Kayıtlar

salat etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Gazâ’dan İkameye: Kur’an’da Karar ve Uygulama

Resim
​Gazâ’dan İkameye: Kur’an’da Karar, Uygulama ve Salâtın Gerçek Anlamı ​Unutulan Bir Dil, Donmuş Bir Din ​İslam düşüncesinde birçok kavram, zamanla dilsel ve kavramsal bağlamından koparılarak daraltılmıştır. Bunlardan biri de halk arasında genellikle “kaçırılan namazın telafisi” gibi algılanan kazâ / gaza kavramıdır. Oysa Kur’an’da mesele, bir ritüelin vakit hesabı değil; karar alma, hükme bağlama ve ardından bu kararı hayata geçirme sürecidir. Dindarlık, zamanın içinde donmuş bir "borç ödeme" mekanizması değil; anın içinde alınan bir sorumluluk ve bu sorumluluğun yeryüzünde ete kemiğe büründürülmesidir. ​1. Gazâ (قَضَى): Karara Bağlamak, Hükmü Kesinleştirmek ​Arapça q–d–y kökü, Kur’an’da "bir işi hükme bağlamak, karar vermek ve süreci neticelendirmek" anlamlarına gelir. Kur’an’da bu kavram hiçbir zaman “kaçırılan bir ibadeti telafi etmek” anlamında kullanılmaz. ​ Nisâ 103: “Fe izâ kudiyetis salât…” (Salât karara bağlandığında…) ​Buradaki "kudiyet...

​Salâtta Ne Dediğini Bilmek

Resim
​Salâtta Ne Dediğini Bilmek  Bir Bilinç İnşası ​Geleneksel alışkanlıkların gölgesinde kalan "namaz", bugün çoğu zaman Kur’an’ın yüklediği anlamdan koparılmış, mekanik bir bedensel harekete indirgenmiştir.  Oysa Kur’an’ın bizden istediği bir "ritüel icrası" değil; salâtın ikame edilmesi , yani bilincin ayağa kaldırılmasıdır. ​1. Salât: Bir Hareket Bütünü Değil, Bir Varoluş Biçimi ​Salât; sadece eğilip kalkmak değil; nusuk (yöneliş), tesbih (Allah’ı merkeze alma), dua (bilinçli hitap) ve Kur’an (vahiy ile yüzleşme) eylemlerinin vaktinde buluşmasıdır.  Kur’an "kılmak" değil, "ikame etmek" (ayağa kaldırmak) tabirini kullanır. Bu, salâtın hayatın içinde işlevsel ve canlı tutulması gerektiğinin ilanıdır. ​2. Abdest: Zihinsel Bir Arınma Kapısı ​Abdesti sadece fiziksel bir temizlik olarak görmek, onun sembolik dilini ıskalamaktır. Su olmayınca, bu arınma teyemmüm ile de yapılır.  ​3. Zamanın Vahiyle Bölünmesi ​Salâtın vakitli oluşu, insanın ...

Kumar, Şans Oyunları ve Fal Okları

Resim
​Kumar, Şans Oyunları ve Fal Okları  Kur’an’ın Şeytan İşi Diye Teşhir Ettiği Karar Sapması ​Kumar çoğu zaman sadece bir “para kaybı” veya ekonomik kriz üzerinden ele alınır. Oysa Kur’an kumarı ( meysir ) yalnızca ekonomik değil, ontolojik bir sorun olarak tanımlar. Mesele sadece cüzdanın boşalması değil, insanın en temel insani vasfı olan iradesini ve karar yetisini nesnelere devretmesidir. Bu yüzden kumar; Kur’an’da fal okları ve putlaştırılmış sembollerle aynı cümlede yer alır. Çünkü hepsi aynı zihinsel ve ruhsal sapmanın ürünüdür. ​Kur’an bu konuda oldukça net bir duruş sergiler: ​“Ey iman edenler! İçki, kumar (meysir), dikili taşlar ve fal okları şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz.” (Maide, 90) ​Bu ayette sayılan unsurlar farklı eylemler gibi görünse de aslında aynı çarpık mantığın farklı yüzleridir. ​Meysir: Şans Üzerine Kurulu Karar Mekanizması ve "Kolaylık" Tuzağı ​Kur’an kumarın zararını sadece “fakirleştirir” diyerek anl...

