Kayıtlar

Medeniyet Yazılımı Olarak Kayıt 

Resim
Bir Medeniyet Yazılımı Olarak Kayıt Kültürü Kur’an’ın en uzun ayeti olan Müdayene (Borçlanma) Ayeti , yalnızca finansal bir düzenleme değildir. O, kaosu kozmosa; kalabalığı topluma; güveni sistemli bir yapıya dönüştüren bir medeniyet algoritmasıdır . Bu ayet, ibadeti yalnızca bireysel ritüel alanından çıkarır; onu noter masasına, ticari ahlaka ve toplumsal hafızaya taşır. 1. Yazı: Gücü Şahıstan Alıp Belgeye Devretmek İnsanlık tarihi yazıyla sıçramıştır. Ancak Kur’an, yazıyı teknik bir imkân olarak değil, ahlaki bir zorunluluk olarak kodlar. Ayet “yazın” derken şunları inşa eder: Hafızanın Kamusallaşması: Söz bireyseldir ve unutulabilir; yazı kamusaldır ve sabittir. Keyfiliğin Sonu: Gücü, şahısların hafızasından ve yorumundan alıp belgenin tarafsızlığına teslim eder. Adaletin Mührü: Yazmak, “Allah katında adalete daha yakın” bir eylemdir. Bu nedenle yazı, salt teknik değil; zulmü engellediği için ibadettir. Burada yazı, bir kültür değil; bir ahlak rejimidir . 2. Kâtip ve ...

Eğilmeyen Nebî, Eğilip Bükmek İsteyen Sistem

Resim
  İnsandan “Zenîm”e Kalem Suresi’nde Çürümenin Anatomisi göreceğimiz bir pasaj vardır.  Kur'an-ı Kerim ’in en sarsıcı karakter tasvirlerinden biridir. Burada yalnızca tarihsel bir şahıs değil; vahiy karşısında konumlanan bir insan tipi teşhir edilir. Bu tip, hakikati inkâr eden sıradan bir muhalif değil; hakikati itibarsızlaştırmaya çalışan, iyiliğin önünü kesen ve gücünü kibirden alan sistemik bir figürdür. 1. İlkesiz Uzlaşma Talebi: Eğil ki Eğelim “Yalanlayanlara boyun eğme… Onlar, uzlaşmanı isterler ki onlar da uzlaşsınlar.” Buradaki “tudhinu” (yağ çekmek, taviz vermek), hakikatin özünü bozmadan küçük bir yumuşama değil; hakikatin keskinliğini törpüleme çağrısıdır. Kur’an’a göre en tehlikeli saldırı açık inkâr değil, hakikati ehlileştirme çabasıdır . Benzer bir direniş psikolojisi Müddessir Suresi ’nde görülür: Vahyin etkisini hisseden ama çıkarı zedeleneceği için geri adım atan tip. Burada peygambere verilen emir, tüm çağlara yöneliktir: Hakikat pazarlık konusu d...

Hristiyanlar gibi OLMAYIN !

Resim
  Unutulan Öğüt ve Parçalanan İtaat: Kur’an’ın Hafıza Uyarısı Kur’an, tarih anlatmaz; ibret inşa eder . Kur’an-ı Kerim ’de “öğütlendikleri şeyden nasiplenmeyi unutanlar” ifadesi, sadece geçmiş bir topluluğun hikâyesi değil; vahyin karşısındaki her insanın zihinsel ve ahlâkî riskini ortaya koyar. Bu bağlamın en çarpıcı örneği, Maide Suresi 14. ayettir: “Biz ‘Nesârâ’yız’ diyenlerden de söz aldık; fakat kendilerine hatırlatılan şeyden pay almayı unuttular…” Buradaki “unutmak” (nisyân), sıradan bir hafıza zayıflığı değildir. Kur’an’ın dilinde unutmak; bilinen hakikatin gereğini terk etmek , yani bilgi ile amel arasındaki bağın kopmasıdır. 1. İşitmek Var, İtaat Yok: Seçici Dinleme Problemi Kur’an birçok yerde “işittik ve isyan ettik” diyen bir zihniyetten söz eder (bkz. Bakara Suresi 93). Buna karşılık müminlerin vasfı: “İşittik ve itaat ettik”tir (Bakara 285). Demek ki sorun işitmemek değil; neyi işitmeye razı olduğumuz ve neyi itaat kapsamına aldığımızdır. Seçici işit...

