Dinin Başlangıç Noktası
Fıtrata Dayalı Din ve Bölünmüş Din: Kur’an’ın İki Ayrı Tasviri
1. Dinin Başlangıç Noktası: Fıtrat
“Hanif olarak dine yüzünü ikame et. İnsanların üzerinde yaratıldığı Allah’ın fıtratı…”
Kur’an dinin kaynağını fıtrata yerleştirir. Din sonradan icat edilen teoriler, töreler, kilise düzeni, hiyerarşiler, tarikat yapıları değildir. Din, insanın yaratılışına gömülü olan “Allah’a yöneliş istidadıdır.”
Buradaki ifade dikkat çekicidir:
-
Fıtrat Allah’ın halk etmesi ile bağlantılıdır.
-
“La tebdile li halkillah” — Allah'ın yaratışında değişme olmaz.
Demek ki din dışsal bir sistem değil; içsel bir kurulumdur.
Bu yüzden Kur’an’da din sık sık:
-
ikame edilir (kurulur),
-
yönelinir,
-
bozulabilir,
-
parçalara ayrılabilir.
Ama öz fıtrat sabit kalır.
2. Kayyim Din: Ayakta Tutulan, Ayakta Tutan
“Zâlike’d-dînü’l-kayyim” ifadesi aslında çift anlamlıdır:
-
Kayyim = ayakta duran, bozulmamış, sabit
-
Kayyim = ayakta tutan, doğru yola sevk eden, işlevsel
Kur’an’da dinin varlıkla ilgili ve hayatla ilgili yönü iç içedir.
Bu aynı zamanda gösterir ki Kur’an’a göre din:
-
teorik bir ideoloji değil,
-
hayatta karşılığı olan bir istikamet.
3. Dinden Şirk’e Değil: Fıtrattan Yabancılaşmaya
-
ayet blokta üç emir gelir:
-
Münibîn = dönerek, yüz çevirerek, içgüdüsel bir yönelimle
-
Takva = sınırı bilerek, sakınarak, bilinçle
-
Salâtı ikame = toplumsal anlamda düzeni, zikri, bağlayıcı bağı kurarak
Bu üçlü, Kur’an’da “şirk” karşıtı mekanizmadır.
Şirk klasik anlamıyla sadece puta tapma değildir; Kur’an bağlamında:
fıtrata yabancılaşmak + yönü kaybetmek + orta koymak + mercileri çoğaltmaktır.
4. Parçalanmış Din ve Gruplaşmış Dindarlık
Ve zirve 32. ayet:
“Dinlerini parçalara bölen ve grup grup olanlardan olmayın.”
Buradaki “Ferraku dinehum” kelimesi, dinin aslında tek parça (vahiy + fıtrat + haniflik) olduğu gerçeğine işaret eder. Parçalama insanın işidir.
Ardından gelen ifade daha da serttir:
“Her hizip, kendi yanındakiyle övünür.”
Bu, psikolojik ve sosyolojik bir tespit:
-
Doktriner üstünlük taslaması
-
Grup aidiyetinin hakikatin önüne geçmesi
-
Mezhep – cemaat – ekol – lider – yorum merkezli dindarlık
-
Hakikatin yerine kimlik alması
Kur’an’ın eleştirisi farklılığın değil, bölünmenin; yorumun değil, övgü ve aidiyetin üzerine kuruludur.
Bu ayetler, tarihsel din yapılarının tam göbeğine oturur:
-
Yahudilerin fırkaları
-
Hıristiyanlık mezhepleri
-
İslam’daki mezhepsel yapılanmalar
-
Sufi tarikatlar – kelami ekoller – siyasi cemaatler
-
Modern ideolojik kimlik dindarlığı
Hepsinde şu ortak fenomen görülür:
Hakikat → araçGrup → amaç
5. Haniflik = Birleştirici Ilke
Hanif kelimesi, Abrahamik çizgide içsel bir kıbleyi ifade eder. Yani:
-
Yönü sabitlemek
-
Kıbleyi teklemek
-
Kaynağı sadeleştirmek
Haniflik “çoğul tanrılığa” değil, “çoğul merciliğe” karşıdır.
Bugünün dünyasında haniflik:
Allah → tek referansFıtrat → veri tabanıVahiy → doğrulayıcı otorite
olarak okunabilir.
6. Bu Blok Neyi Söylüyor?
Aslında üç ayet, tek cümlelik bir özet çıkarır:
Din fıtrattır; fıtrat bölünmez. Bölünen din değil, insanların kurduğu dindarlıklardır.
7. Günümüzde
Bu ayetlerin bugüne vurduğu yer çok net:
-
Kimlik üzerinden dindarlık
-
Mezhepçilik
-
Cemaatleşme
-
Ekol övgüleri
-
“Biz ve onlar” ayrımı
-
Hakikatin değil kabileleşmenin peşine düşmek
Kur’an tam buradan vuruyor:
“Her hizip, kendi yanındakinden memnun.”
Burada teolojik kibir + sosyolojik tatmin aynı anda eleştiriliyor.
Küçük Bir Tespit
Bu blok aynı zamanda Nuh–İbrahim–İsmail çizgisindeki hanifliğin Peygamber sonrası dağılma fenomenine karşı bir uyarıdır. Tarihsel olarak her peygamber sonrası:
-
Saf fıtrat → ritüelleşme → kurumlaşma → parçalanma
döngüsü yaşanır.
Rûm 30–32 bunu adeta önceden teşhis etmiş bir uyarıdır.
UYARI / HATIRLATMA
.jpg)
Yorumlar
Yorum Gönder