Namazı kim öğretti ❓️

Resim
​NÜSUK, MENÂSİK VE SALÂT: ​Ritüelin Araç, Vahyin Amaç Olduğu Gerçeği ​1. Soruyu Doğru Sormadan Cevap Gelmez ​Kur’an’da namazın şekli, rekâtı veya teknik dizilişi açık bir ritüel şeması olarak tarif edilmez. Buna rağmen geleneksel zihin şu soruda kilitlenir: "Peygamber namaz kıldıysa, bu namazın şekli Kur’an’da neden yazmıyor?" ​Bu soru eksiktir. Doğru soru şudur: Peygamber, vahyin emrettiği SALÂTI neden ve hangi araçla ikame etti? Cevap bizi doğrudan "Nüsuk" ve "Mensek" kavramlarına, yani arınma disiplinlerine götürür. ​2. Nüsuk ve Mensek: Arınma Teknolojisi ​2.1. Kök Anlam (N–S–K) ​Arapça'da Nüsuk , altın ve gümüşün yüksek ateşte eritilerek içindeki tortulardan arındırılması, saf hâle getirilmesi işlemidir. Bu bir "durum" değil, bir süreçtir . ​ Mensek: Bu arınmanın uygulandığı yer, zaman ve yöntemdir. ​ Maide 4 ve "Allah’ın Öğretmesi": Kur'an, eğitilmiş av hayvanlarından bahsederken "Allah’ın size öğrettiği ...

KELİME YAPI TAŞLARI HARFLER - 10 SALÂT Kökünün Harf-Resim Analizi

Resim
  SALÂT — S–L–V Kökünün Harf-Resim Analizi Namazın Harflerle Çizilen Manevî Anatomisi Arapçada “salât” kelimesi çoğunlukla ص ل و (ṣ-l-w) köküne bağlanır; bazı klasik lugatlarda ص ل ء (ṣ-l-ʾ) varyasyonu da açıklanır. Her iki kullanımın da temel anlamı yönelme, bağlanma, devam eden duruş etrafında birleşir. Harf–resim yöntemi, salât kavramını sadece bir ibadet değil, manevî bir duruş formu , harflerin çizdiği bir “yol” olarak okumamıza izin verir. 1️⃣ Ṣâd (ص) — Yoğunluk, İç Disiplin, Toplanma Ṣâd harfi, kadim yazıda içe kıvrılmış bir gövde gibidir; içte birikmiş güç ve iç düzen fikrini taşır. Resim anlamı: iç disiplin sıkıştırma, odaklanma toparlanma bir amaca kilitlenme Ses olarak da baskılıdır: içeride oluşan güçle dışa patlar. ➡️ Ṣâd = kalbi ve bedeni içe toplayan, disipline sokan başlangıç enerjisi. Namazın ilk şartı olan kıbleye dönme , niyet , huşû , bu içsel toparlanmanın tam karşılığıdır. 2️⃣ Lâm (ل) — Yönelme, Bağ Kurma, “-e doğru” Lâm harfi, ...

"Salavat Getirin" diye bir Emir var mı ❓️

Resim
“Salavât Getirin” mi Emir?  Ahzâb 56’nın Kur’an Bağlamında Yeniden Okunması ve Salât–Zikir İlişkisi Bu incelemede, Ahzâb 56. âyetinin yanlış çevrilmesiyle ortaya çıkan “salavat getirme” ritüelinin Kur’an'ın bütüncül mesajıyla ilişkisini incelemekte; özellikle salât-kur’an ilişkisi bağlamında Bakara 200 gibi “Allah’ı anma” fiilinin açıkça emir formunda kullanıldığı ayetlerle karşılaştırmaktadır.  Çalışma, Kur’an’da salâtın “sözlü bir ritüel” değil, vahyi ikame etmek, desteklemek ve uygulamak anlamına geldiğini vurgular. 1. Giriş: Bir Kelimenin Dönüştürdüğü Din Ahzâb 56’da geçen: > اِنَّ اللّٰهَ وَمَلٰٓئِكَتَهٗ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّ يَا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْل۪يمًا gelenekte “Allah ve melekleri peygamberi anıyor; siz de ona salavat getirin” şeklinde yorumlanmıştır. Bu yorumdan hareketle dilden sözlü formüller aktarmak, dinin vazgeçilmez unsurlarından biri hâline gelmiştir. Oysa âyette: “Sözle anın” “Dille ifade edin” “Övgü cümleler...

Salât: Vahiy Merkezli Bir Bilinç Dersi

Resim
  Salât: Vahiy Merkezli Bir Bilinç Dersi Salât kavramı, Kur'an-ı Kerim'de yaygın kanaatin ötesinde, yalnızca fiziksel bir ritüel veya hareketler dizisi olarak değil, asıl itibarıyla vahiy merkezli bir öğrenim , bilinç tazeleme ve sürekli bir manevi/toplumsal destek eylemi olarak sunulur. Fıkhi terminolojide yerleşen "namaz" anlamı, kavramın Kur'an'daki geniş ve derin muhtevasını daraltır. 1. Salât'ın Kök Anlamı: Destek, İlişki ve Yönelim Kur'an'da salâtın fiil kökü olan s-l-v / s-l-y 'nin temel anlamları, desteklemek , ilişkilendirmek , bağ kurmak , yöneltmek ve arkasında olmak gibi eylemlere işaret eder. Bu kök anlam, salâtın bir 'duruş' ve 'tarafta olma' eylemi olduğunu gösterir. Destek ve İlişkilendirme: Allah ve meleklerinin Nebi'ye (Peygamber) salât etmesi, bu anlamı açıkça ortaya koyar. Ahzâb Suresi 33:56: "Şüphesiz Allah ve melekleri Nebi'ye salât ederler (destek olur, yolunu takip ederler). Ey iman...

