Allah mı, Yoksa Sayısız Düzme Otorite mi?
Tek Olan Allah mı, Yoksa Sayısız Düzme Otorite mi?
İnsanlık tarihi boyunca en büyük mücadelelerden biri, hak ile bâtıl arasındaki mücadele kadar; tek otorite ile parçalanmış otoriteler arasındaki mücadele olmuştur. Kur’an’ın çağrısı nettir: Tek olan Allah’a teslim olmak. Çünkü göklerde ve yerde ne varsa O’nun kudretine boyun eğmiştir.
Bugün insanlara şu soru sorulmalıdır:
Çeşit çeşit düzme ilahlara, liderlere, mezheplere, şeyhlere, kutsanmış kişilere, ideolojilere ve insan sözlerine mi inanmak daha akıllıcadır; yoksa bütün evreni yaratan, yöneten ve hiçbir ortağı olmayan Allah’a mı?
Kur’an bu soruyu yalnızca inanç açısından değil; otorite açısından da sorar. Çünkü ilahlık yalnızca “yaratmak” değildir. Hüküm koymak, haram-helal belirlemek, dini şekillendirmek ve insanları yönlendirmek de ilahlık alanına girer.
Kur’an’ın çağrısı, insanı kulların kulluğundan çıkarıp yalnız Allah’a kul yapmaktır.
Ortak Kelimeye Çağrı
Kur’an, Ehl-i Kitab’a şu çağrıyı yapar:
“De ki: Ey kitap ehli! Sizinle bizim aramızda ortak olan bir kelimeye gelin: Allah’tan başkasına kulluk etmeyelim, O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allah’ı bırakıp da birbirimizi rabler edinmeyelim…”— Âl-i İmrân 64
Bu ayet, dinin özünü özetler. İnsanların birbirini rab edinmesi; sadece secde etmek değildir. Bir insanın sözünü Allah’ın hükmünün önüne geçirmek, sorgulanamaz görmek, dini onun yorumuna mahkûm etmek de rablik alanına taşır.
Bugün birçok insan Kur’an’ı ikinci plana atıp; mezhep kitaplarını, rivayetleri, gelenekleri ve kişileri merkeze koymaktadır. Böylece Allah’ın koruduğu vahiy geri plana itilirken, korunmuşluğu belli olmayan sözler din haline getirilmektedir.
Allah’ın Vermediği Yetki
Kur’an din adamı sınıfı üretmez. Kimseye Allah adına mutlak konuşma yetkisi verilmez.
Âl-i İmrân 79 ayeti bunu açıkça ortaya koyar:
“Allah’ın kendisine kitap, hüküm ve peygamberlik verdiği hiçbir insanın, ‘Allah’ı bırakıp bana kullar olun’ demesi düşünülemez…”
Gerçek peygamberler insanları kendilerine değil, Allah’a çağırır. Hak peygamberlerin ortak sözü şudur:
“Allah’a kulluk edin.”
Fakat tarih boyunca insanlar; peygamberleri, alimleri, şeyhleri, mezhep imamlarını ve liderleri ölçüsüz şekilde yüceltmiş; zamanla onların sözlerini Allah’ın hükmü gibi görmeye başlamıştır.
İşte şirk tam burada başlar.
Melekleri ve Peygamberleri İlahlığa Yükseltmek
Kur’an devamında şöyle der:
“Size melekleri ve peygamberleri rabler edinmenizi de emretmez…”— Âl-i İmrân 80
Demek ki sorun sadece taş putlar değildir. İnsan zihni; peygamberleri, din büyüklerini, ruhbanları, liderleri veya kutsal kabul ettiği kişileri de ilahlaştırabilir.
Bugün birçok insan:
- Kur’an’dan çok rivayet biliyor,
- Allah’ın ayetlerinden çok mezhep görüşlerini savunuyor,
- Vahyin açık hükmünden çok insanların yorumlarını merkeze koyuyor.
Oysa Allah, koruma altına aldığı şeyin Kur’an olduğunu bildirir:
“Şüphesiz zikri biz indirdik, onun koruyucusu da elbette biziz.”— Hicr 9
Hadis kitapları için böyle bir koruma vaadi yoktur. Üstelik tarih boyunca binlerce uydurma rivayet üretildiği, hadis alimlerinin kendi eserlerinde bile yazılıdır.
Bu durumda insanın kendine şu soruyu sorması gerekir:
Allah’ın koruduğunu söylediği kitaba mı tam bağlanmak gerekir; yoksa doğruluğu tartışmalı rivayetlere mi?
Tek Kaynak, Tek Otorite
Kur’an eksik değil:
“Biz Kitap’ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık.”— En‘âm 38
Ve din tamamlanmıştır:
“Bugün size dininizi kemale erdirdim…”— Mâide 3
Eğer din tamamlandıysa, sonradan eklenen yüzbinlerce rivayet neden vazgeçilmez hale getirildi?
Kur’an insanı düşünmeye çağırır. Kör teslimiyete değil.
Gerçek tevhid yalnız “Allah vardır” demek değildir. Gerçek tevhid:
- hükümde Allah’ı birlemek,
- dinde Allah’ı tek otorite görmek,
- kutsallığı yalnız O’na vermek,
- vahyi merkeze almak,
- insanları ilahlaştırmamaktır.
Çünkü bütün varlık Allah’a boyun eğmiştir. Güneş O’nun emrindedir, yıldızlar O’nun emrindedir, ölüm ve hayat O’nun elindedir.
Böylesine sonsuz kudret sahibi olan Allah dururken; çelişkili sözler üreten, hata yapan, unutabilen insanların din adına mutlak otorite kabul edilmesi büyük bir çelişkidir.
İnsan ya tek olan Allah’ın ipine sarılır, ya da parçalanmış otoritelerin arasında kaybolur.
Kur’an’ın çağrısı açıktır:
“Allah bize yeter.”
UYARI / HATIRLATMA

Yorumlar
Yorum Gönder