Kayıtlar

RIBA: THE STORY OF DECAYING JUSTICE, NOT SWELLING WEALTH, THROUGH THE LENS OF THE QUR'AN

Resim
RIBA: THE STORY OF DECAYING JUSTICE, NOT SWELLING WEALTH, THROUGH THE LENS OF THE QUR'AN Riba (usury/interest) is one of the sins against which the most severe expressions are used in the Qur'an. In fact, it stands out as the only economic crime against which Allah and His Messenger have declared war: "And if you do not, then be informed of a war [against you] from Allah and His Messenger." (Al-Baqarah 2:279) This expression demonstrates that riba is not merely an individual moral failing, but a systemic corruption targeting the economic and social order of humanity. In the modern world, riba is often understood simply as an "interest rate." Yet, the picture presented by the Qur'an is far broader. Riba is the name of a system where money replaces labor, debt replaces production, and exploitation replaces sharing. The Etymology of Riba: Increase or Swelling? The word riba (ربا) originates from the Arabic root r-b-v . This root carries the meanings of: In...

ZİYNET GÜNÜNDE HAKİKAT İLE ALGININ ÇARPIŞMASI

Resim
ZİYNET GÜNÜNDE HAKİKAT İLE ALGININ ÇARPIŞMASI: KUR'AN'DA SİHİR, İFTİRA, SÖZ ATMAK VE BAKARA 102'NİN IŞIĞINDA BİR ANALİZ Giriş Kur'an'da Nebimiz Mûsâ ile Firavun'un sihirbazları arasındaki karşılaşma, geleneksel okumalarda genellikle mekanik bir mucize-sihir mücadelesi ya da nesnelerin olağanüstü dönüşümü olarak ele alınır. Ancak ayetler dilbilimsel ve metinsel bütünlük içinde incelendiğinde, olayın yalnızca iplerin ve değneklerin hareket etmesiyle ilgili fiziksel bir illüzyon olmadığı görülmektedir. Kur'an'ın tercih ettiği semantik örgü ve kavramsal dünya, meselenin çok daha derinde bir hakikat-algı çatışması , bir söylem savaşı ve kitle manipülasyonu olduğunu göstermektedir. Bu bağlamda özellikle beş temel unsur dikkat çekmektedir: Karşılaşmanın toplumsal ihtişamın zirvesi olan "Ziynet Günü"nde yapılması, Nebi Mûsâ'nın sihirbazları henüz sahneye çıkmadan "Allah'a yalan isnat etmeyin" diye uyarması, Kur'an'ın dilinde ...

İLK SİHİR İTHAMI ve İKİ AYET

Resim
NEDEN ÖNCE İKİ AYET, SONRA DOKUZ AYET? Musa'nın Eğitimi ile Firavun'un Uyarılması Arasındaki Kur'anî Ayrım Giriş Kur'an'da Nebilerimizden Musa kıssası dikkatle incelendiğinde ilk bakışta bir sayı farklılığı göze çarpar. Bazı ayetlerde Musa'ya iki işaret verildiği anlatılırken, başka ayetlerde onun Firavun'a dokuz ayetle gönderildiği ifade edilir. Bir tarafta asa ve beyaz el vardır. Diğer tarafta ise dokuz ayetten söz edilmektedir. Bu durum ilk bakışta bir çelişki izlenimi verebilir. Oysa Kur'an'ın kendi anlatım bütünlüğü takip edildiğinde ortada bir çelişki değil, aşamalı bir eğitim ve tebliğ süreci bulunduğu görülmektedir. Çünkü Kur'an önce Musa'yı hazırlar, sonra Firavun'u uyarır. İki ayet, elçinin hazırlanmasıyla ilgilidir. Dokuz ayet ise inkâr eden toplumun uyarılması ve yargılanması sürecinin parçalarıdır. Tur Dağı'nda Başlayan Eğitim Musa, Medyen'den dönerken Tur civarında bir ateş görür ve orada vahiy alır. Bu buluşmanın il...

