Vahye İman Etme



“O halde sen, emrolunduğun gibi dosdoğru ol! Seninle beraber tevbe edenler de. Taşkınlık etmeyin. Şüphesiz O, yaptıklarınızı görmektedir.”

“(De ki:) Ben, Allah’ın Kitap’tan indirdiğine iman ettim…” (Şûrâ 15)


Bilgi Değil Ölçü, Tasdik Değil Hizalanma: Vahye İman Etme

Kur’an-ı Kerim’de "iman edin" çağrısı, çoğu zaman halihazırda inandığını beyan eden topluluklara (Ey iman edenler, iman edin! - Nisa 136) yöneltilir. Bu durum, imanın statik bir kabul noktası değil, dinamik bir hizalanma süreci olduğunu gösterir. Allah’ın Kitap’tan indirdiği şeye iman etmek; bir metni doğrulamaktan öte, o metnin inşa ettiği ölçüye (mizan) teslim olmak ve hayatı o eksende yeniden tanzim etmektir.

1. Kozmik Ölçü Olarak Kitap: Mizan ve Furkan

Kitap, sadece harflerden oluşan bir metin değil, eşyanın ve hakikatin "kullanım kılavuzu" niteliğindeki ilahi mizan (ölçü) ile birlikte iner.

"Allah, Kitab’ı hak ile ve mizanı (ölçüyü) indirendir." (Şûrâ, 17)

Bu ayet, Kitap ile Mizan arasındaki kopmaz bağı ilan eder. Eğer iman, Kitap’ın içindeki "ölçü"ye (adalet, ahlak, hukuk, estetik) sirayet etmiyorsa, o iman henüz ontolojik bir karşılık bulmamıştır. İman etmek; bireyin kendi keyfi kararlarını, ekonomik ilişkilerini ve siyasi tercihlerini bu kozmik ölçüye (furkan) arz ederek yanlışı doğrudan ayırmasıdır.

2. Akışkan Bir Süreç Olarak İman: Her An Yeniden

Kur’an’da imanın "artmasından" (Fetih, 4) bahsedilmesi, onun durağan bir mülk değil, sürekli beslenmesi gereken bir frekans olduğunu kanıtlar. 

"İndirilene iman", her yeni olay ve durum karşısında "Allah bu konuda neyi öğretti?" sorusunu sorma refleksidir.

İman, geçmişte atılmış bir imza değil, şimdiki zamanda verilen bir karardır. Bu yüzden emir kipi hep "şimdi"yi hedefler. Vahyin ölçülerini dünün bir anısı olarak değil, bugünün bir çözüm düzlemi olarak görmek gerçek imanın şartıdır.

3. İlahi Talim: Öğretilene Teslimiyet

İman, aynı zamanda bir öğrenci olma halidir. Allah’ın "indirdiği şey", sadece emirler dizisi değil, hayatın nasıl yaşanacağına dair bir öğretidir (talim).

"O, insana bilmediğini öğretti." (Alak, 5)

"“Allah’ın size öğrettiğiyle eğiterek avcı hâle getirdiğiniz hayvanlar…”" (Mâide, 4)

Bu geniş perspektiften bakıldığında; arıya vahyeden, avcı hayvan eğitimi ve insana Kitap indiren otorite aynıdır. Öyleyse imanın bir boyutu da, evrendeki ilahi düzenin ve fıtratın "öğretilmiş" bir hakikat olduğunu kabul etmektir. İnsan, kendi kendine yettiğini (istigfna) sandığı an bu hizadan çıkar; iman ise bu kibri kırarak ilahi öğretiye diz çökmektir.

4. Takva: Ölçüye Göre Konumlanma

İman ile takvanın Kur’an’da iç içe geçmesi, "hizalanma" kavramının pratik karşılığıdır. Takva, sadece sakınmak değil; Allah’ın koyduğu hudutlar (limitler) içerisinde dikkatli bir dengeyle yürümektir.

  • İlmi Hizalanma: Bilgiyi vahyin süzgecinden geçirmek.

  • Ahlaki Hizalanma: Karakteri mizan ile tartmak.

  • Siyasi/Sosyal Hizalanma: Otoriteyi ilahi hakikatle denetlemek.


Sonuç: Doğrulamaktan İnşa Etmeye

"Allah’ın Kitap’tan indirdiğine iman edin" çağrısı; pasif bir "evet" değil, aktif bir "inşa" sürecidir. Bu, hayatın parçalanmış alanlarını (ekonomi, hukuk, ahlak) vahyin tevhid ekseninde birleştirme çabasıdır. Hakiki mümin, Kitap’ı sadece okuyan değil, Kitap’taki ölçülerin kendisinde ve dünyada nasıl bir "hizalanma" yarattığını takip edendir.

UYARI / HATIRLATMA


Bu metinlerde yer alan görüş, yorum ve çıkarımlar, beşerî çabanın bir ürünüdür.

Lütfen her ifadeyi Kur’an’ın bütünüyle değerlendirin; ayetlerin rehberliğinde tartın, ölçün ve doğrulayın. 

Hakikatin tek ölçüsü Allah’ın kitabıdır. Yanlış varsa bize, doğru varsa Allah’a aittir.

Diğer kategorize edilmiş yazılarımıza aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz

Yorumlar

Öne çıkan Makaleler

Kurana göre Sevgi ile Aşk ❤

YASAK MEYVE ? 🍎

Habibullah demek ŞİRKTİR 📣