Kayıtlar

İLAHİ MESAJIN ÇAĞLARA GÖRE DEĞİŞEN ÜSLUBU

Resim
İLAHİ MESAJIN ÇAĞLARA GÖRE DEĞİŞEN ÜSLUBU Âdem'den Son Nebî'ye Kur'an Perspektifiyle Toplumsal Evrim ve Vahiy Kur'an terminolojisinde vahiy, soyut ve zamandan bağımsız bir hitap değil; insanlığın yaşadığı toplumsal gerçekliğe yönelen canlı bir rehberliktir. Allah'ın gönderdiği elçiler yalnızca kavimlerinin konuştuğu dili değil, aynı zamanda onların ekonomik düzenini, kültürel kodlarını, sosyal ilişkilerini ve hayatı anlamlandırma biçimlerini de konuşmuşlardır. Kur'an bu gerçeği şöyle ifade eder: "Biz her elçiyi, kendi kavminin diliyle gönderdik ki onlara açıkça anlatsın." (İbrahim 14:4) Buradaki "dil" kavramı yalnızca kelimelerden ibaret değildir. İnsanların geçim kaynaklarını, üretim biçimlerini ve toplumsal hayatlarını şekillendiren anlam dünyasını da kapsar. Bu nedenle Kur'an'da farklı peygamberlerin kıssalarında farklı toplumsal temaların öne çıktığı görülür. İnsanlık tarihi avcı-toplayıcılıktan tarıma, hayvancılığa, şehirleş...

KULAK HIRSIZLIĞI

Resim
KUR'AN'DA KULAK HIRSIZLIĞI: HAKİKATİN TAMAMINI DEĞİL, BİR PARÇASINI ALMANIN TEHLİKESİ Giriş: Kulak Hırsızlığı Nedir? Kur'an'da dikkat çeken ifadelerden biri "istirâku's-sem'" yani kulak hırsızlığıdır. Geleneksel tefsirlerde bu kavram çoğunlukla şeytanların göğe yükselip meleklerin konuşmalarını dinlemeye, gayb haberlerini çalmaya çalışmaları ve ardından bir alev topuyla uzaklaştırılmaları şeklinde yorumlanmıştır. Ancak Kur'an'ın kendi kavram örgüsü ve semantik dünyası içinde meseleye baktığımızda, insanı ve bilgi ahlakını doğrudan ilgilendiren daha derin bir anlam katmanı ortaya çıkar. Çünkü Kur'an dilinde "işitmek" yalnızca fiziksel bir ses algısı değildir. İşitmek; anlamak, kabul etmek, kalben şahit olmak ve gereğini yerine getirmektir. "Şüphesiz bunda, kalbi olan yahut şahit olarak kulak veren kimse için bir öğüt vardır." (Kaf 50:37) "Onlar sözü dinlerler ve onun en güzeline uyarlar." (Zümer 39:18) Demek ki...

“Allah’ın Unutması” Ne Demektir?

Resim
  Kur’an’da “Allah’ın Unutması” Ne Demektir? Tevbe 67 Ekseninde Kur’an’ın Kendi Kendini Açıklayan Anlam Sistemi Giriş: Allah Unutur mu? Kur’an’da ilk bakışta dikkat çeken ifadelerden biri Tevbe Suresi 67. ayette yer alır: “Onlar Allah’ı unuttular; Allah da onları unuttu.” Bu ifade, Kur’an’ın başka ayetleriyle birlikte okunmadığında yanlış anlaşılmaya müsaittir. Çünkü insan zihninde “unutmak”, bilgi eksikliği veya hatırlayamama anlamı taşır. Oysa Kur’an, Allah hakkında böyle bir eksikliği kesin olarak reddeder. Bu nedenle ayetin doğru anlaşılması için Kur’an’ın kendi yöntemine başvurmak gerekir: Bir ayeti başka ayetlerle açıklamak ve kavramları Kur’an’ın kendi kelime dağarcığı içinde değerlendirmek. Allah’ın Unutması Zihinsel Bir Unutma Değildir Kur’an, Allah’ın ilminin mutlak olduğunu açıkça bildirir: “Senin Rabbin asla unutkan değildir.” (Meryem 64) “Rabbim şaşırmaz ve unutmaz.” (Tâhâ 52) Bu iki ayet temel bir ilke ortaya koyar: Allah hakkında kullanılan “unutma...

