Kayıtlar

THE COVENANT, REVELATION, AND THE ETERNAL COMMITMENT

Resim
  THE REASONING MIND THAT CHOOSES TRUTH: THE COVENANT, REVELATION, AND THE ETERNAL COMMITMENT Introduction: Who Is the Human Being? The Qur’an does not portray the human being as a passive creature who obeys blindly. Rather, it presents humanity as a conscious agent endowed with reason, free will, discernment, and responsibility for its choices. For this reason, intellect, will, and accountability stand at the center of the Qur’anic understanding of human nature. Throughout the Qur’an, we repeatedly encounter calls such as: “Will you not reason?” “Will you not reflect?” “Will you not take heed?” These appeals invite people not merely to engage in mental activity, but to seek the truth, recognize it, and live according to it. At the heart of this call lies what the Qur’an describes as the Mithaq (Covenant) —a binding commitment established between Allah and humanity. The purpose of human existence on earth gains meaning through faithfulness to this covenant. The model human being en...

KAMER: YARILAN TOPLUMLAR 🌗

Resim
  🌗 KAMER: GÖLGEDE KALAN BİLİNÇ, YARILAN TOPLUMLAR Kur’an’da Ay ve Güneş Üzerinden Vahyin Yansıması, Bilinç ve Toplumsal Körlük “O’dur Güneş’i ziyâ (yakıcı alev) ve Ay’ı nûr (yansıtıcı ışık) kılan…” (Yûnus, 10:5) 🌞 GÜNEŞ VE AY: İKİ IŞIK AMA BİRİ KAYNAK, DİĞERİ YANSIMA Kur’an, gökyüzü cisimlerini sadece astronomik varlıklar olarak değil, aynı zamanda kavramlaştırılmış hakikat sembolleri olarak anlatır. Güneş ( {شمس} ): Kur'an'da “ziyâ” ile tanımlanır. Bu, kendi ışığını kendisi üreten, dönüştüren ve yakıcı olan ana kaynaktır. Tıpkı vahiy gibidir: Yakıcıdır, aydınlatır, inşa eder ve sahte olanı eritip dönüştürür. Ay ( {قمر} ): “Nûr” olarak tanımlanır. Bu ise başkasından aldığı ışığı yansıtan bir aynadır. Tıpkı elçi, mü’min bilinç ya da toplum gibi: Kendinden bir ışığı yoktur, varlığını ve aydınlığını Güneş’ten (vahiyden) aldığı ölçüde korur. 🌟 AY VE BİLİNÇ: SÜREKLİ TEKAMÜL YOLCULUĞU Ay gökyüzünde sabit değildir; sürekli bir devingenlik içindedir. Hilalle başlar, dolunayla ...

Kur’an’ın Sarsıcı Mecazları Üzerine

Resim
  KUR’AN’DA BELÂGAT, MECAZÎ ANLATIM VE İMKÂNSIZLIK TEMASI Dilsel Estetikten Teolojik Derinliğe Giriş Kur’ân-ı Kerîm, muhatap aldığı insanlığın zihinsel, kültürel ve toplumsal yapısına uygun olarak son derece yüksek bir belâgat düzeyiyle hitap eder. İlâhî kelâm, evrensel nitelikteki teolojik, ahlaki ve hukuki mesajlarını aktarırken kuru ve mekanik bir emir dili kullanmaz; aksine dili estetik, canlı ve sarsıcı bir araç olarak inşa eder. Arapçanın bütün ifade imkânlarını bünyesinde barındıran Kur’an; soyut hakikatleri somutlaştırmak, kalplerde sarsıntı meydana getirmek ve zihinsel dirençleri kırmak için mecazlara, benzetmelere, temsillere ve sembollere sıkça başvurur. Bu nedenle Kur’an’ın dili yalnızca bilgi veren bir dil değil, aynı zamanda dönüştüren bir dildir. Bu çalışmada Kur’an’ın belâgat dünyasında yer alan söz sanatları incelenecek, özellikle A‘râf Suresi 40. ayette geçen “devenin iğne deliğinden geçmesi” örneği üzerinden mecazî imkânsızlık teması ele alınacaktır. Mecaz ve Hak...

