Kayıtlar

Cehennem etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Vakıa Suresinde Cehennem

Resim
Vakıa Suresi’nde Varlık Analizi: Ashabü’ş-Şimâl ve Varoluşsal Dönüşüm Vakıa Suresi, evrensel oluşu ve insanın nihai akıbetini statik bir ceza anlatısından ziyade, "sebep ve sonuç matematiği üzerinden bir mühendislik" çerçevesinde ele alır. Surede sunulan üçlü sınıflandırma, aslında zihinsel işleyişin ve ahlaki seçimlerin sonsuzluk formuna nasıl dönüştüğünü gösteren bir determinizm örneğidir. 1. Varlığın Üç Katmanı: Bilinç Modelleri Surenin girişinde (7–12. ayetler) insanlık, zihinsel ve ruhsal durumlarına göre üç sınıfa ayrılır. Bu ayrım, sadece bir ödül-ceza dağılımı değil, bilincin ulaştığı seviyeyi temsil eder: Sâbikûn (Öncüler): Yüksek farkındalık sahipleri. Şahitlik makamında (Şuhûd) olanlar. Ashabü’l-Yemîn (Sağ Ashabı): Selim bir fıtratla teslim olanlar. Esenlik ve denge (Selâmet) boyutundakiler. Ashabü’ş-Şimâl (Sol Ashabı): Bilinç bozulması yaşayanlar. Hakikati inkâr ve perdelenme (Hicran) içinde olanlar. 2.  Ashabü’ş-Şimâl Sure, cehennemliklerin durumunu fiziksel ...

CEHENNEM: Somuttan Sembolizme, Derin Bir Varlık Krizi 🔥

Resim
🔥 Kur’an’da Cehennem: Somuttan Sembolizme, Derin Bir Varlık Krizi 🧭 Kur’an’ın cehennem tasviri, yalnızca bir “ateş azabı”ndan ibaret değildir. Cehennem, hem duyusal olarak hissedilen fiziksel bir mekân , hem de bilinçsel düzeyde yaşanan içsel bir çöküş olarak sunulur. Bu makale, cehennem kavramını Kur’an’daki çok katmanlı kullanımı üzerinden; dilsel köken, tarihsel arka plan, somut ayetler, sembolik anlatım ve ruhsal bilinç bağlamında incelemektedir. 1. 📜 Köken Analizi: Cehennem Sözcüğünün Etimolojisi “Cehennem” (جهنم) kelimesi, Arapça'da çok derin çukur anlamına gelse de, Arapça kökenli değildir . Bilim adamlarının çoğunluğu, bu sözcüğün İbranice'den Arapçaya geçtiği kanaatindedir. İbranice’deki “ Ge Ben Hinnom ” (Hinnom’un oğlu vadisi), eski Kudüs’te çocukların tanrılara kurban edildiği , atıkların yakıldığı korkunç bir bölgeydi. Bu vadi zamanla “Gehinnam” şeklini almış ve ilahi cezalandırmanın sembolü hâline gelmiştir. Kur’an bu sözcüğü derin çukur anlamıyla b...

YAKLAŞTIRILAN CEHENNEM 🔥

Resim
🔥 YAKLAŞTIRILAN CEHENNEM: Cennetten Uzaklaşan İnsan ve Kur’an’da el-Cahîm’in Dünyevi İnşası “Ve cehennem, gören kimse için yaklaştırıldı.” (Necm 53:57–58) --- 🧭 GİRİŞ: CEHENNEM NE ZAMAN BAŞLAR? Kur’an’a göre cehennem yalnızca “ahiret sonrası” için ayrılmış bir ceza mekânı değildir. Bazı ayetlerde, onun şimdiki zamana ait bir süreç olarak yaşanabileceğine dikkat çekilir: “Cehennem, gören kimse için yaklaştırıldı.” (Necm 53:58) Bu ifade; cehennemin insan davranışlarıyla yakınlaştırılabildiğini, inşa edilebildiğini ve hatta yaşanabildiğini gösterir. Peki insan bu “yaklaştırılan cehennem”e nasıl düşer? --- 🌿 1. CENNETTEN UZAKLAŞMAK = CEHENNEME YAKLAŞMAK Kur’an’da Âdem’in cennetten çıkarılması (Bakara 2:36, A’râf 7:24) mecazi ve temsili bir anlatım içerir. Bu cennet, ahiretteki değil, ilahi uyum ve içsel selamet ortamıdır. “İnin oradan birbirinize düşman olarak!” (Bakara 2:36) ifadesiyle, çatışmalı, ilkesiz ve güvensiz bir hayata geçiş başlar. İnsan doğal dengenin dışına, yani cehenneme ...

