İdrîs ve “Yükseliş”in Anlamı
Kur’an’da Anılan Bir İsim: İdrîs ve “Yükseliş”in Anlamı
Kur’ân-ı Kerîm, bazı şahsiyetleri uzun uzun anlatırken bazılarını ise kısa fakat yoğun ifadelerle zikreder. Bu ikinci tür anlatım, çoğu zaman daha derin bir düşünme alanı açar. Nebilerimizden İdrîs (a.s) de bu isimlerden biridir.
Meryem Suresi 56 ve 57. ayetlerde onun hakkında şöyle buyurulur:
“Kitapta İdrîs’i de an. Gerçekten o, çok doğru biriydi ve bir peygamberdi. Biz onu yüce bir makama yükselttik.”
Bu iki kısa ayet; "Kitapta anılmak", "Sıddîkiyet", "Nübüvvet" ve "Ref‘" (Yükseltilme) kavramları üzerinden insan-ı kâmil modelinin koordinatlarını çizer.
1. “Kitapta Anmak”: Hafızadan Hakikate Yolculuk
Ayetin “Kitapta İdrîs’i de an” (Vezkur fi’l-kitâbi İdrîs) emriyle başlaması, sıradan bir hatırlatmanın ötesindedir.
Kur’an terminolojisinde bir şahsiyetin "Kitapta" zikredilmesi, onun tarihsel bir figür olmaktan çıkıp ilahî bir model haline gelmesidir.
Kur’an, Nebimiz İdrîs’i anarak aslında doğruluğun ve bilginin sürekliliğini tescil eder. Bu ifade, aynı surede Meryem annemiz, Nebilerimizden İbrahim ve Musa için de kullanılarak İdrîs’in bu "seçkinler zincirinin" kopmaz bir halkası olduğunu vurgular.
2. “Sıddîk” Olmak: Doğruluk
Ayet, İdrîs’i tanımlarken ilk sıfat olarak “sıddîk” ifadesini seçer. Bu kavram, sadece “yalan söylemeyen” değil; hakikat ile varoluşu arasında çelişki olmayan insan demektir.
- Peygamberlikten Sonraki En Yüce Makam: Nisa Suresi 69. ayette kurtuluşa erenler sıralanırken; "Kim Allah’a ve Resul’e itaat ederse, işte onlar Allah’ın kendilerine nimet verdiği peygamberler, sıddîklar, şehitler ve salihlerle beraberdir" buyurulur.
- İbrahimî Bir Miras: İdrîs gibi İbrahim için de "O, sıddîk bir nebiydi" (Meryem, 41) denilir. Sıddîkiyet, kişinin imanını eylemleriyle bizzat tasdik etmesi; iç dünya (niyet) ile dış eylem (amel) arasında tam bir uyum barındırmasıdır.
3. Peygamberlik: Bilginin Sorumluluğa Dönüşmesi
İdrîs’in “nebî” olarak tanımlanması, onun aldığı vahyi sadece bireysel bir tecrübe olarak tutmadığını; toplumsal bir sorumluluğa dönüştürdüğünü gösterir.
Kur’an’da peygamberlik; bilginin tebliğe, hakikatin toplumsal düzleme ve adaletin pratik bir düzene taşınmasıdır. Dolayısıyla İdrîs, sadece “doğru biri” değil; doğruyu sistemleştiren, kalemle (ilimle) insanlığa aktaran bir figürdür.
4. “Yükseltilmek”: Mekânsal mı, Değer Temelli mi?
Ayetin en çok tartışılan kısmı, “Onu yüce bir makama yükselttik” ifadesidir. Bu "ref‘" (yükseltilme) olgusunu Kur’an’ın genel ilkeleri ışığında okumak gerekir:
- İlimle Gelen Derece: Mücadele Suresi 11. ayette: “Allah, sizden iman edenlerin ve kendilerine ilim verilenlerin derecelerini yükseltir” buyurulur. İdrîs’in yükseltilmesi, ahlaki bütünlüğünün ve bilgisinin ilahi sistem içinde yüksek bir konuma yerleştirilmesidir.
-
- Yükseliş: Kur’an’da yükselmek; değerin artması ve hakikat katındaki derecenin yücelmesidir. İnsan, süfli (aşağı) arzulardan sıyrılıp yaradılış amacına uygun davrandıkça "yükseltilir".
5. İdrîs’in Günümüze Bakan Yönü
Modern dünyada bilgi artmış, fakat bilgi-ahlak uyumu (sıddîkiyet) zayıflamıştır. Bu noktada İdrîs modeli kritik bir referans sunar:
- Bilgi → Ahlaka dönüşmeli
- İnanç → Davranışta görünmeli
- Doğruluk → Stratejik değil, özsel (ontolojik) olmalı
Sonuç: İdrîs Bir Kıssa Değil, Bir Ölçüdür
Kur’an’daki İdrîs anlatımı, geçmişe ait bir biyografi sunmaz; bugüne ait bir ölçü verir. İdrîs’i anlamak, sadece bir peygamberi tanımak değil; yükselişin yasasını kavramaktır.
Kitapta anılmak, dünyada silinmez bir iz bırakmak; sıddîk olmak, özü sözüne eşitlemek; yükselmek ise bilginin ağırlığından kurtulup hikmetin hafifliğiyle hakikate kanat açmaktır. Hakikatle uyumlu olan her insan, ilahî yasaya göre er ya da geç "yüce bir makama" yükseltilecektir.
UYARI / HATIRLATMA

Yorumlar
Yorum Gönder