Allah’ın İsimleri Yanılgısı

 


İsimlerle Değil Sorumlulukla: Allah’a Yaklaşma Yanılgısı

Bilgiyle Allah’a Yürünmez

Allah’a bilgi yığarak yaklaşılmaz. Çünkü bilgi, insanın zihnini doldurur; Allah ise zihnin konusu değil, varlığın kaynağıdır. O, bilginin nesnesi değil; bilginin imkânıdır. Bu yüzden Tanrı’yı “bilmek” iddiası, çoğu zaman insanın kendini merkeze almasının inceltilmiş bir biçimidir.

Kur’an, Allah’ı tarif ederken O’nu bir ansiklopedi maddesi gibi tanıtmaz. Aksine, insanın nasıl yaşaması gerektiğini belirleyen bir yön tayini yapar. İsimler bu yüzden vardır: Allah’ı tanımlamak için değil, insanı konumlandırmak için.

İsimler Allah İçin Değil, İnsan İçindir

Allah’ın isimleri O’nun ne olduğunu anlatmak için değil; yaratılanın varlığı nasıl anlamlandıracağını göstermek içindir. Çünkü eşyaya anlam veren, ona verilen isimdir. İsimlendirme, insanın dünyayla kurduğu anlam ilişkisidir.

Her şey Allah’ındır. Ama insan, her şeyle sorumlu bir ilişki kurmak zorundadır. İsimler bu ilişkiyi kurmamız içindir:

  • Rahman → Merhameti hayatın ilkesine dönüştürmen için

  • Adl → Adaleti soyut bir ideal değil, fiilî bir duruş yapman için

  • Hakîm → Rastgele değil, hikmetle hareket etmen için

Yani isimler, bir zikir listesi değil; bir ahlâk pusulasıdır.

Zikir Yanılgısı: Söylemek Yetmez, Olmak Gerekir

Allah, isimleriyle naat çekilsin diye konuşmaz. Kur’an’da isimler, eyleme çağrıdır. Dilde dönen ama hayatta karşılığı olmayan her tekrar, kutsal bir gürültüden ibarettir.

Sarsıcı soru şudur:

Kimse Allah’ın ismini anmasa, Allah ne kaybeder?

Cevap nettir: Hiçbir şey.

Kaybeden Allah olmaz; insan olur. Çünkü zikir, Allah’ı yüceltmez; insanı hizaya sokar. Söyleyen değişmiyorsa, söylenen kutsal değildir.

Hadîd 3: Her Şeyin Önü ve Sonu

“O, evveldir, âhirdir, zâhirdir, bâtındır.” (Hadîd 57/3)

Bu ayet, Allah’ı tanımlamak için değil; insanın merkez olma iddiasını yıkmak için vardır.

  • Evvel → Başlangıcı sen sanma
  • Âhir → Son sözü sen söylediğini zannetme
  • Zâhir → Görünenle yetinme
  • Bâtın → Gizliyi mutlaklaştırma

Bu ayet, insanı susturur. Çünkü Allah’ın her yönde kuşatıcılığı, insanın kibirini boğar.

Mülk 14: Yaratan Bilmez mi?

“Yaratan bilmez mi? O, Latîf’tir, Habîr’dir.” (Mülk 67/14)

Bu ayet, Tanrı’yı savunmaz. İnsanı sorgular.

Allah’ın bilmesi, senin O’nu bilme çabanla ölçülmez. O, seni senden iyi bilir. O halde mesele, Allah hakkında konuşmak değil; Allah tarafından bilinen biri gibi yaşamaktır.

İsimleri Kalkan Yapan Din

Tarih boyunca insanlar, Allah’ın isimlerini bir sorumluluk çağrısı olmaktan çıkarıp bir dokunulmazlık zırhına dönüştürdüler. İsimleri söylediler ama isimlerin gereğini yapmadılar.

Rahman dediler, zalim oldular. Hakîm dediler, keyfî yaşadılar. Adl dediler, adaletsizliği meşrulaştırdılar.

Bu, Allah’a yakınlık değil; şirkleşmiş dindarlıktır.

Sonuç: İsimlerle Değil, Amaçla Yaklaşılır

Allah’a yaklaşmak, O’nun hakkında daha çok şey bilmek değildir. Allah’a yaklaşmak, yaratılış amacına uygun yaşamaktır.

İsimler:

  • Söylenmek için değil, taşınmak için verildi.
  • Ezberlenmek için değil, hayata yazılmak için verildi.

Kim Allah’ın ismini anmazsa, Allah eksilmez. Ama kim Allah’ın isimlerini yaşamazsa, insanlıktan eksilir.

İşte Kur’an’ın sarsıcı çağrısı budur.

UYARI / HATIRLATMA


Bu metinlerde yer alan görüş, yorum ve çıkarımlar, beşerî çabanın bir ürünüdür.

Lütfen her ifadeyi Kur’an’ın bütünüyle değerlendirin; ayetlerin rehberliğinde tartın, ölçün ve doğrulayın. 

Hakikatin tek ölçüsü Allah’ın kitabıdır. Yanlış varsa bize, doğru varsa Allah’a aittir.

Diğer kategorize edilmiş yazılarımıza aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz

Yorumlar

Öne çıkan Makaleler

Kurana göre Sevgi ile Aşk ❤

YASAK MEYVE ? 🍎

Habibullah demek ŞİRKTİR 📣