Kayıtlar

Kur'an'da "Biz" "evrensel icraatın dili"

Resim
Kur'an'da Allah Neden "Biz" Diyor? Şah Damarından Yakın Olan "Biz" Kur'an-ı Kerim'de ilk bakışta dikkat çeken ifadelerden biri, Allah'ın kendisinden bazen "Ben" , bazen de "Biz" diye söz etmesidir. Bir tarafta: "Şüphesiz Ben Allah'ım. Benden başka ilah yoktur." (Tâhâ 20:14) diye başlayan açık bir tekillik varken; diğer tarafta: "Şüphesiz zikri Biz indirdik." (Hicr 15:9) "Biz gökleri ve yeri yarattık." (Kaf 50:38) "Sizi Biz yarattık." (Vâkıa 56:57) "Biz ona şah damarından daha yakınız." (Kaf 50:16) ifadeleri yer alır. Peki tek olan Allah neden bazen "Ben", bazen de "Biz" demektedir? Bu sorunun cevabı yalnızca dil bilgisiyle değil, Kur'an'ın bütünlüğü içinde okunabilecek ontolojik ve varoluşsal bir bakış açısıyla anlaşılabilir. "Ben" ve "Biz": Kur'an'da İki Farklı Vurgu Kur'an'da zamir kullanımı gelişigüzel ...

İlahî Dönüşümün Evrensel Yasası

Resim
  Nâziât Suresi'nin İlk Beş Ayeti Gerçekte Neyi Anlatıyor? İlahî Dönüşümün Evrensel Yasası Üzerine Kur'an İçi Bir Okuma Kur'an'ın en dikkat çekici surelerinden biri olan Nâziât Suresi, tarih boyunca büyük ölçüde aynı yorum kalıbı içerisinde okunmuştur. Çoğu meal ve geleneksel tefsir, surenin ilk beş ayetini "canları şiddetle çekip alan melekler", "kolaylıkla alan melekler", "yüzen melekler" şeklinde açıklamıştır. Ancak metnin kendisine dönüldüğünde dikkat çekici bir gerçek ortaya çıkar: Kur'an bu ayetlerde "melek" kelimesini hiç kullanmaz. Bu nedenle ilk beş ayeti anlamaya çalışırken öncelikle Kur'an'ın kendi metoduna başvurmak gerekir. Çünkü Kur'an'ın temel ilkelerinden biri, kavramlarını yine kendi bütünlüğü içinde açıklamasıdır. İlk beş ayette dikkati çeken unsur, öznenin kim olduğu değil, yapılan eylemlerdir. Metin, okuyucuyu "bunlar kimdir?" sorusundan önce "bunlar ne yapıyor?" sorusun...

Dırâr Mescidi "Niyette DİKKAT"

Resim
Dırâr Mescidi: Kur'an'ın Yıktığı Bina Taştan Değil, Niyettendi Bugün birçok kişi "mescid" denildiğinde aklına yalnızca namaz kılınan kutsal bir bina getirir. Oysa Kur'an, bu algıyı sarsacak çarpıcı bir örnek sunar. Kur'an'da Allah'ın reddettiği, Nebî'ye içinde namaza durmasını yasakladığı bir mescid vardır. Bu yapı, Tevbe Sûresi'nin 107-110. ayetlerinde anlatılan Dırâr Mescidi dir. Ancak Kur'an'ın hedef aldığı şey taş, kerpiç veya mimari değildir. Yıkılan bina değil; o binanın temsil ettiği zihniyet, niyet ve toplumsal işlevdir. "Dırâr" Ne Demektir? Ayetlerde geçen "dırâran" kelimesi, d-r-r (ضرر) kökünden gelir. Bu kökün anlam alanı oldukça geniştir: zarar vermek, bilinçli şekilde sıkıntı çıkarmak, yıpratmak, sabotaj yapmak, düşmanca zarar oluşturmak. Dolayısıyla burada anlatılan sıradan bir hata değildir. Bilinçli, planlı ve örgütlü bir zarar verme kastı söz konusudur. Kur'an şöyle buyurur: "Zarar vermek,...

