Kayıtlar

YASAK MEYVE ? 🍎

Resim
ÂDEM KISSASI ve KAVRAMSAL ÇÖZÜMLEME A‘râf 7/19–27: “Ey Âdem! Sen ve eşin cennete yerleşin, dilediğiniz yerden yiyin; ancak şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.” Şeytan, onların örtülmüş çirkinliklerini ortaya çıkarmak için vesvese verdi ve dedi ki: “Rabbinizin bu ağacı size yasaklaması, sizin iki melek (veya melik) olmamanız ya da ebedî kalıcılardan kılınmamanız içindir. Gerçekten ben sizin iyiliğinizi isteyenlerdenim” diye yemin etti. Böylece onları aldatarak saptırdı. Ağaçtan tattıklarında, çirkinlikleri kendilerine açığa çıktı ve üzerlerini cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. Rableri onlara şöyle seslendi: “Ben sizi bu ağaçtan men etmemiş miydim? Ve şeytanın sizin apaçık düşmanınız olduğunu söylememiş miydim?” Dediler ki: “Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen, elbette hüsrana uğrayanlardan oluruz.” Allah dedi ki: “Birbirinize düşman olarak inin. Yeryüzünde bir süreliğine sizin için bir yerleşim ve geçimlik olac...

Kuranda Geçen KIRAAT, TİLAVET, TERTİL 📑

📑 Kur'an'da Geçen KIRAAT, TİLAVET, TERTİL Kur'an'da Geçen “Kıraat”, “Tilavet” ve “Tertil” Kelimelerinin Anlamı Türkçede "okumak" kelimesi, genellikle yazılı bir metnin gözden geçirilmesi anlamında kullanılır. Ancak Kur'an'da geçen üç kelime - “kıraat” (qarae), “tilavet” (televe), ve “tertil” (retele) - farklı anlamlar taşır ve bu kelimelere Türkçede yalnızca "okumak" denmesi, anlam daralmasına yol açmaktadır. Özellikle Araf Suresi'nin 204. ayetinde, bu kelimelerin anlamları üzerinde düşünmek önemlidir. Araf, 7/204: "Kur'an okunduğu zaman, O'nu can kulağıyla dinleyin ve sesinizi kesin ki, size merhamet edilsin." Bu ayet geleneksel bir şekilde, Kur'an’ın yüzünden okunmasını ifade etmek için anlaşılmaktadır. Ancak bu, ayetin gerçek anlamını daraltmakta ve okuyucuyu sadece sessizce dinlemeye yönlendirmektedir. Gerçek anlam, Kur'an'ı söyleyenin, anlatanın veya tebliğ edenin sözüne can kulağıyla kulak vermek, anla...

NAZAR DİYE BİRŞEY YOKTUR 🧿

Resim
  🧿 NAZAR DİYE BİRŞEY YOKTUR  Bir İnanç Nasıl Dinî Esas Hâline Gelir? “Nazar” veya “göz değmesi”, toplumda oldukça yaygın bir inançtır. Bazı insanların bakışlarında başkalarına, canlılara veya eşyalara zarar verebilecek görünmez ve doğaüstü bir güç bulunduğu düşünülür. Bu anlayış zamanla yalnızca folklorik bir inanış olmaktan çıkarılmış, dinî bir gerçeklik gibi sunulmuştur. Nazar boncuğu, muska, nazar duası, kurşun dökme, okuyup üfleme ve benzeri uygulamalar da bu inancın çevresinde gelişmiştir. Fakat burada temel soru şudur: Kur’an, insan bakışına doğaüstü ve yıkıcı bir güç yüklemekte midir? Bir inancın toplumda yaygın olması, onun Kur’anî olduğu anlamına gelmez. Bir başka kaynağa dayandırılması da onu Kur’an’ın onayladığı bir inanç hâline getirmez. Bu nedenle mesele, öncelikle Kur’an’ın kendi bütünlüğü içerisinde ele alınmalıdır. 1. Nazar Nedir? Yaygın anlayışta nazar; bir insanın bakışlarının başka bir insana, çocuğa, hayvana, eşyaya veya mala görünmez biçimde zarar verme...