RİBA: ŞİŞEN SERVETİN DEĞİL, ÇÜRÜYEN ADALETİN HİKÂYESİ

Resim
RİBA: KUR'AN'IN GÖZÜYLE ŞİŞEN SERVETİN DEĞİL, ÇÜRÜYEN ADALETİN HİKÂYESİ Kur'an'da hakkında en sert ifadelerin kullanıldığı günahlardan biri ribadır. Hatta öyle ki, Allah ve Rasulü'nün savaş ilan ettiği tek ekonomik suç olarak karşımıza çıkar: "Eğer vazgeçmezseniz Allah ve Rasulü tarafından açılmış bir savaşı bilin." (Bakara 2:279) Bu ifade, ribanın sadece bireysel bir ahlak problemi olmadığını, insanlığın ekonomik ve toplumsal düzenini hedef alan sistemsel bir bozulma olduğunu göstermektedir. Modern dünyada riba çoğu zaman yalnızca "faiz oranı" olarak anlaşılmaktadır. Oysa Kur'an'ın ortaya koyduğu tablo çok daha geniştir. Riba; emeğin yerine paranın geçtiği, üretimin yerine borcun geçtiği, paylaşımın yerine sömürünün geçtiği bir düzenin adıdır. Riba Kelimesinin Kökeni: Artış mı, Şişme mi? Riba (ربا) kelimesi Arapça r-b-v kökünden gelir. Bu kök; Artmak Yükselmek Kabarmak Şişmek Çoğalmak anlamlarını taşır. Kur'an aynı kökü yeryüzünün y...

SEBE MELİKESİ KISSASINDA TAHT, KÖŞK VE MEDENİYET

Resim
SEBE MELİKESİ KISSASINDA TAHT, KÖŞK VE MEDENİYET: KABA GÜCÜN DEĞİL İLMİN ZAFERİ Giriş Kur’an-ı Kerim’in en uzun ve dramatik anlatılarından biri olan Neml Suresi’ndeki Sebe Melikesi ve Nebilerimizden Süleyman kıssası, geleneksel tefsir ve popüler kültürde ekseriyetle "olağanüstü mucizeler", "ışınlama" veya "görkemli bir saltanat" parantezine alınarak okunmuştur. İsrailiyatın ulaşılamaz bir görkem amaçladığı bu abartı maalesef bir çok kitlece kabul görmüş, kelimeler tahrif ederek, bu anlayış hakim olmuştur.  Kıssanın salt metafizik fenomenler (tahtın bir anda taşınması, cinlerin çalıştırılması vb.) üzerinden tüketilmesi, metnin satır aralarında barınan derin sosyo-politik, epistemolojik ve medeniyete dair alt metinlerin ıskalanmasına yol açmaktadır. Oysa ayetlerin semantik analizi ve olay örgüsünün kronolojisi dikkatle incelendiğinde, karşımıza iki hükümdarın konvansiyonel savaşı değil, iki farklı medeniyet paradigmasının kaçınılmaz karşılaşması çıkar. Bir ...

RIBA: THE STORY OF DECAYING JUSTICE, NOT SWELLING WEALTH, THROUGH THE LENS OF THE QUR'AN

Resim
RIBA: THE STORY OF DECAYING JUSTICE, NOT SWELLING WEALTH, THROUGH THE LENS OF THE QUR'AN Riba (usury/interest) is one of the sins against which the most severe expressions are used in the Qur'an. In fact, it stands out as the only economic crime against which Allah and His Messenger have declared war: "And if you do not, then be informed of a war [against you] from Allah and His Messenger." (Al-Baqarah 2:279) This expression demonstrates that riba is not merely an individual moral failing, but a systemic corruption targeting the economic and social order of humanity. In the modern world, riba is often understood simply as an "interest rate." Yet, the picture presented by the Qur'an is far broader. Riba is the name of a system where money replaces labor, debt replaces production, and exploitation replaces sharing. The Etymology of Riba: Increase or Swelling? The word riba (ربا) originates from the Arabic root r-b-v . This root carries the meanings of: In...

ZİYNET GÜNÜNDE HAKİKAT İLE ALGININ ÇARPIŞMASI

Resim
ZİYNET GÜNÜNDE HAKİKAT İLE ALGININ ÇARPIŞMASI: KUR'AN'DA SİHİR, İFTİRA, SÖZ ATMAK VE BAKARA 102'NİN IŞIĞINDA BİR ANALİZ Giriş Kur'an'da Nebimiz Mûsâ ile Firavun'un sihirbazları arasındaki karşılaşma, geleneksel okumalarda genellikle mekanik bir mucize-sihir mücadelesi ya da nesnelerin olağanüstü dönüşümü olarak ele alınır. Ancak ayetler dilbilimsel ve metinsel bütünlük içinde incelendiğinde, olayın yalnızca iplerin ve değneklerin hareket etmesiyle ilgili fiziksel bir illüzyon olmadığı görülmektedir. Kur'an'ın tercih ettiği semantik örgü ve kavramsal dünya, meselenin çok daha derinde bir hakikat-algı çatışması , bir söylem savaşı ve kitle manipülasyonu olduğunu göstermektedir. Bu bağlamda özellikle beş temel unsur dikkat çekmektedir: Karşılaşmanın toplumsal ihtişamın zirvesi olan "Ziynet Günü"nde yapılması, Nebi Mûsâ'nın sihirbazları henüz sahneye çıkmadan "Allah'a yalan isnat etmeyin" diye uyarması, Kur'an'ın dilinde ...