KURAN ANLATISI "Masaldan İbrete, Tarihten Zihinsel Haritaya"

Resim
  TARİHİN SÖYLENCEYE DÖNÜŞMESİ VE KUR'AN'DAKİ GÖRSEL ANLATI I. Giriş: Abartının Kökleri ve Söylencesel Bellek İnsanlık tarihi, gerçekliğin etrafına örülmüş bir hayal dokusudur. Var olduğumuz günden beri bir "iz bırakma" derdindeyiz. Mağara duvarlarına çizilen bizon figürlerinden, Mısır’daki devasa lahit kabartmalarına kadar her şey aslında aynı cümleyi kurar: "Ben buradaydım ve bunları yaşadım." Ancak insanoğlu kendi yaşanmışlığını sadece aktarmakla kalmaz; aynı zamanda onu yüceltir, büyütür ve dramatikleştirir. Bu eğilim, insanın bilişsel yapısında derin bir köke sahiptir: İnsan, öyküyü unutmaz ama çıplak gerçeği unutur. Hint söylencelerinde tanrıların gökten inmesi, Yunan’da insanların tanrılara dönüşmesi, Sümer’de kralların yüzlerce yıl yaşaması veya Türk destanlarındaki doğaüstü motifler, gerçek birer olayın abartılı yankıları gibidir. İnsanın bu anlatı oluşturma ihtiyacı, sadece bilgi aktarmak değil, aynı zamanda duygu ve kutsallık inşa etmektir. Tarih...

BİLGİ KİBRİNDEN ŞİRKİN ÇÖKÜŞÜNE

Resim
  BİLGİ KİBRİNDEN ŞİRKİN ÇÖKÜŞÜNE: KUR’AN’IN EN SARSICI UYARILARINDAN BİRİ Giriş: Cehalet Değil, Bilgiyle Gelen Körlük Kur’an’ın en dikkat çekici tespitlerinden biri, insanın her zaman cehalet yüzünden sapmadığını söylemesidir. Hatta birçok durumda sorun bilgisizlik değil, sahip olunan bilgiye aşırı güvenmektir. İnsan bazen bilmediği için değil, bildiğini zannettiği için hakikate kapanır. Mü’min Suresi’nin şu ayetleri bu gerçeği bütün çıplaklığıyla ortaya koymaktadır: “Resulleri kendilerine apaçık delillerle geldiğinde, kendilerinde bulunan bilgiden dolayı böbürlendiler. Sonunda alaya aldıkları şey onları kuşatıverdi. Azabımızı gördüklerinde ise: ‘Tek olan Allah’a iman ettik; O’na ortak koştuğumuz şeyleri inkâr ettik’ dediler.” (40:83-84) Bu ayetler yalnızca geçmiş kavimlerin hikâyesini anlatmaz. İnsanlığın tekrar eden zihinsel ve ahlaki döngüsünü ortaya koyar. Bilginin Tabulaşması Kur’an bilgiye karşı değildir. Tam tersine insanı sürekli düşünmeye, araştırmaya, akletmeye çağırır. ...

En Fazla Şahitli Hadis Üzerinden Modern Samirilik Kıskacı

Resim
  En Fazla Şahitli Hadis Üzerinden Modern Samirilik Kıskacı İslami literatürde en yüksek düzeyde şahitliğe, yani sahabe katılımına sahne olan tarihsel olay hiç şüphesiz Veda Haccı’dır. On binlerce sahabenin tanıklık ettiği bu muazzam buluşmada Son Nebimiz’in (tam bir teslimiyetle salat üzerine olsun) ümmetine neyi miras bıraktığı meselesi, dinin kaynağı ve güvenilirliği tartışmalarının tam merkezinde yer alır. Ancak bu kadar büyük bir kitle önünde irat edilen Veda Hutbesi'ndeki "miras" vurgusu, elimizdeki yazılı kaynaklara gelindiğinde sened ve metin açısından derin farklılıklar barındırmaktadır. Bu durum, din adına Kur'an'ın yanına beşerî metinleri eklemeye çalışan modern Samirilik zihniyetini ve hadis tarihinin yapısal sorunlarını tartışmaya açmayı zorunlu kılmaktadır. 1. Veda Haccı’ndaki Üç Farklı Miras Rivayeti: Sened ve Metin Karşılaştırması En çok şahidin bulunduğu iddia edilen bu tarihsel kesitte, karşımıza sened ve metin tenkidi açısından birbirini nakzede...