Kayıtlar

DOĞRU etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Kuranda Hakk Kavramı – "Bireysel Hakikat ve Toplumsal Sorumluluk"

Resim
Kur’an’da “Hakk” Kavramı – Bireysel Hakikat ve Toplumsal Sorumluluk 1. Kelimenin Kökeni ve Esas Anlamı Arapça ح ق ق (ḥ-q-q) kökünden gelen الحقّ (el-Hakk) kelimesi, asli anlamıyla uygunluk, denklik, yerli yerinde olma demektir. Bu temel anlamdan hareketle; batıl olmayan, yerine getirilen hüküm, adalet, varlığı sabit olan, doğruluk, İslâm, mal-mülk, pay, vacip, sadık, yaraşır, kesin şey gibi farklı anlamlar kazanmıştır. Bu anlamlar tek bir ana eksen etrafında toplandığında “hakk” şu şekilde tanımlanabilir: “Sabit ve aklın inkâr edemeyeceği derecede gerçek olan şey; doğru, isabetli, maksada uygun ve arzu edilene denk düşen hakikat.” 2. Kur’an’daki Kullanım Yoğunluğu Kur’an’da “hakk” kavramı dikkat çeken bir yoğunlukla yer alır: el-Hakk → 227 kez Hakkan → 17 kez Hakkahu → 3 kez Toplam 247 kullanım . Bu yoğun tekrar, kavramın Kur’an’ın merkezî bir ilke olduğunu göstermektedir. 3. İman Boyutu – Zan’dan Yakin’e Kur’an’da “hakk”ın en temel anlamı gerçek iman dır....

Kuranda “Hakk” Kelimesi – Şaşırtıcı Gerçekler

Resim
Kur’an’da “Hakk” Kelimesi – Şaşırtıcı Gerçekler 1️⃣ Hakk = Sadece “doğru” değil! Birçok kişi “hakk” kelimesini sadece “doğru” veya “gerçek” diye çevirir. Oysa Arapça’daki ح ق ق (ḥ-q-q) kökü; Gerçeğin ortaya çıkması, Bir şeyin tam yerini bulması, Varlığını zorunlu kılan ilahî düzen anlamlarına gelir. Kur’an’da hakk, bazen “mutlak gerçek”, bazen “yerli yerinde olan”, bazen de “hak edilmiş olan pay” anlamında geçer. 2️⃣ Kur’an’da iki ana boyutu var Ontolojik hakikat: Evrenin yaratılış sebebi ve düzeni. “Allah, gökleri ve yeri hak ile yaratmıştır…” (Ankebût 44) Burada “hakk” evrensel matematik gibi değişmez bir düzen demektir. Ahlâkî & hukûkî hakikat: İnsanlar arası ilişkilerde adaletin temeli. “Yetimin hakkını yeme.” (Nisâ 2) 3️⃣ Allah’ın isimlerinden biri “İşte bu, gerçek olan Allah’tır (ذَٰلِكَ بِأَنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلْحَقُّ).” (Hac 62) Burada “el-Hakk” mutlak gerçek ve varlığı zorunlu olan anlamında kullanılır. Yani hakk kelimesi sadece kavram de...

KIYAMET SURESİ "bir uyanış sahnesi"

Resim
🌪️ Kıyamet Suresi: Aynada Kendini Görmek Gibi Bir Deprem Kur’an’da Kıyamet Suresi (75), kıyametin sarsıcı sahnelerini anlatıyor gibi görünür… ama aslında aynı zamanda  bir iç kıyametin anatomisi dir. 🔍 1. Ayet: “ La uksimu bi yevmil kıyamet ” “Hayır! Kıyamet gününe and içerim!” Neden “ hayır ” diye başlıyor? Çünkü bu bir yemin değil… İtiraz eden bir zihni susturma dır. “Sen kıyameti inkâr mı ediyorsun? Hayır! Yemin ederim ki o gün gelecek!” 🧠 2. Ayet: “ Ve lâ uksimu bi’n-nefsil levvâme ” “Ve hayır! Kendini kınayan nefse de and içerim.” Burada “nefs-i levvâme”, “Kendine dürüst olan iç ses”tir. Yani içimizde bir mahkeme kurulmuş: Vicdan, kendi iç kıyametimizi başlatır. ⏳ 5-6. Ayetler: “İnsan, ‘kemiklerimiz paramparça olduktan sonra mı diriltileceğiz?’ der.” Bu ayet sadece fiziksel bir dirilişi sormaz. Asıl mesaj şudur: “İçin ölmüşken, nasıl bir yeniden diriliş bekliyorsun?” Kıyamet sadece evrenin değil, benliğin çöküşüdür. 📜 13-14. Ayet: “O ...

HADİS KALBURCULARI 📥

Resim
  📥 HADİS KALBURCULARI Hadis mecrası, bana göre kör bir kuyuya benzer. Tıpkı Yusuf'un içine atıldığı kuyu gibi... Beklersiniz ki biri kovasını salsın, sonra da sevinç naraları atarak: "Müjde! İşte size bir çocuk buldum!" desin. Aksi hâlde bu dipsiz kuyuda kim kalır, kim kaybolur belli değildir. Sağ çıkabilenlerin sayısı çok azdır. Çoğunluk ise o kuyunun dibine gömülür; zamanla adeta asfalt olur. Üzerlerinden nice fikirler, nice mezhepler, nice otoriteler geçer. Yusuf'u kuyudan çıkaran ise kuyunun kendisi değildi; Rahmân'ın rahmetiydi. Bir kova, ilâhî rahmetin vesilesi oldu. Su bazen gerçekten rahmettir. Dileğim odur ki, hadis kuyusunda çırpınanlardan da kurtulanlar olsun. Yeter ki düşük bir bedel karşılığında satılmasınlar. Bugün kuyunun başında "kalburcular" oturuyor. Kova onların elinde... Kuyudan ne çıkarsa insanlara "işte hakikat budur" diye sunuyorlar. Kimi zaman "rahmet" diyerek, kimi zaman "sahih" diyerek, kimi zama...