Din Tacirleri ve Rablik Yarışı 🔎

 


"Din Tacirleri Neden Birbirinin Rakibidir?

 Rablik Yarışı, Kur’an'ın Din Sınıfına Açtığı Savaş üzerine Kurandan inceleme yaparak dersler çıkartalım.

Din Tacirleri ve Rablik Yarışı: Kur’an’ın Unutulan Uyarısı

Kur’an’ın mücadele ettiği en büyük sapmalardan biri, insanların Allah ile kendi aralarına dini otoriteler koymasıdır. Tarih boyunca insanlar sadece taşlardan ve ağaçlardan putlar üretmemiştir; aynı zamanda din adına konuşan insanları da sorgulanamaz otoriteler haline getirmiştir.

Kur’an bu tehlikeyi çok erken dönemde haber vermiştir:

“Allah'ı bırakıp hahamlarını (ahbârını) ve rahiplerini (ruhbânını) rabler edindiler...” (Tevbe 31)

Bu ayet çoğu zaman sadece geçmişteki Yahudi ve Hristiyan topluluklarına yönelik bir eleştiri gibi okunur. Oysa Kur’an tarih kitabı değil, hidayet kitabıdır. Anlatılan hastalık insanlığın ortak hastalığıdır.

Peki kimdir bu Ahbâr ve Ruhbân?

Ahbâr, "haber" kökünden gelir. Bilgi sahibi olanlar, kendilerine soru sorulanlar, dini konularda görüş bildirenler, fetva verenler, dini bilgi otoritesi kabul edilen kimselerdir.

Ruhbân ise korku ve haşyet anlamındaki "rehb" kökünden gelir. Kendilerini ibadete adamış, din sınıfı oluşturan, halk ile Allah arasında manevi otorite konumuna yükseltilen kişiler için kullanılır.

Bir başka ifadeyle Ahbâr, dinin teorik otoritesini; Ruhbân ise dinin kurumsal ve ruhani otoritesini temsil eder.

Kur’an’ın eleştirisi tam da buradadır.

Çünkü insanlar zamanla Allah'ın kitabına değil, bu otoritelere bağlanmaya başlarlar.

Dikkat edilirse Kur’an’ın büyük bölümü soru-cevap şeklinde ilerler:

"Sana soruyorlar, de ki..."

"Sana hilallerden soruyorlar, de ki..."

"Sana ruhtan soruyorlar, de ki..."

"Sana ganimetlerden soruyorlar, de ki..."

İnsanlar soruyor, cevap ise Allah tarafından veriliyor.

Nebi kendi görüşünü değil, vahyi aktarıyor.

İşte bu yüzden Allah hiçbir nebinin kendisine bağlı bir din kurmasına izin vermemiştir.

“Allah'ın kendisine kitap, hüküm ve nebilik verdiği bir insanın sonra insanlara: ‘Allah'ı bırakıp bana kullar olun’ demesi mümkün değildir.” (Âl-i İmrân 79)

Ardından gelen ayet ise konuyu daha da netleştirir:

“Size melekleri ve nebileri rabler edinmenizi emretmez.” (Âl-i İmrân 80)

Kur’an'ın mantığı açıktır:

Nebiler rab edinilemezse, onların ardından gelen din adamları hiç edinilemez.

Rab; sadece yaratan anlamına gelmez.

Rab; yönlendiren, terbiye eden, hüküm koyan, insanların hayatında belirleyici otorite haline gelen merci anlamına da gelir.

İnsanların dini hayatını Allah'ın kitabı yerine başka otoriteler belirlemeye başladığında rablik problemi ortaya çıkar.

İşte Tevbe 31'in anlattığı şey budur.

Onlar hahamlara ve rahiplere secde etmiyorlardı.

Onlara yaratıcı da demiyorlardı.

Ama onların hükümlerini Allah'ın hükümleri gibi kabul ediyorlardı.

Kur’an bunu "rab edinmek" olarak tanımlamaktadır.

Bu nedenle Kur’an bir başka tehlikeye daha dikkat çeker:

“Vay o kimselere ki kitabı elleriyle yazıp sonra az bir bedel karşılığında satmak için: ‘Bu Allah katındandır’ derler...” (Bakara 79)

Bu ayet din ticaretinin temel mekanizmasını ortaya koymaktadır.

Önce insanlar kendi görüşlerini üretir.

Sonra o görüşlere kutsallık kazandırılır.

Daha sonra insanlar o görüşlere bağlanır.

En sonunda ise bu bağlılık üzerinden otorite ve menfaat elde edilir.

Sorun yazmak değildir.

Sorun, insan sözünü Allah'ın sözü gibi sunmaktır.

Kur’an'ın savaş açtığı şey tam olarak budur.

Çünkü Allah'ın dini insanlar tarafından üretilen ek otoriteler üzerine değil, vahiy üzerine kuruludur.

Bugün de aynı tehlike farklı isimlerle yaşamaktadır.

Şeyhler...

Tarikat liderleri...

Mezhep imamları...

Cemaat önderleri...

Televizyon vaizleri...

Sosyal medya hocaları...

Her biri Allah'a çağırdığı ölçüde değerlidir.

Ancak insanlar onları sorgulanamaz hale getirdiğinde, Kur’an'ın uyardığı rablik problemi yeniden ortaya çıkar.

Bu yüzden Kur’an'ın çağrısı bugün de aynı canlılığını korumaktadır:

“Rabbinizden size indirilene uyun; O'nun dışında velilere uymayın.” (A'râf 3)

“Hüküm yalnız Allah'ındır.” (Yusuf 40)

“Dini yalnız Allah'a halis kılarak O'na kulluk edin.” (Zümer 2)

Kur’an’ın istediği şey din adamlarının değişmesi değildir.

Kur’an’ın istediği şey din sınıfının ortadan kalkmasıdır.

Çünkü kul ile Rabbi arasına giren her otorite, zamanla rablik alanı oluşturmaya başlar.

Bu nedenle Kur’an'ın çağrısı nettir:

Ahbârları rab edinmeyin.

Ruhbânları rab edinmeyin.

Nebileri rab edinmeyin.

İnsanların yazdığı kitapları Allah'ın kitabının önüne koymayın.

Çünkü Rab birdir.

Hüküm O'nundur.

Din O'nundur.

Kulluk yalnız O'nadır.

Rabbiniz kim ❓️

UYARI / HATIRLATMA


Bu metinlerde yer alan görüş, yorum ve çıkarımlar, beşerî çabanın bir ürünüdür.

Lütfen her ifadeyi Kur’an’ın bütünüyle değerlendirin; ayetlerin rehberliğinde tartın, ölçün ve doğrulayın. 

Hakikatin tek ölçüsü Allah’ın kitabıdır. Yanlış varsa bize, doğru varsa Allah’a aittir.

Diğer kategorize edilmiş yazılarımıza aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz

Yorumlar

Öne çıkan Makaleler

Kurana göre Sevgi ile Aşk ❤

YASAK MEYVE ? 🍎

Habibullah demek ŞİRKTİR 📣