Kayıtlar

Rükû etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Kur’an’da “Salât” Bağlamında Kavramsal İnşa

Resim
Kur’an’da “Salât” Bağlamında Kavramsal İnşa: Kıyâm, Rükû, Secde, İtikâf, Tavaf ve Tekbir Kur’ân-ı Kerîm’in kavramsal haritası incelendiğinde, her bir kelimenin yüzeydeki ritüelistik anlamının ötesinde, varoluşu, insanı ve toplumu birbirine bağlayan derin bir kök sistemine sahip olduğu görülür. İslam düşünce tarihinde yaşanan en büyük kırılmalardan biri, "dinlerin ölüşü ritüellerin doğuşu ile başlar" sosyolojik gerçeğinde gizlidir. Başlangıçta tevhidî birer devrim ve bilinç inşası olarak vahyedilen kavramlar, zamanla siyasal, fıkhî ve geleneksel süreçlerin etkisiyle şekilsel kalıplara indirgenmiş; dinin ahlaki ve toplumsal özü sembollerin ardında görünmez hâle gelmiştir. Bu bağlamda; Kur’an’ın evrensel hitabında es-Salât , Kıyâm , Rükû , Secde , İtikâf , Tavaf ve Tekbir kavramları, salt fiziksel hareketlerden ibaret birer nüsük değil; bireyin ve toplumun vahiyle kurduğu kurucu bağı, adanmışlığı ve şirke karşı duruşu simgeleyen ahlaki ve aksiyoner birer hayat mimarisidir. 1....

Rükû: Gözlemlenebilen Bir Eylem

Resim
Kur’an’da Rükû: Gözlemlenebilen Bir Eylem Olarak Gücün Eğilmesi Giriş: Rükû Neden Görülür? Kur’an’da rükû, modern dindarlıkta indirgendigi gibi yalnızca “kişisel ibadet anı” değildir. Aksine Kur’an dili, rükûyu gözlemlenebilen, tespit edilebilen ve toplumsal karşılığı olan bir eylem olarak sunar. Bu tespit, rükû ile ilgili ayetlerde kullanılan fiil kalıpları, sıfatlar ve gramer yapıları incelendiğinde açıkça ortaya çıkar. Kur’an’da bir eylem “görülüyor” olarak niteleniyorsa, bu eylem artık sadece iç dünyaya ait olamaz. Rükû tam olarak böyledir. 1. Ayet Net Konuşur: “Onları Rükû–Secde Halinde Görürsün” Fetih 29: “Onları rükû–secde hâlinde görürsün.” (تَرَاهُمْ رُكَّعًا سُجَّدًا) Burada kullanılan fiil “terâhum” (onları görürsün) fiilidir. Bu, rükûnun: Niyetle sınırlı olmadığını Kalpte gizli bir hâl olmadığını Dışarıdan fark edilen bir duruş olduğunu gösterir Eğer rükû sadece içsel bir tevazu olsaydı, Kur’an “bilirsin” derdi, “hissedersin” derdi; “görürsün” demezdi. 2. Görülen Şey Ne? Be...

RÜKÛ: KİBRİN KIRILDIĞI EŞİK

Resim
  RÜKÛ: KİBRİN KIRILDIĞI EŞİK Teslimiyet Öncesi Benliğin Çöküşü Üzerine İnsan çoğu zaman Allah’a inanır; fakat kendinden vazgeçmez . Diliyle teslim olur, fakat zihninde hâlâ ölçüyü kendi koyar. İşte Kur’an’ın asıl mücadelesi tam burada başlar. Çünkü Kur’an’a göre en tehlikeli put, taş ya da heykel değildir; kibirle tahkim edilmiş benliktir . Rükû, bu gizli putun hedef alındığı ilk eştir. O bir beden hareketi değil; iktidarın el değiştirmesidir . Kim hükmeder? Kim ölçü koyar? Kim mutlak kabul edilir? Rükû bu sorulara verilen fiilî cevaptır. 1. RÜKÛ: SADECE BEDENSEL BİR EĞİLİŞ DEĞİL  Kur’an’da rükû, salt fiziksel bir eğilme olarak sunulmaz. Rükû, insanın kendini merkeze koymaktan vazgeçmesi , ölçüyü dışarıdan –Allah’tan– kabul etmesidir. Bu nedenle rükû, istikbârın (büyüklük taslamanın) tam karşısında durur. İstikbâr “eğilmem” demektir. Rükû ise “artık direnmeyeceğim” itirafıdır. Kur’an’da İblîs’in suçu secde etmemesi kadar, eğilmeyi reddetmesidir . Gerekçesi nettir: ...