Duasızlığın Kibri

 


Duasızlığın Kibri: Kur’an’da Değerin Ölçüsü

Değer Nereden Gelir?

Kur’an, insanın değerini sahip olduklarıyla değil; yöneldiği yerle ölçer. Bu ölçünün en çarpıcı ifadesi Furkân Suresi 77. ayette yankılanır:

“De ki: Duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin?” ⚠️

Bu cümle bir teselli değil, bir ikazdır. İnsan onurunun kaynağını yerinden oynatan, modern insanın en büyük yanılgısını hedef alan bir yüzleştirmedir.

Dua: Zayıflık Değil, Konum Bildirimi

Dua çoğu zaman yanlış anlaşılır. Zayıflık anlarının sığınağı, çaresizlik refleksi gibi görülür. Oysa Kur’an’da dua, insanın varoluşsal konumunu beyan etmesidir.

Dua eden insan şunu söyler:

  • Ben mutlak değilim.

  • Ben kendime yeterli değilim.

  • Ben bir merkeze yöneliyorum.

Dua etmeyen ise sessizce şunu ilan eder:

“Ben kendime yeterim.”

Bu sessizlik masum değildir. Kur’an bu hali istikbâr olarak adlandırır.

Mü’min 60: Duanın Karşıtı Günah Değil, Kibir

Mü’min Suresi 60. ayet, dua etmemenin ahlaki mahiyetini açıkça ortaya koyar:

“Rabbiniz buyurmuştur ki: Bana dua edin, size cevap vereyim. Kibre saparak bana ibadetten uzaklaşanlar, aşağılanmış bir halde cehenneme gireceklerdir.”

Ayet dikkat çekici bir denklem kurar:

  • Dua = İbadet

  • Duadan uzaklaşma = Kibir

Burada cehennem tehdidi günaha değil, kendini yeterli görme yanılgısına yöneliktir. Çünkü kibir, insanın Allah’la bağını koparan temel hastalıktır.

“Değer” Meselesi: İnsan Ne Zaman Anlamlıdır?

Furkân 77, sarsıcı bir soru sorar:

“Duanız olmasa…”

Yani:

  • Yöneliş yoksa,

  • Talep yoksa,

  • Muhatap alma yoksa,

Allah katında insan neden değerli olsun?

Bu ifade insanı küçültmez; aksine yerini öğretir. Değer, insanın kendinden menkul değildir. Değer, hakikatle kurulan bağın sonucudur.

Modern Zihnin Çıkmazı: Duasız Özgüven

Modern insan kendine güvenmeyi erdem sayar. Kur’an ise sınırı çizer:

  • Kendine güven ≠ Kendine tapınma

  • Sorumluluk ≠ İlahlaşma

Dua, insanın haddini bilmesidir. Haddini bilmeyen özgür değil, körleşmiştir.

Aşağılanma: Ceza Değil, Sonuç

Mü’min 60’ta geçen “aşağılanmış olarak” ifadesi, keyfî bir ceza değil; doğal bir sonuçtur. Kendini büyük gören benlik, hakikatle yüzleştiğinde küçülür. Bu küçülme zorla değil, gerçeğin ağırlığıyla olur.

Sonuç: Dua Bir Rica Değil, İlişkidir

Kur’an’da dua:

  • Bir dilek listesi değil,

  • Bir kriz telefonu değil,

  • Bir ritüel hiç değildir.

Dua, insanın Allah’la ilişki kurma iradesidir.

Ve Kur’an son sözü sert söyler:

“Duanız olmasa…”

Yani:

  • Yönelmiyorsan,

  • Bağ kurmuyorsan,

  • Muhatap almıyorsan,

Değer iddian boştur.

Bu ayet, insanı yüceltmez; yerli yerine koyar.


UYARI / HATIRLATMA


Bu metinlerde yer alan görüş, yorum ve çıkarımlar, beşerî çabanın bir ürünüdür.

Lütfen her ifadeyi Kur’an’ın bütünüyle değerlendirin; ayetlerin rehberliğinde tartın, ölçün ve doğrulayın. 

Hakikatin tek ölçüsü Allah’ın kitabıdır. Yanlış varsa bize, doğru varsa Allah’a aittir.

Diğer kategorize edilmiş yazılarımıza aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz

Yorumlar

Öne çıkan Makaleler

Kurana göre Sevgi ile Aşk ❤

YASAK MEYVE ? 🍎

Habibullah demek ŞİRKTİR 📣