, yol gösteren, hataları bağışlayan ve insanın doğruya yönelmesini isteyen bir Rab olarak mı tanıtır?
Bu sorunun cevabını insanların oluşturduğu dinî kabullerde değil, doğrudan Kur’an’ın kendi ifadelerinde aramalıyız. Kur’an'da bu konuda son derece dikkat çekici bir ifade yer almaktadır:
"Rahmetim ise her şeyi kuşatmıştır. Onu, sakınanlara, zekâtı verenlere ve ayetlerimize iman edenlere yazacağım." (A'râf 7/156)
Ayetin ilk cümlesindeki ifade son derece açıktır: وَرَحْمَتِي وَسِعَتْ كُلَّ شَيْءٍ (Ve rahmetî vesiat külle şey'). Buradaki vesiat (وَسِعَتْ) kelimesi; genişlemek, içine almak ve kapsamak anlamındaki v-s-a (و س ع) kökünden gelir ve rahmetin kuşatıcılığını vurgular. Dikkat edilmesi gereken temel nokta, Allah'ın azabını değil, rahmetini her şeyi kuşatan bir nitelikle tanıtmasıdır.
2. Rahmet Her Şeyi Kuşatır, Azap Belirli Bir İradeye Bağlanır
A'râf suresi 156. ayetin ilk bölümü incelendiğinde iki farklı ifade biçimiyle karşılaşılır:
Azap için: "Azabım var ya, dilediğimi ona uğratırım."
Rahmet için: "Rahmetim ise her şeyi kuşatmıştır."
Bu iki ifade arasındaki üslup farkı oldukça önemlidir. Rahmet, yaratılmış bütün varlıkları kapsayan geniş bir ilahi tutum olarak tanıtılırken; azap, belirli şartlara ve ilahi iradeye bağlı olarak gerçekleşen bir karşılık şeklinde ifade edilmektedir.
Ancak bu durum, Allah'ın keyfî biçimde azap ettiği anlamına gelmez. Kur’an'ın bütünlüğünde Allah'ın adaleti, koyduğu yasalar ve insanın kendi tercihleri belirleyicidir. Nitekim aynı ayette özel rahmetin takva sahiplerine, zekâtı verenlere ve iman edenlere yazılacağı bildirilir. Dolayısıyla rahmetin genel kuşatıcılığı ile ahiretteki özel bağışlanma ve ödüle ulaşmak arasında ince bir ayrım bulunmaktadır.
3. Allah'ın İlmi ve Rahmeti Birlikte Her Şeyi Kuşatır
Kur’an'da ilim ve rahmet sıfatlarının birlikte anılması dikkat çekicidir:
"Rabbimiz! Sen rahmet ve ilim bakımından her şeyi kuşatmışsındır. Tövbe eden ve senin yoluna uyanları bağışla ve onları cehennem azabından koru." (Mü'min 40/7)
Meleklerin duasının aktarıldığı bu ayette iki ilahi nitelik yan yana zikredilir. Allah'ın ilmi her şeyi kuşattığı için insanın hiçbir davranışı veya niyeti O'ndan gizli kalamaz. Rahmeti her şeyi kuşattığı için ise insanın dönüş ve bağışlanma umudu her zaman korunur.
İlahi ilmin her şeyi kapsadığı En'âm 6/80, A'râf 7/89 ve Tâhâ 20/98 gibi pek çok ayette de vurgulanmaktadır. Bu durum, insanın Allah karşısında yapmacık tutumlardan uzak durarak dürüst ve sorumlu bir hayat yaşaması gerektiğini gösterir.
4. Rahmet: Allah'ın Kendi Üzerine Yazdığı Bir İlke
Kur’an'da rahmet kavramının derinliğini gösteren en açık beyanlardan biri En'âm suresinde yer alır:
"De ki: Göklerde ve yerde olanlar kimindir? De ki: Allah'ındır. O, rahmeti kendi üzerine yazmıştır..." (En'âm 6/12)
كَتَبَ عَلَىٰ نَفْسِهِ الرَّحْمَةَ (Ketebe alâ nefsihir-rahmeh) ifadesi, rahmetin geçici veya rastgele bir muamele olmadığını, varoluşun temeline yerleştirilmiş ilahi bir ilke olduğunu ortaya koyar. Kur’an, azabı değil rahmeti Allah'ın kendi üzerine yazdığı bir ahit olarak tanımlamaktadır.
5. Tövbe Kapısı ve Ümit İlkesi
İlahi rahmetin genişliği, insanın günah ve hatalarıyla baş başa bırakılmadığı anlamına gelir:
"De ki: Ey kendilerine karşı aşırı giden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları bağışlar. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir." (Zümer 39/53)
Bu çağrı, insanın hatasında ısrar etmediği ve içtenlikle tövbe ettiği sürece bağışlanma kapısının açık olduğunu gösterir (Nisâ 4/110). Ancak Kur’an'ın rahmet anlayışı, sorumsuzluğu meşrulaştıran bir anlayışı değil; arınmayı, sorumluluk almayı ve dönüşü teşvik eder.
6. Rahmetin Genişliği Azabın Yokluğu Anlamına Gelmez
Rahmetin evrenselliği, azabın gerçek dışı olduğu veya kötülüklerin karşılıksız kalacağı şeklinde yorumlanamaz. Kur’an, ilahi adaleti net bir şekilde ortaya koyar:
"Kim zerre ağırlığınca iyilik yaparsa onu görür. Kim de zerre ağırlığınca kötülük yaparsa onu görür." (Zilzâl 99/7-8)
İlahi adalet ile rahmetin birlikteliği En'âm suresinde şu dengeyle özetlenir:
"Kim bir iyilik getirirse ona bunun on katı vardır. Kim de bir kötülük getirirse ancak onun misliyle cezalandırılır. Onlara haksızlık edilmez." (En'âm 6/160)
İyiliğin katlanarak ödüllendirilmesi rahmetin; kötülüğün ise yalnızca misliyle sınırlandırılması adaletin tecellisidir.
7. Rahmetin Dünyevi Dimensionu ve Kavramsal Denge
Allah'ın rahmeti yalnızca ahiret hayatıyla sınırlı değildir. Doğal düzen, yaşamı mümkün kılan nimetler (Bakara 2/22) ve peygamberlik müessesesi (Enbiyâ 21/107) ilahi rahmetin dünyadaki somut tecellileridir. Bu nimetler, herhangi bir inanç ayrımı gözetilmeksizin tüm insanlığın hizmetine sunulmuştur.
Dilsel açıdan bakıldığında da Kur’an-ı Kerim'de "her şeyi kuşatma" (külle şey') kalıbı yalnızca Allah'ın ilmi ve rahmeti için kullanılmış; azap için böyle genel bir kuşatıcılık ifadesine yer verilmemiştir.
Sonuç
Kur’an’ın inşa ettiği Allah tasavvurunda rahmet tali bir unsur değil, asli bir esastır. Allah rahmetinin her şeyi kuşattığını bildirmiş, onu kendi üzerine yazmış ve kullarına rahmetinden ümit kesmemelerini emretmiştir.
İnsana düşen görev; Allah’ı yalnızca azap eden bir otorite olarak sunan ümitsiz anlayışlar ile rahmeti gerekçe göstererek sorumluluğu yok sayan anlayışlar arasında savrulmadan dengede durmaktır.
Allah'ın rahmeti insanı umuda, ilmi sorumluluğa, adaleti ise hesap bilincine çağırır. Kur’an bu üç kavramı birbirinden koparmadan bir bütün olarak sunar.

Yorumlar
Yorum Gönder