Bilginin Değil, İstikametin Kaybı
Bilginin Değil, İstikametin Kaybı
Kur’an’da Hareket, Yol ve Akleden Kalp
Kur’an Statik Bir Kitap Değil, Yürüyen Bir Hitaptır
Kur’an, insanı bilgilendirmekten çok yerinden kaldırmayı amaçlayan bir hitaptır. Bu yüzden onun dili, masa başı bir epistemolojinin değil; yol, sefer, hicret ve dolaşma metaforlarıyla örülü dinamik bir varoluş çağrısıdır. Hacc Suresi 46. ayette geçen şu soru, bu çağrının en çarpıcı örneklerinden biridir:
“Yeryüzünde dolaşmıyorlar mı ki kendileriyle akledecek kalpleri, kendileriyle işitecek kulakları olsun? Gerçek şu ki kör olan gözler değil, göğüslerdeki kalplerdir.”
Bu ayet, insanın sorununu bilgi eksikliği olarak değil, istikamet kaybı olarak teşhis eder. Kur’an’a göre hakikat, zihinde biriken bir veri değil; yürüdükçe açılan bir ufuktur.
1. Akıl Bir Nesne Değil, Bir Eylemdir
Bu küçük fark, büyük bir ontolojik devrimdir.
-
Sahip olunan bir organ değil
-
İcra edilen bir harekettir
“De ki: Yeryüzünde dolaşın da Allah’ın yaratmaya nasıl başladığını görün.” (Ankebût, 20)
Allah, yaratılışın sırrını kütüphanelerde değil, yollarda aramayı emreder. Hareket etmeyen zihin, başkasının bilgisini tüketir; yürüyen zihin ise hakikati bizzat inşa eder.
2. Körlük: Görme Yetisinin Değil, Yön Yetisinin İptali
Ayetin en sarsıcı iddiası şudur:
“Kör olan gözler değildir; kör olan göğüslerdeki kalplerdir.”
Burada “kalp”, duygusal bir merkez değildir. Kur’an’da kalp:
-
Kararın alındığı yer
-
Yönün belirlendiği merkez
-
İradenin ikametgâhıdır
“Onların kalpleri vardır ama onlarla anlamazlar; gözleri vardır ama onlarla görmezler; kulakları vardır ama onlarla işitmezler.” (A‘râf, 179)
Bu ayet, duyuların çalıştığını; fakat istikametin kilitlendiğini ilan eder.
3. Firavun Paradigması: Açık Gözle Kör Olmak
Firavun:
-
Asayı gördü
-
Ejderhayı gördü
-
Mucizeyi algıladı
Optik bir problemi yoktu.
Ama yön değiştirmedi.
4. Akleden Kalp: Veriden İradeye Geçiş Noktası
Kur’an’ın akletmeyi kalbe nispet etmesi, rasyonalite ile ahlakın ayrılmazlığını ilan eder.
-
Beyin: “Bu nedir?” der
-
Kalp: “Ne yapmalıyım?” sorusunu cevaplar
Ama bildiği hakikate doğru adım atmamıştır.
Bu yüzden Kur’an’da sapma:
-
Yanlış bilmekle değil
-
Yürümeyi reddetmekle başlar
5. Modern Zamanların Körlüğü: Bilgi Okyanusunda Pusulasızlık
Modern insan:
-
Her şeyi bilir
-
Hiçbir şeye yürümez
Kur’an’ın “körlük” tanımı tam olarak budur.
“Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir; gözlerinin üzerinde de bir perde vardır.” (Bakara, 7)
Sonuç: Hakikat Yürüyene Açılır
Kur’an’ın devrimsel tezi şudur:
Hakikat, zihne değil; yürüyene açılır.
Hacc Suresi 46. ayet bizi şu soruyla baş başa bırakır:
Gözlerin açık olabilir; ama ayakların seni hakikate taşımıyorsa,gördüğünün hiçbir şeyin değeri yoktur.

Yorumlar
Yorum Gönder