Bütün Emekleri Sıfırlayan Ayet

Resim
  Bütün Emekleri Sıfırlayan Ayet: En'âm 88 ve Kur'an'ın En Büyük Uyarısı “İşte bu Allah’ın hidayetidir. Kullarından dilediğini onunla doğru yola iletir. Eğer onlar da ortak koşsalardı, yapmakta oldukları bütün ameller boşa giderdi.” (En’âm 88) Kur’an’ın bazı ayetleri vardır; insanı düşündürür. Bazıları vardır; insanı sarsar. Bir de öyle ayetler vardır ki, insanın yıllardır kurduğu bütün güven duvarlarını tek cümlede yıkar. En’âm Suresi’nin 88. ayeti işte böyle bir ayettir. Bu ayet yalnızca şirk hakkında teorik bir bilgi vermez; kurtuluşu neye bağladığımızı, neye güvendiğimizi ve aslında neyin hiçbir değer taşımayabileceğini yüzümüze vurur. Ayetin Sarsıcı Bağlamı En’âm Suresi’nin 83-87. ayetleri boyunca Allah sıradan insanları değil, vahiy tarihinin zirve şahsiyetlerini zikreder: Nuh İbrahim İshak Yakup Davud Süleyman Eyyûb Yusuf Musa Harun Zekeriyya Yahya İsa İlyas İsmail Elyesa Yunus Lût Kur’an bu isimleri andıktan hemen sonra şöyle buyurur: “Eğer onlar da ortak koşsalard...

Kur'an Süzgecinden Geçen İman ❗️

Resim
Kur'an Süzgecinden Geçen İman  Sarsıcı Uyarı Kur'an-ı Kerim'in en sarsıcı uyarılarından biri daha Bakara Suresi'nin ilk sayfalarında karşımıza çıkar. Allah, açık inkârcıları anlattıktan hemen sonra, diliyle "iman ettim" diyen; fakat kalbi ve hayatı bu sözü doğrulamayan bir topluluğu gündeme getirir: "İnsanlardan öyleleri vardır ki: 'Allah'a ve ahiret gününe iman ettik' derler. Oysa onlar mümin değildir." (Bakara 2:8) Bu ayette dikkat çekici olan nokta, insanların iman kelimesini söylememeleri değildir. Tam tersine, onlar son derece açık ve iddialı bir şekilde "Allah'a ve ahiret gününe iman ettik" demektedirler. Ancak Kur'an, insanın kendi beyanını değil, Allah'ın hükmünü esas alır. İlahi hüküm ise nettir: "Onlar mümin değildir." Bu ayet, iman konusunda son derece önemli bir ilkeyi ortaya koymaktadır. İman, kişinin kendisini nasıl tanımladığıyla değil; Allah'ın onu nasıl değerlendirdiğiyle belirlenir. İn...

KABİR AZABI MESELESİ

Resim
  KUR'AN-I KERİM AÇISINDAN KABİR AZABI MESELESİ Berzah, Ölüm, Diriliş ve Hesap Günü Ayetler Işığında Bir Değerlendirme Giriş İslam düşünce tarihinde ahiret hayatına dair en çok tartışılan meselelerden biri "kabir azabı" inancıdır. Yaygın kabul gören anlayışa göre insan öldükten sonra kabirde sorguya çekilir; imanına göre nimet veya azap görür ve bu durum kıyamete kadar devam eder. Ancak Kur'an-ı Kerim baştan sona incelendiğinde, klasik anlamda ölüm ile yeniden diriliş arasında müstakil bir "kabir azabı" sisteminin açık biçimde anlatılmadığı görülmektedir. Dikkat çekici olan husus şudur: Kur'an, ölümü, berzahı, yeniden dirilişi, hesabı, mizanı, cennet ve cehennemi ayrıntılı biçimde anlatırken, "kabirde sorgu", "kabirde azap", "Münker ve Nekir", "kabir sıkması" veya "kabir hayatında sürekli ceza" gibi kavramlardan söz etmez. Bu durum önemli bir soruyu gündeme getirir: Kur'an'a göre ceza gerçekten öl...