Yer Açmak ve Yükselmek

Resim
  Yer Açmak ve Yükselmek Bir Oturma Düzeni mi, Bir Medeniyet İlkesi mi? “Ey iman edenler! Meclislerde size ‘Yer açın!’ denildiğinde yer açın ki Allah da size yer açsın. ‘Dağılın!’ denildiğinde de dağılın. Allah sizden iman edenlerin ve kendilerine ilim verilmiş olanların derecelerini yükseltir. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.”  Mücadele Suresi 11. Ayet Bu ayet ilk bakışta bir meclis adabı düzenlemesi gibi görünür. Ancak sure bağlamı, kelime kökenleri ve Kur’an bütünlüğü dikkate alındığında bunun bir sosyal düzenleme değil; bir bilinç, adalet ve yükselme yasası olduğu anlaşılır. I. Derinlik: “Tefessehû” (Yer Açın) Ne Demektir? Ayetin orijinalinde geçen “tefessehû” kelimesi, f-s-h kökünden gelir. Bu kök: Genişlik Ferahlık Açıklık İmkân sağlama anlamlarını taşır. Dolayısıyla ayetin emri yalnızca bedeni yana kaydırmak değildir. Bu; Mekânda genişletme, Kalpte genişletme, İmkânda genişletme, Fırsatta genişletme anlamlarını içerir. İlahi Mü...

Midenin Suskunluğu, Vahyin Sesi

Resim
  Midenin Suskunluğu, Vahyin Sesi: Ramazan’ın Anlam Dünyası Ramazan çoğu zaman “oruç ayı” olarak anılır. Oysa Kur’an-ı Kerim Ramazan’ı tanımlarken söze oruçla değil, vahiy ile başlar: “Ramazan ayı ki onda Kur’an indirildi…” (Bakara 2:185) Bu tercih tesadüf değildir. Önce mesaj gelir, sonra o mesaja uygun bir hazırlık başlar. Oruç, vahyin indiği ayda insanın kendini o mesaja açması için yapılan bilinçli bir hazırlıktır. Açlık burada amaç değil; anlamı daha berrak duyabilmek için yapılan bir arınmadır. 1. Vahiy ve İdrak: Zihni Arındırmak Ramazan, beden üzerinden ruhu eğiten bir süreçtir. Günlük hayatın yoğunluğu, alışkanlıklar ve bitmeyen meşguliyetler zihni sürekli doldurur. Oruç ise bu akışı yavaşlatır. Oruç bir tür zihinsel arınma dır. Mideyi boşaltmak, zihni de gereksiz gürültüden arındırır. Açlık, insanın dikkatini dağıtan fazlalıkları azaltır. Böylece vahyin sesi daha belirgin hale gelir. Açlık burada bir hedef değil, bir hazırlıktır. İnsan, bedenini disipline edere...

Kamerî Takvimindeki Evrensellik

Resim
  Kur’an’ın Kamerî Takvimindeki Evrensellik Sırrı Evren, ilahî bir mimarinin matematiksel kesinliğiyle örülmüştür. Bu mimaride zaman yalnızca kronolojik bir akış değil; adaletin, eşitliğin ve birliğin tecelli ettiği bir düzendir. Kur'an , zamanı ölçerken Güneş ve Ay’ı birlikte zikreder; fakat ibadetlerin merkezine Kamerî sistemi yerleştirir. Bu tercih, coğrafyayı aşan evrensel bir eşitlik manifestosudur. 1. Gökyüzündeki Ortak Dil: Hilâl “Sana hilallerden sorarlar. De ki: Onlar insanlar ve hac için vakit ölçüleridir.” (2:189) Ayetin “ lin-nâs ” (insanlar için) vurgusu, takvimin belirli bir bölgeye değil tüm insanlığa ait olduğunu gösterir. Hilâl, gökyüzünde ortak bir zaman dili kurar. Ay’ın evreleri küreseldir. Dolunay, hilâl ve diğer menziller dünyanın her yerinde aynı astronomik döngünün parçasıdır. Mevsimlere sabit değildir. Güneş iklim üretir; Ay ise zaman bilinci üretir. Bir kutup dairesinde yaşayanla ekvatorda yaşayan, aynı ayı paylaşır. Böylece takvim, coğr...

Hakikati Geçmişe Hapsetme Yanılgısı

Resim
  Hakikati Geçmişe Hapsetme Yanılgısı “Esâtîru’l-Evvelîn” ve Hal Dili- Kur'an-ı Kerim ’de dokuz yerde geçen “Esâtîru’l-evvelîn” (Eskilerin Masalları) ifadesi, sadece inkârcıların polemik cümlesi değildir. Bu söz, vahiy karşısında kapanmış bir bilincin, sorumluluktan kaçan bir iradenin ve paslanmış bir kalbin hal dili dir. Kur’an bu cümleyi tarihsel bir kayıt olarak değil; insanın hakikat karşısındaki savunma mekanizmasını teşhir etmek için nakleder. 1. Aynı Zihniyetin Farklı Cümleleri Kur’an’da bu ifade ve benzerleri birlikte okunduğunda bir zihniyet haritası ortaya çıkar: Mutaffifîn 13: “Ona âyetlerimiz okunduğu zaman: ‘Eskilerin masalları’ der.” Ardından teşhis gelir: “Hayır! Bilakis kazandıkları kalplerinin üzerine pas olmuştur.” (14) Nahl 24: “Rabbiniz ne indirdi?” denildiğinde: “Öncekilerin masalları.” derler. En’âm 25: “Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir.” Bunlara paralel olarak başka kalıplar da vardır: “Bu apaçık bir sihirdir.” “Bu ...