Sizi tanımıyoruz (kefarnâ biküm)
“Sizi Tanımıyoruz!” Mumtehine 4’te Tevhidin Net Tavrı
Kur'an-ı Kerim’de geçen İbrahim ve onunla beraber olanların tavrı, yalnızca tarihsel bir kıssa değildir; hak ile bâtıl arasındaki çizginin nasıl çekileceğini gösteren açık bir duruştur.
Kur'an-ı Kerim, Mumtehine 4’te şöyle der:
“Sizi ve Allah’tan başka taptıklarınızı tanımıyoruz (kefarnâ biküm)...”
Bugün bu ayet yıllardır yumuşatıldı, törpülendi, etkisizleştirildi. Oysa ayetteki “kefara” kökü; örtmek, reddetmek, yok saymak anlamına gelir. Yani burada pasif bir uzak duruş değil; bilinçli bir reddediş vardır.
Bu reddediş neye karşıdır?
Atalardan miras alınan sorgusuz din anlayışına…
Allah’ın ayetlerinin üzerine yığılan rivayet kültürüne…
Nebileri ve salih insanları ölçüsüzce yücelterek rablik makamına taşımaya…
Din adına oluşturulan ruhban sınıfına…
Allah’ın hükmüne rağmen insanlar adına helal-haram belirleyen düzene…
Bugün birçok insan “tevhid” dediğinde yalnızca Allah’ın varlığına inanmayı anlıyor. Oysa gerçek tevhid, yalnızca Allah’a inanmak değil; dini yalnızca O’na has kılmaktır.
Çünkü şirk sadece taşa secde etmek değildir.
Şirk; Allah’ın yanında otorite üretmektir.
Şirk; Allah’ın kitabının önüne başka kaynaklar koymaktır.
Şirk; “Allah böyle demiyor ama filan alim böyle dedi” diyerek sözü beşere teslim etmektir.
Şirk; ölçüyü vahiyden almayıp geleneğe teslim olmaktır.
İşte İbrahim’in tavrı tam burada ortaya çıkar:
“Biz sizi tanımıyoruz.”
Yani: Kurduğunuz şirk düzenini tanımıyoruz.
Allah’ın ayetlerini örten sisteminizi tanımıyoruz.
Din üzerinden kurulan saltanatı tanımıyoruz.
Beşeri sözleri vahyin önüne koyan otoriteleri tanımıyoruz.
Allah’ın kullarına verdiğiniz kutsallığı tanımıyoruz.
Çünkü din Allah’ındır.
Nebi de beşerdir.
Ashab da beşerdir.
Âlim de beşerdir.
Hiçbiri rab değildir.
Hiçbirinin sözü, Allah’ın ayetlerinin önüne geçirilemez.
Bugün insanlar elleriyle sistemler kuruyor, sonra o sistemleri kutsallaştırıyor. İsimler değişiyor ama mantık değişmiyor: mezhep, cemaat, tarikat, gavs kültü, şeyh otoritesi, hadis merkezli din anlayışı…
Sonra da bunların etrafında dokunulmaz alanlar oluşturuluyor.
Oysa hanif duruş; bütün bu yapay otoriteleri terk edip doğrudan Allah’a yönelmektir.
İbrahim yalnızca putları kırmadı; insanların zihinlerindeki sahte kutsalları da reddetti.
Bugün de yapılması gereken budur.
Çünkü hakikat, insanların çoğunluğuna göre şekillenmez.
Hakikat, yalnızca Allah’ın ayetleriyle belirlenir.
Hanif Müslüman olmak; kalabalığa değil hakka yaslanmaktır.
Gelenek kutsal diye susmamak, atalar dini diye boyun eğmemek, Allah’ın kitabına rağmen oluşturulan dini düzenleri reddetmektir.
Ve gerektiğinde açıkça şunu diyebilmektir:
“Sizi tanımıyoruz.”
UYARI / HATIRLATMA

Yorumlar
Yorum Gönder