Kayıtlar

Dırâr Mescidi "Niyette DİKKAT"

Resim
Dırâr Mescidi: Kur'an'ın Yıktığı Bina Taştan Değil, Niyettendi Bugün birçok kişi "mescid" denildiğinde aklına yalnızca namaz kılınan kutsal bir bina getirir. Oysa Kur'an, bu algıyı sarsacak çarpıcı bir örnek sunar. Kur'an'da Allah'ın reddettiği, Nebî'ye içinde namaza durmasını yasakladığı bir mescid vardır. Bu yapı, Tevbe Sûresi'nin 107-110. ayetlerinde anlatılan Dırâr Mescidi dir. Ancak Kur'an'ın hedef aldığı şey taş, kerpiç veya mimari değildir. Yıkılan bina değil; o binanın temsil ettiği zihniyet, niyet ve toplumsal işlevdir. "Dırâr" Ne Demektir? Ayetlerde geçen "dırâran" kelimesi, d-r-r (ضرر) kökünden gelir. Bu kökün anlam alanı oldukça geniştir: zarar vermek, bilinçli şekilde sıkıntı çıkarmak, yıpratmak, sabotaj yapmak, düşmanca zarar oluşturmak. Dolayısıyla burada anlatılan sıradan bir hata değildir. Bilinçli, planlı ve örgütlü bir zarar verme kastı söz konusudur. Kur'an şöyle buyurur: "Zarar vermek,...

Bütün Emekleri Sıfırlayan Ayet

Resim
  Bütün Emekleri Sıfırlayan Ayet: En'âm 88 ve Kur'an'ın En Büyük Uyarısı “İşte bu Allah’ın hidayetidir. Kullarından dilediğini onunla doğru yola iletir. Eğer onlar da ortak koşsalardı, yapmakta oldukları bütün ameller boşa giderdi.” (En’âm 88) Kur’an’ın bazı ayetleri vardır; insanı düşündürür. Bazıları vardır; insanı sarsar. Bir de öyle ayetler vardır ki, insanın yıllardır kurduğu bütün güven duvarlarını tek cümlede yıkar. En’âm Suresi’nin 88. ayeti işte böyle bir ayettir. Bu ayet yalnızca şirk hakkında teorik bir bilgi vermez; kurtuluşu neye bağladığımızı, neye güvendiğimizi ve aslında neyin hiçbir değer taşımayabileceğini yüzümüze vurur. Ayetin Sarsıcı Bağlamı En’âm Suresi’nin 83-87. ayetleri boyunca Allah sıradan insanları değil, vahiy tarihinin zirve şahsiyetlerini zikreder: Nuh İbrahim İshak Yakup Davud Süleyman Eyyûb Yusuf Musa Harun Zekeriyya Yahya İsa İlyas İsmail Elyesa Yunus Lût Kur’an bu isimleri andıktan hemen sonra şöyle buyurur: “Eğer onlar da ortak koşsalard...

Kur'an Süzgecinden Geçen İman ❗️

Resim
Kur'an Süzgecinden Geçen İman  Sarsıcı Uyarı Kur'an-ı Kerim'in en sarsıcı uyarılarından biri daha Bakara Suresi'nin ilk sayfalarında karşımıza çıkar. Allah, açık inkârcıları anlattıktan hemen sonra, diliyle "iman ettim" diyen; fakat kalbi ve hayatı bu sözü doğrulamayan bir topluluğu gündeme getirir: "İnsanlardan öyleleri vardır ki: 'Allah'a ve ahiret gününe iman ettik' derler. Oysa onlar mümin değildir." (Bakara 2:8) Bu ayette dikkat çekici olan nokta, insanların iman kelimesini söylememeleri değildir. Tam tersine, onlar son derece açık ve iddialı bir şekilde "Allah'a ve ahiret gününe iman ettik" demektedirler. Ancak Kur'an, insanın kendi beyanını değil, Allah'ın hükmünü esas alır. İlahi hüküm ise nettir: "Onlar mümin değildir." Bu ayet, iman konusunda son derece önemli bir ilkeyi ortaya koymaktadır. İman, kişinin kendisini nasıl tanımladığıyla değil; Allah'ın onu nasıl değerlendirdiğiyle belirlenir. İn...