Musallîn Kavramı

Resim
  ​📚 Kur’an’da “Musallîn” Kavramı: Salâtın Ahlakî ve Toplumsal Boyutu Üzerine Kavramsal Bir İnceleme Geleneksel yaklaşımlarda musallîn, çoğunlukla “namaz kılanlar” şeklinde dar bir ritüel kategorisine indirgenmiş olsa da Kur’an bağlamı, kavramın çok daha geniş, ahlakî ve toplumsal bir içeriğe sahip olduğunu göstermektedir.  Kur’an’a göre musallîn, salâtı sadece ritüel düzeyde yerine getiren değil; onun ahlakî ve sosyal sorumluluk boyutunu hayatına yerleştiren özne olarak tanımlanmaktadır.  Makale, salâtın Kur’an’daki işlevini toplumsal adalet, merhamet ve vahye bağlılık ekseninde değerlendirerek, kavramın modern bağlamdaki yanlış daraltılmalarına eleştirel bir bakış sunmaktadır. ​1. Giriş ​Kur’an’daki temel ibadet kavramları, geleneksel okumalarda çoğunlukla pratik ritüeller üzerinden değerlendirilmiş; bu durum, kavramların anlam daralmasına ve asli bağlamlarından koparılmasına yol açmıştır.  “Musallîn” kavramı, bu daralmaya maruz kalmış en önemli kavramlardan...

Beyt, Salât ve Direniş

Resim
  🕋 Beyt, Salât ve Direniş: Son Nebiye Yöneltilen Rahatsızlığın Kur’an’daki Kavramsal Arka Planı Kur’an, Mekke müşriklerinin son Nebiyi engelleme çabasını salt tarihsel bir olay gibi sunmaz. Bu çaba, dinin özünü boşaltan zihniyetin evrensel bir örneği olarak çizilir. Bu büyük resmin merkezinde şu kavramlar yer alır: Beyt (Kâbe), salât, tevhid, şirk, otorite, çıkar düzeni ve hakikatin yeniden dirilişi. Özellikle Enfâl 35’te tasvir edilen müşriklerin “Beyt yanındaki salâtı”, Nebi’nin neden tehdit olarak görüldüğünü anlamak için anahtar hakikattir. Ancak tabloyu tamamlamak için Beyt’in Allah tarafından ilk inşasıyla yüklenen asli anlamı da hesaba katmak gerekir. I. BEYT’İN ALLAH TARAFINDAN İLK İNŞASI: KAYBEDİLEN ANLAM Kur’an Beyt’i, insanlığın ilahî merkezlerinden biri olarak tanımlar: “İnsanlar için kurulmuş ilk Beyt, Mekke’dedir; berekettir ve âlemler için hidayettir.” (Âl-i İmrân 96) Bu ayet Beyt’in ontolojik kimliğini üç kelime ile kurar: İlk: Tevhidin ilk sembolik m...

Bilinçle Yürüyen Din 🧭

Resim
  ​Bilinçle Yürüyen Din: Korkudan Değil Hakikatten Doğan İman ​ I. Korkunun Gölgesindeki Din: Cehalet mi, Bilinç mi? ​Korku, insanın içgüdüsel savunma refleksidir; hayatta kalmayı sağlar, ancak hakikati göstermez. Korkan insan, sorgulamaz; sadece sığınır. Kur’an ise sığınmayı değil, bilinçli bir yönelişi (îmân) ister. "Gerçekten bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer 9) sorusu, tam da bu ayrımı ortaya koyar: Korku cehaletin kalkanıdır; bilinç ise hakikatin anahtarıdır. ​Bugün din, çoğu kez korku üzerinden yaşatılır: cehennem tehdidiyle, yasak listeleriyle, günah kataloğuyla… Oysa Kur’an, hakikat yolunun “takvâ” , yani bilinçli korunuşla yürüneceğini bildirir. Korkudan doğan dindarlık itaat üretir; ama bilinçten doğan iman, adalet üretir. ​ II. İman: Durağan Kabul Değil, Dinamik Yöneliş ​İman, bir kimlik değil, bir yöneliştir . Bu yöneliş, dışsal bir otoriteye değil, içsel bir farkındalığa dayanır. “Rabbimiz Allah’tır” deyip sonra dosdoğru olanlar (Fussilet 30), inan...