SALATIN MANTIĞI 🤔

Resim
KUR’AN’DA SALÂT VE İBADET Anlamları ve Pratikteki Yeri Kur’an’da insanın Allah ile kurduğu ilişki yalnızca belirli zamanlarda gerçekleştirilen bir ritüele indirgenmez. Kur’an’ın ortaya koyduğu bütünlük içerisinde salât , insanın Allah’a yönelişini, O’nunla bağını canlı tutmasını ve bu yönelişi hayatına taşımasını ifade eden temel kavramlardan biridir. Bu nedenle salâtı yalnızca bugün “namaz” kelimesiyle ifade edilen biçimsel ibadetle özdeşleştirmek, kavramın Kur’an’daki kullanım alanını daraltabilir. Salâtın bir yönü belirli zamanlarda gerçekleştirilen düzenli bir kulluk eylemi , diğer yönü ise insanın bütün hayatını Allah’ın rehberliği altında sürdürmesini sağlayan sürekli bir yöneliş ve bilinç hali olarak görülebilir. Burada önemli olan, bu iki boyutu birbirinden koparmak değil, birbirini tamamlayan iki alan olarak değerlendirmektir. 1. Salât: Sadece Bir Ritüel Değil, Bir Yöneliş Kur’an’da salât, insanın Allah’a yönelişiyle doğrudan ilişkilidir. Salât, insanın hayatında Allah’ı mer...

KURANDA MELEK KAVRAMI ⚡️

Resim
⚡️ KURANDA MELEK KAVRAMI Arap dilbilim uzmanları, “ ملك - melek” sözcüğünün kökeni ile ilgili olarak iki farklı tespitte bulunmuşlardır Birinci görüşe göre; “melâike” ve bunun tekili olan “melek” sözcükleri, “elçi göndermek” anlamına gelen “ ؤلوك - ulûk” kökünden türemiştir. Aslı “ مألك - me’lek” olan sözcük, ism-i zaman, ism-i mekân ve mastardır. Dolayısıyla başındaki “ م - mim” ektir. Sonraları “ ء - hemze” ile “ ل - lâm” harfleri yer değiştirmiş ve sözcük “ ملئك - mel’ek” hâline getirilmiştir. Sözcük, “Allah’tan elçi” anlamında isim olarak kullanılmaya başlanınca da hemze terk veya tahfif yoluyla kaldırılmış ve “melek” şeklini almıştır. İkinci görüşe göre; “kuvvet, yönetim gücü” anlamındaki “ ملك - melk” kökünden türemiş olan sözcüğün başındaki “ م - mim” ek olmayıp sözcüğün aslındandır. “Mülk, milk, malik ve melik” sözcükleri de bu kökten türemişler ve anlamlarını da bu kökten almışlardır. Melik (özne) + Meleke (fiil) + Melek (mef’ul) → Melekût (olay sahası) ...

KURANIN FARKLI ÜSLÜPLARI 🔎

🔎 KURANIN FARKLI ÜSLÜPLARI Kur'an'da yer alan bazı sanat teknikleri, kelimelerin sembolik, metaforik veya doğrudan anlamlarının ötesinde derin anlamlar taşımasını sağlar. Bu sanatlar, hem dilin güzelliğini hem de anlamın derinliğini vurgular. İşte Kur'an'da kullanılan bazı söz sanatlarının açıklamaları ve örnekleri: 1. Bir Parçanın Bütünü veya Bütünün Parçası Olarak Anlatılması Örnekler: "Yeri yaydı", "yeri çekip uzattı", "yere uzantı verdi", "yeri sizin için bir halı yaptı" ifadeleri, yer kelimesinin aslında yerin kabuğunu ifade ettiğini gösterir. "Yüzünüzü Mescid-i Haram tarafına çeviriniz" (Bakara 2/144): Burada yüz kelimesi, bir bütün olarak vücut anlamında kullanılır. "Esir bir boyun kurtarmaktır" (Beled 90/13): Bu ifade, kölelerin özgürlüğünü simgeler ve bir nesnenin ya da durumun sembolik anlamını taşır. 2. Bir Olayın Farklı Perspektiflerden Anlatılması Örnek: "O da bir ...