Sessiz Değil Hiçbir Şey: Taşlar, Dağlar ve Duygular Konuşuyor 🔊

Resim
🔊 Sessiz Değil Hiçbir Şey: Taşlar, Dağlar ve Duygular Konuşuyor “Yedi gök, yer ve bunların içindekiler O’nu tesbih eder. Hiçbir şey yoktur ki, O’nu hamd ile tesbih etmesin. Ama siz onların tesbihini anlayamazsınız...” (İsrâ 17/44) Kur’an, evrenin her bir parçasının bir dili olduğunu söyler. Taş, toprak, gök, dağ, rüzgâr… Sessiz değildir. Hepsi konuşur, hepsi tesbih eder. Bu ses, duyan için bir çağrıdır; anlayan için bir ilimdir. Kur’an bu suskun dili açığa çıkarır: intak. Çünkü susmak, yokluk değil; çoğu zaman hakikatin en gür sesidir. --- 🌍 Yer ve Gök: Sorumluluğun Ağır Dili “Emaneti göklere, yere ve dağlara sunduk; onlar yüklenmekten çekindiler. Onu insan yüklendi.” (Ahzâb 72) Gök, yer ve dağlar... Sadece sahne değil, şahittirler. Onlar da konuşur: “Bu yük bize ağır gelir.” dercesine geri çekilirler. Bu, onların bilinçsiz değil; irade karşısında tepki veren varlıklar olduğunu gösterir. --- 🔥 Cehennem: İsyan Eden Mekân “Cehenneme: ‘Doldun mu?’ denir. O: ‘Daha yok mu?’ der.” (Qāf 30...

Müddessir Suresindeki "19" BÖLÜM 2

Resim
"Sekar: Ateşte Peki̇şen Tablet ve Müddessir Suresi’nin Gizli Hafızası" Saygıdeğer Okuyucular, Bugün sizlerle, Kur’an’ın gizemli ve bir o kadar derinlikli bir suresi olan Müddessir Suresi üzerinden, tarihsel, yazınsal ve vahyî bir iz sürmeye çalışacağız. Kur’an’da geçen “üzerinde on dokuz vardır” ifadesi, çoğu zaman mistik ya da matematiksel bir diziyle ilişkilendirilmiştir. Ancak biz bu ifadeyi, Mezopotamya uygarlıkları bağlamında yeniden yorumluyoruz. Zira, bu coğrafyada yazı, kil tabletler üzerine yazılırdı. Tabletler önce kurutulur, ardından ateşte fırınlanarak kalıcılaştırılırdı. Bu süreç, Kur’an’da Sekar olarak geçen, yakarak ortaya çıkaran ve hiçbir şeyi bırakmayan anlamlarına gelen ateşi bize hatırlatıyor. İşte burada, levvâha ve beşer kelimeleri devreye giriyor. Çünkü “levvâha” sadece cehennem değil; yüzeyi kavrulmuş bir yazı levhası, yani pişmiş bir tablet olabilir. Ve 30. ayet diyor ki: "Üzerinde 19 vardır." Peki neyin üzerinde? Önceki ayetlerle bağlantıl...