KABİR AZABI MESELESİ

Resim
  KUR'AN-I KERİM AÇISINDAN KABİR AZABI MESELESİ Berzah, Ölüm, Diriliş ve Hesap Günü Ayetler Işığında Bir Değerlendirme Giriş İslam düşünce tarihinde ahiret hayatına dair en çok tartışılan meselelerden biri "kabir azabı" inancıdır. Yaygın kabul gören anlayışa göre insan öldükten sonra kabirde sorguya çekilir; imanına göre nimet veya azap görür ve bu durum kıyamete kadar devam eder. Ancak Kur'an-ı Kerim baştan sona incelendiğinde, klasik anlamda ölüm ile yeniden diriliş arasında müstakil bir "kabir azabı" sisteminin açık biçimde anlatılmadığı görülmektedir. Dikkat çekici olan husus şudur: Kur'an, ölümü, berzahı, yeniden dirilişi, hesabı, mizanı, cennet ve cehennemi ayrıntılı biçimde anlatırken, "kabirde sorgu", "kabirde azap", "Münker ve Nekir", "kabir sıkması" veya "kabir hayatında sürekli ceza" gibi kavramlardan söz etmez. Bu durum önemli bir soruyu gündeme getirir: Kur'an'a göre ceza gerçekten öl...

KÖTÜLÜKLERİ KÜFRETMEK

Resim
  KÖTÜLÜKLERİ KÜFRETMEK   Kur'an'da K-F-R Kökü, Günahların Örtülmesi ve Ayetlerin Üzerinin Örtülmesi Kur'an'da "küfür" denildiğinde çoğu insanın zihninde yalnızca "Allah'ı inkâr etmek" anlamı oluşur. Oysa Kur'an'ın kelime sistemi ve Arap dilinin semantik yapısı incelendiğinde, K-F-R kökünün temel ve asli anlamının "örtmek, gizlemek, görünmez hâle getirmek" olduğu görülür. Bu nedenle Kur'an'daki küfür kavramını yalnızca soyut bir reddediş veya inkâr olarak anlamak, kelimenin taşıdığı zengin anlam alanını daraltmakta ve ilahi mesajın derinliğini gözden kaçırmamıza neden olmaktadır. Arapçada çiftçiye de aynı kökten gelen "kâfir" denilmesi son derece dikkat çekicidir. Nitekim Hadid Suresi 20. ayette geçen "a'cebel kuffâre nebâtuhu" (ekini çiftçilerin hoşuna giden) ifadesinde bu kullanım açıkça görülür. Çiftçiye kâfir denmesinin sebebi, tohumu toprağın altına gömüp üzerini örtmesidir. Burada inkâr değ...

POSTACI OLMAYAN PEYGAMBER

Resim
  POSTACI OLMAYAN PEYGAMBER İlahi Kelâmın Sınırları, Nebevî Misyon ve Risalete Salâtın Hakikati Giriş: Peygamber Kimdir? İnsan zihni, anlamakta zorlandığı büyük hakikatleri çoğu zaman küçülterek anlaşılır hâle getirmeye çalışır. Tarih boyunca bunun en belirgin örneklerinden biri, peygamberlik kurumuna yönelik yaklaşımlarda görülmüştür. Bir tarafta peygamberi ilahlaştıran anlayışlar, diğer tarafta ise onu sadece vahyi taşıyan pasif bir aracıya indirgeyen yaklaşımlar ortaya çıkmıştır. Oysa Kur'an her iki aşırılığı da reddeder. Son yıllarda sıkça dile getirilen "Peygamber sadece bir postacıdır." söylemi ilk bakışta tevhide hizmet ediyor gibi görünse de, gerçekte Kur'an'ın peygambere yüklediği büyük misyonu küçültmektedir. Burada önce şu soruyu sormak gerekir: Postacı olmak kötü bir şey midir? Elbette değildir. İnsanlar arasında güvenilir bir haber taşıyıcısı olmak değerli bir görevdir. Fakat postacı, taşıdığı mektubun içeriğinden sorumlu değildir. Mektubu yaşamaz. On...