KUR’AN’DAKİ ON GÜNLER

Resim
  KELÂM İNZİVASI VE TOPLUMSAL KIRILMA: KUR’AN’DAKİ ON GÜNLER, MÛSÂ’NIN KIRK GECELİK MİKATI VE SAMİRÎ VAKASININ KUR’ÂNÎ ANALİZİ Kur’an-ı Kerim’de sayılar çoğu zaman yalnızca matematiksel değerler olarak değil, ilahî eğitim süreçlerinin ve insanın iç dünyasında gerçekleşen dönüşümlerin göstergeleri olarak karşımıza çıkar. Bu bağlamda "on" sayısı ve özellikle "on gece" vurgusu dikkat çekicidir. Hz. Mûsâ’nın Tur’daki mikatına eklenen on gece (A‘râf 7:142), hac ibadetindeki " tam on gün " (Bakara 2:196) ve Fecr Suresi’nde üzerine yemin edilen "on gece" (Fecr 89:2), Kur’an’ın bütünlüğü içerisinde tamamlanma, olgunlaşma, ayrışma ve imtihan süreçleriyle ilişkilendirilmektedir. Bu çalışma, Mûsâ’nın kırk gecelik mikatının neden "otuz gece + on gece " şeklinde iki aşamalı olarak sunulduğunu, ilave edilen on gecenin toplumsal ve psikolojik etkilerini, Samirî vakasının arka planını ve Kur’an’daki "on" kavramının oluşturduğu ortak anlam ala...

THE THRONE, THE PALACE, AND CIVILIZATION IN THE STORY OF THE QUEEN OF SHEBA

Resim
  THE THRONE, THE PALACE, AND CIVILIZATION IN THE STORY OF THE QUEEN OF SHEBA: THE TRIUMPH OF KNOWLEDGE OVER BRUTE FORCE Introduction One of the longest and most dramatic narratives in the Qur'an is the story of the Queen of Sheba and Prophet Solomon in Surah An-Naml. In traditional exegesis and popular culture, this account has often been confined to the framework of "extraordinary miracles," "instant transportation," or the magnificence of a great kingdom. Exaggerated interpretations, frequently influenced by Isra'iliyyat traditions, have led many readers to focus on supernatural elements while overlooking the profound socio-political, epistemological, and civilizational dimensions embedded within the text. However, when the semantic structure of the verses and the chronology of events are examined carefully, what emerges is not a conventional conflict between two rulers, but rather a confrontation between two distinct paradigms of civilization. On one ...

HAKİKATİN RÜCÛU: İSYAN VE İLAHÎ NİZAM

Resim
  HAKİKATİN RÜCÛU: TÂHÂ SURESİ BAĞLAMINDA ZAMAN, İSYAN VE İLAHÎ NİZAM Giriş: Varlığın Esası Olarak Esmâ-i Hüsnâ İslam düşünce atlasında ve Kur'an-ı Kerim’in kavramsal örgüsünde Yaratıcıyı tanımak, O’nun isimlerini doğru bir marifet tasavvuruyla idrak etmekle başlar. A'râf Suresi’nde beyan edilen "En güzel isimler Allah’ındır" ilkesi, yalnızca estetik bir seçkinliği değil; mutlak kemali, kusursuzluğu ve her türlü eksiklikten uzak olmayı (noksanlıktan tenzihi) ifade eder. Beşerdeki her olumlu vasıf geçici, sınırlı ve gölgeli iken; ilahi isimler varlığın ve hakikatin asıl kaynağıdır. Kul, evrende şahit olduğu nizamı, adalet ve merhameti bu isimlerin tecellileri üzerinden okur. Zat-ı ilahiyi bütünüyle kuşatamayan insan aklı için bu isimler, Yaratan ile yaratılan arasında kurulan en temel bilgi köprüsü ve kulun sığınacağı mutlak sığınaktır. Ancak bu isimlerin kâinattaki tecellisi statik bir seyir izlemez; zamanın, mekânın ve insan yazgısının içinde dinamik bir ritimle aka...

SİLM'E BÜTÜNÜYLE GİRİN!

Resim
  SİLM'E BÜTÜNÜYLE GİRİN! Kur’an’ın Bütünlüğü Bağlamında Esenlik Nizamı ve Şeytanın Adım Adım Sapma Stratejisi "Ey iman edenler! Hep birlikte Silm'e girin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o sizin apaçık düşmanınızdır." (Bakara 2:208) Giriş: İnsan Bir Bütündür, Hakikat de Bir Bütündür Kur’an'ın inşa etmek istediği insan modeli parçalanmış bir insan değildir. Modern dünyanın en büyük problemlerinden biri, insanın hayatını bölmelere ayırmasıdır: ibadet ayrı, ticaret ayrı; vicdan ayrı, siyaset ayrı; Allah'a kulluk ayrı, dünya işleri ayrı... Oysa Kur’an insanı bir bütün olarak muhatap alır. Çünkü insanın kalbi tek olduğu gibi hakikat de tektir. Bakara Suresi'nin 208. ayeti bu nedenle yalnızca bir ahlak çağrısı değil, bir medeniyet çağrısıdır. Ayet müminlere yalnızca "iman edin" demez; zaten iman edenlere hitap ederek onları çok daha ileri bir noktaya davet eder: "Silm'e bütünüyle girin." Bu çağrı, insanın hayatının hiçbir alanını ...