Kur’an’a Göre Cehennem Sonsuz mu? 🌿

Resim
📚 Kur’an’a Göre Cehennem Sonsuz mu? "Ebedîlik" Kavramı ve İlahi Adalet Bağlamında Bir İnceleme 🔍 Giriş: Tartışmanın Temeli Kur’an’da cehennem azabının süresiyle ilgili olarak "ebedî" (أَبَدًا) ifadesi bazı ayetlerde yer alır. Ancak bu ifadenin mutlak sonsuzluk anlamına mı geldiği, yoksa bağlama göre uzun ama sonlu bir süre mi ifade ettiği tartışmalıdır. Bu mesele yalnızca kelime anlamı düzeyinde değil; Kur’an’ın adalet, merhamet, karşılık ve sorumluluk ilkeleriyle birlikte değerlendirilmelidir. --- 1. “Ebedâ” (أَبَدًا) Kelimesinin Anlamı ve Kökeni Arapça “ebed” kökü, klasik lügatlerde genellikle “sonu olmayan zaman” olarak tanımlanır. Ancak bu tanım, matematiksel bir sonsuzluk değil; belirsiz, çok uzun bir süre anlamı da içerebilir. Nitekim Kur’an’da “ebedâ” kelimesi farklı bağlamlarda çeşitli anlam katmanlarıyla karşımıza çıkar: Sonsuz gibi görünen, ama Allah’ın dilemesiyle sınırlı olabilecek bir zaman Uyarı ve tehdit amacıyla kullanılan mecazî uzunluk İnsan algı...

Müddessir Suresindeki "19" BÖLÜM 1

Resim
🔹 Giriş Kur’an’da sayılar, sadece niceliksel bilgi aktarmak için değil; çoğu zaman sembolik, denetleyici veya bilinç açıcı öğeler olarak karşımıza çıkar. Bu sayılar aracılığıyla Kur’an, insanın sadece aklını değil; dikkatini, ön yargılarını ve teslimiyetini de test eder. Özellikle Müddessir Suresi 30. ayette geçen “Üzerinde on dokuz vardır” ifadesi, bu özelliği en vurucu şekilde ortaya koyar. Benzer şekilde Kehf Suresi'nde Ashâb-ı Kehf'in sayısını tartışan zihniyet, Kur’an tarafından eleştirilmektedir. --- 🔹 Müddessir Suresi: "19" Sayısı ve Mecazî Katmanlar "Onun üzerinde on dokuz vardır." (Müddessir 30) Bu ayet, ilk bakışta cehennem bekçilerinin sayısını bildiriyor gibi görünse de, hemen ardından gelen ayet bu sayının aslında bir imtihan aracı, bir zihin ayıklayıcısı olduğunu belirtir: "Biz cehennemin bekçilerini ancak melekler kıldık; sayılarını da inkârcılar için bir deneme kıldık..." (Müddessir 31) Burada 19 sayısı, sıradan bir bilgi değil;...

HİCR SURESİ "zaman üstü kitap " 🌋

Resim
🌋 1. “Açık Kitap”tan Gelen Vahiy (15:1) الر تِلْكَ آيَاتُ الْكِتَابِ وَقُرْآنٍ مُّبِينٍ Elif Lâm Râ. Bunlar Kitab’ın ve apaçık Kur’an’ın ayetleridir. Surenin başında “ Kitap ” ve “ Kur’an ” ayrımı dikkat çeker. Bu ayrım bazı yerlerde şöyle görünür: “Kitap”: Levh-i Mahfuz’da yazılı olan ilahi bilgi, sabit ilke ve gerçek. “Kur’an”: Bu bilginin, belirli olay ve muhataba göre okunan, indirilen hali . Yani Kur’an sadece bir “metin” değil, zamanla buluşan bir akış , vahiyle inşa edilen bilinç tir. Bu da gösterir ki Kur’an hem zamanüstü (kitap) hem zamanla ilişkili (kur’an) bir hakikattir. Bu ayrım çok temel ve çok az fark edilir. 🧠 2. “Alay Etmişlerdi, Ama...” (15:11-13) “Onlardan öncekilere de elçi gelmişti, ama onlar hep alay ettiler.” “Biz de o alayı, onların kalplerine sokarız.” Burada şaşırtıcı olan şu: İnkarcıların alaycılığı , bir dış eylem değil, kalpte yerleşen bir arıza gibi tanımlanıyor. Allah onların bu tavrını “kalplerine yerleştiriyor” çünkü onlar za...