Dinin Yeniden Cahiliyeye Döndürülmesi
Dinin Yeniden Cahiliyeye Döndürülmesi
Kur’an’ın en sarsıcı ayetlerinden biri olan Kur'an’daki Ali İmran 144, yalnızca Uhud Savaşı’nın psikolojisini anlatmaz; dinin nasıl bozulabileceğine dair tarih üstü bir uyarı yapar:
“Muhammed ancak bir resuldür. Ondan önce de resuller gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse ökçeleriniz üzerinde geriye mi döneceksiniz?..”
Buradaki “ökçeler üzerinde geriye dönmek”, sadece savaştan kaçmak değildir. Ayetin asıl çarpıcı yönü, vahyin inşa ettiği bilinçten kopup yeniden cahiliyeye dönme tehlikesidir.
Çünkü Mekke müşrikleri de Allah’a inanıyordu. Onlar inkârlarını “Allah yok” diyerek değil; Allah’ın dinine ortaklar, aracı otoriteler, kutsal gelenekler ve atalar dini ekleyerek ortaya koyuyorlardı.
Kur’an’ın mücadele ettiği sistem tam olarak buydu.
Bugün de birçok insan dini, Kur’an’ın kendisiyle değil; tarihsel rivayetlerle, mezhep kabulleriyle, şeyh kültleriyle, kutsallaştırılmış alim sözleriyle ve atalardan gelen geleneklerle tanımlıyor. Böylece Allah’ın tamamlanmış dini yerine, insanlar tarafından büyütülmüş ikinci bir din ortaya çıkıyor.
İşte Ali İmran 144’teki uyarı burada yeniden karşımıza çıkar:
Vahiy geldikten sonra yeniden cahiliye üretmek…
Resul Ölünce Din Değişir mi?
Ayetin merkezindeki soru şudur:
Resul öldüğünde insanlar Allah’ın kitabına mı sarılacak, yoksa eski alışkanlıklara mı dönecek?
Çünkü müşrik toplumun dini sadece putlardan oluşmuyordu. Onların dini:
- Ataların sorgulanmayan yolu,
- Din adamı otoritesi,
- Aracılık sistemi,
- Hurafeler,
- Kutsal kabul edilen söz zincirleri,
- Allah adına hüküm koyan insanlar üzerine kuruluydu.
Kur’an geldiğinde bunları yıktı. Ancak tarih içinde insanlar yeniden aynı sistemi kurdu.
Bu yüzden bugün “hadisleri dinin ikinci kaynağı” yapmak, sadece bir bilgi tartışması değildir; dinin merkezini Allah’ın kitabından insan rivayetlerine kaydırma problemidir.
Kur’an defalarca:
- “Hüküm yalnız Allah’ındır.”
- “Kitap eksiksizdir.”
- “Din tamamlanmıştır.”
- “Ayetler ayrıntılı kılınmıştır.”
derken; insanların binlerce rivayeti dinin belirleyicisi haline getirmesi, vahyin kurduğu ölçüyü tersine çevirmektedir.
Cahiliye Bitmedi, Şekil Değiştirdi
Bugünün cahiliyesi taş putlara secde etmiyor olabilir. Ama insanlar hâlâ:
- Allah adına konuşan otoriteler üretiyor,
- Din büyüklerini sorgulanamaz görüyor,
- Rivayetleri vahyin önüne geçiriyor,
- Mezhepleri hakikatin yerine koyuyor,
- Kur’an açıkça konuştuğu halde başka sözlerle dini belirlemeye çalışıyor.
Kur’an’ın mücadele ettiği zihniyet tam da buydu.
Mekke müşrikleri “atalarımızı üzerinde bulduğumuz yol bize yeter” diyordu. Bugün de birçok kişi:
“Mezhep böyle söylüyor…” “Filanca alim böyle dedi…” “Hadiste böyle geçiyor…”
diyerek Allah’ın ayetlerini ikinci plana atıyor.
Bu, Ali İmran 144’ün anlattığı geriye dönüşün modern biçimidir.
Ökçeler Üzerinde Geriye Dönmek Nedir?
Bu dönüş fiziksel değil, zihinseldir.
Kur’an’ın özgürleştirdiği insanın yeniden kullara bağlanmasıdır.
Allah’ın doğrudan muhatap aldığı bireyin yeniden ruhban sınıfına teslim edilmesidir.
Ayet merkezli dinin, rivayet merkezli sisteme dönüştürülmesidir.
Tevhidin, kültlerle gölgelenmesidir.
Kur’an’ın indirdiği din tamamlanmıştı. İnsanlar ise o dine eklemeler yaparak onu yeniden karmaşık hale getirdi.
İşte cahiliye tam burada geri döndü.
Kur’an’ın Çağrısı
Ali İmran 144 aslında her nesle şu soruyu soruyor:
Son Nebi gittikten sonra siz neye tutunacaksınız?
Allah’ın koruduğu kitaba mı? Yoksa insanlar tarafından üretilmiş söz yığınlarına mı?
Çünkü vahyin amacı insanı yalnız Allah’a kul yapmaktır. Cahiliyenin amacı ise Allah ile insan arasına otoriteler koymaktır.
Kur’an insanı doğrudan Allah’a bağladı. Tarih ise yeniden aracılar üretti.
Ve en büyük kırılma burada yaşandı.
UYARI / HATIRLATMA

Yorumlar
Yorum Gönder